Evliliğe Gerek Yok – Hayatımın Sonbaharında Sorun İstemiyorum
56 yaşındayım. İki yıldır sevdiğim ve yanında huzur bulduğum bir adamla birlikte yaşıyorum. Ancak o sürekli aynı soruyu gündeme getiriyor: “Neden evlenmiyoruz?” Oysa ben evliliği istememekten öte, ondan korkuyorum. Bu yaşta, onca fırtınayı atlattıktan sonra, insan artık evliliği mucize gibi görmez. O, huzur, sıcaklık ve basitlik ister. Ama evlilik; sorumluluk, bürokrasi, mal paylaşımı, yetişkin çocukların hoşnutsuzluğu ve bitmek bilmeyen “ya şöyle olursa”ları beraberinde getirir. Ve ben artık bu “ya şöyle olursa”lardan yoruldum.
Hayat arkadaşımın adı Ali. Benden beş yaş büyük. Onunla bir kaplıcada, ciddi bir hastalıktan sonra sağlığımı toparlamak için gittiğimde tanıştık. Başlarda her şey kolaydı: yürüyüşler, geceye kadar süren sohbetler, yakındaki kentlere geziler, ortak bir mizah anlayışı. Sonra gerçek hayata döndük. Ali, ebeveynlerimden miras kalan üç odalı evime taşındı. Oğlum büyüdü, İstanbul’da çalışıyor. Kızım ise üniversite öğrencisi, benimle yaşıyor. Ali de boşanmış. İlk evliliğinden iki kızı var, ikisi de anneleriyle yaşıyor ve okuyorlar.
Ali ile birlikte yaşıyoruz, günlük işleri paylaşıyoruz, şehir dışına kaçamaklar yapıyoruz, ama herkes kendi parasını harcıyor. Onun kendi emekli maaşı, kendi arabası var. Benimse bir evim, şehir dışında bir arsam, birikimlerim ve kendi maaşımla aldığım bir arabam var. Ali, kızlarına bazen gereğinden fazla yardım ediyor. Ben de kızımı destekliyorum, ama ona bağımsız olmayı öğretmeye çalışıyorum.
Her şeyimiz yolunda. Kavga etmiyoruz, ilişkilerimizi sorgulamıyoruz. Herkesin kendi özel alanı var. Ama işte o evlenmek istiyor, ben ise istemiyorum.
Onu sevmediğimden değil, daha önce bir kez evlilik yaptım. İyi bitmedi – kavgalar, mal paylaşımı, mahkeme ve aşağılanma. Eski eşim, yıllarca para biriktirerek aldığım evimi elimden almaya çalışırken, aldatılmış numarası yaptı. Tekrar güven duymayı öğrenmem yıllarımı aldı.
Şimdi de Ali tekrar soruyor: “Neden benimle evlenmek istemiyorsun?” Anlamıyor. Ve ben onun duygularını incitmeden nasıl açıklayacağımı bilmiyorum.
Evimin, emeğimin, hayatımın, farklı düşündüğümüzde paylaşılacak bir konu olmasını istemiyorum. Çocuk değiliz. Ortak çocuk yapamayacağız, yeni bir hayat kurmayacağız. Her şey zaten kurulu. Neden yıkıp yeniden yapalım?
Bir de çocuklarım var – Ali hakkında hiç olumsuz bir şey söylemediler, ama kızım ona mesafeli, nazik davranıyor. Oğlum ise hiçbir yorumda bulunmuyor. Eminim, evlilik söz konusu olursa endişeler başlar. “Acaba şimdi ev üzerinde hak iddia eder mi?” “Anneleri bir şeyleri onun üzerine mi yapar?” Onların hayatı zaten zor. İleride evi satıp kendime küçük, sevimli bir daire almayı ve geri kalan parayı çocuklarıma vermeyi düşünüyorum. Ki onlar da kredi çekip ya da en azından makul bir ev kiralayıp rahatça yaşasınlar. Ama evlenirsem bu zorlaşır. Her şey “ortak” sayılır.
Fazladan evrak, bir şeyler ters giderse mahkemelerde uğraşmak istemiyorum. Sadece sevdiğim insanla yaşamak ve onun benimle sırf adres yüzünden, ev yüzünden ya da yalnız kalma korkusu yüzünden olmadığından emin olmak istiyorum.
Son aylarda Ali değişti. Suskunlaştı, içine kapandı, daha sık beni “onu sevmediğimle” suçluyor. Alıngan, iğneleyici oldu. Her şeyi “hesaplı” yaptığımı söylüyor. Bunları duymak canımı yakıyor. Çünkü onunlayım, çünkü onu seviyorum ve yanında olmak istiyorum. Sadece evlenmek istemiyorum.
Biz yirmili yaşlarda olup damga vurduğunda her şeyin değişeceğine inanan aşıklar değiliz. O damga bir şey değiştirmez, sadece zorluk ekler. Bu yaşta aşk; nikah, yüzük ya da soyadı değildir. Bu zorluk anında uzatılan bir eldir, akşamları birlikte sessizce televizyon izleyebileceğin, yanında olduğunu bilip huzur bulabileceğin kişidir.
Ancak Ali sanırım damga olmadan ciddiyetimi anlayamıyor. Ve ben de düşünüyorum ki belki de gerçek olgunluk, karşılıklı kontratlar ve zorunluluklar olmadan sevebilmektir.
Hikayemizin nasıl biteceğini bilmiyorum. Belki kırılıp gider. Belki anlar. Ama pozisyonumdan vazgeçmeyeceğim. Çok şey yaşadım, ilişkilerde kendimi yeniden kaybetmemek için. Sessizlik, saygı ve iç huzuru istiyorum. Mal paylaşımı ve resmi bir “eş” değil.
Bana statü değil, insan lazım. Bunu anlamıyorsa, belki de beklediğim insan o değildir.




