Onun bu hayatta benim için yeri yoktu ve asla olmayacak! Bugün duygularımı ortaya koymaya karar verdim. Ne bir acıma ne de bir tavsiye bekliyorum – sadece içimdeki bu ağırlıktan kurtulmam gerekiyor. Nelerden geçtiğimi biliyorum ve acıya, ihanete rağmen, başım dik şekilde yaşamaya devam edeceğim. Çünkü ben içtenlikle sevdim.
Aleyna ile dört yıl önce Eskişehir’de bir festivalde tanıştım. O sadece birkaç günlüğüne gelmişti ama bu süre, aramızda bir kıvılcımın alevlenmesi için yeterliydi. Her şey bir film gibi geçti – uzun sohbetler, kahkahalar, sevgi dolu bakışlar. İki ay sonra, eski hayatını geride bırakarak benimle birlikte yaşamaya karar verdi.
İkimiz de boşanmıştık, ihanete uğramıştık. Ben eski eşimle iletişim kurmuyordum, o da eski kocasıyla. Aleyna, eski kocasının hayatını nasıl zorlaştırdığını, kızlarını nasıl manipüle ettiğini anlatmıştı. İkimizin de arkasında yaşanmış dramalar vardı ve nihayet huzurlu, olgun bir aşkı bulmuş gibiydik.
Mutluydum. Ama o değildi.
Ben gerçekten onu seviyordum. Hiç kimse ve hiçbir zaman benim için onun kadar kaygılanmamıştı. Birlikte yaşamaya başlamıştık, geleceğimizi planlıyorduk. Olgun yaşta aşk, gerçekten özeldi. Ne istediğini biliyorsun, anıların kıymetini biliyor, yaşamı bilinçli şekilde deneyimliyordun.
Ama hayat yine karşıma beklemediğim bir darbe çıkardı.
İhanet
Temmuz’un başında ikimiz ilk kez tatile çıktık – güneyde, Bodrum’a. Denizin, güneşin, sahil boyunca uzun yürüyüşlerin tadını çıkarmıştım… Her şeyin harika olduğuna emindim.
Ama aniden eski eşi ve kızıyla birlikte, iki yaşındaki torunlarıyla beraber, yakınlarda, Fethiye’de tatil yaptıklarını öğrendim.
Aleyna’nın, onlarla iletişim kurmadığını, kızının onu tanımak istemediğini ve geçmişten kopuk olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Ama bir gün telefon çaldı. Aleyna ekrana baktı ve aniden sevinçle parladı.
– Tabi ki, gelin! Biz burada, oteldeyiz… – sesini duydum.
Ne olduğuna anlam veremedim. Nasıl oldu da bir anda karşılaştılar?
Birkaç saat içinde geldiler. Kızı bana bile bakmadı – tüm dikkati annesine odaklanmıştı. Aleyna ise sanki ışıldıyordu. Torununu daha önce hiç görmemişti ve işte, şimdi olmuştu.
Ağlıyordu, bebeği kollarında tutarak onu öpüyor, kucaklıyordu. Bunu görmek zorundaydım. Kendimi gereksiz hissediyordum.
– Biraz dışarı çıkacağım, – dedim, onlara yalnız kalmaları için fırsat tanıyarak.
Döndüğümde eski kocasının ona baktığını gördüm… Şefkatle, içten bir özlemle.
Bir huzursuzluk hissettim.
Gözle görülmeyen çatlak
Onlar gittikten sonra, odamıza döndük. Aleyna hemen uyudu, bana iyi geceler bile dilemedi. Bu, ilk kez olmuştu.
Ertesi sabah garip görünüyordu – gergin, düşünceli.
– Sadece başım ağrıyor, – dedi.
Ama bir şeyler değişmişti.
Birkaç gün sonra, erken dönmemiz gerektiğini söyledi. Eşyalarını aceleyle topladı, yolda neredeyse hiç konuşmadı.
Sonra… Sonra kayboldu.
Kaybolma
Döndükten sonraki gün “iş için” İstanbul’a gitti. Bir daha geri dönmedi.
Ona telefon açtım ama baştan savma bahanelerle karşılaştım – “metrodayım”, “toplantıdayım”, “sonra arayacağım”. Ama aramadı.
Tekrar arayacak gücüm yoktu. Gerçekten yapamazdım.
Bir hafta boyunca telefona uzandım, sonra onu yatağa attım, bir yalan daha duymanın dayanılmaz olacağını anladım.
Her şeyi kelimelere ihtiyaç duymadan anladım.
Kapalı kapı
İki hafta sonra aradı. Sesinde yumuşak, sanki suçlu gibi bir ton vardı.
– Bir hata yaptım. Yanlış düşündüm… Kayboldum… Özür dilerim.
Başka şeyler de söyledi ama ben artık dinlemiyordum.
– Geç oldu, Aleyna.
Ve telefonu kapattım.
O yeni-eski adamın değişmesini beklemiyorum. Belki bir yıl, iki veya üç yıl sonra tekrar arar.
Ama artık bu önemsiz.
Hayatımda onun için artık bir yer kalmadı.




