Üç yıldır mutlu bir evlilik sürdürüyordum, ta ki birkaç ay öncesine kadar. 35 yaşındaki eşim, benim ve çocuklarımızın geleceğini tehlikeye atacak bir sır saklıyormuş. Olayların ortaya çıkmasıyla birlikte adeta dünyam başıma yıkıldı, ne yapacağımı bilemez hale geldim. O zamandan beri, geceleri uyumadan önce düşündüğüm tek şey bu mesele oldu.
Eşim evliliğimiz boyunca son derece dikkatli ve sevgi doluydu, o yüzden bir şeyleri fark edememiş olmam benim için büyük bir şok oldu. Çocuklarımızla ilgilenir, sabah işe giderken bile bizi öpmeden çıkmazdı. Ancak sonra, yıllardır süregelen bu oyunun farkına vardım. Meğerse o, başka bir şehirde, ikinci bir yaşamı sürdürüyor, orada bir çocuğu daha varmış. İçimdeki sessizlik çığlıkları karanlıklarda yankılanıyor. 28 yaşımdayken, İzmir’in sevimli bir semtinde onunla evlenmiştim. O benden iki yaş büyüktü ve aşkımız zorlukların üstesinden gelerek bugüne kadar gelmişti.
Zaman zaman maddi olarak zorlansak da, hep dayanışma içinde birbirimize sarılarak sıkıntıları aştık. İlk zamanlarda, cebimizdeki her kuruşu dikkatle harcarken, sonrasında işler açıldı. Eşim kendi şirketini kurarak küçük bir mağaza zincirini işletti ve işler iyi gitmeye başladı. Her şeyi kontrol ederdi; işin içinde fazla kimseyi karıştırmazdı. Ben de günlük işle ilgili fazla bir şey bilmiyordum, onun işlerine karışmazdım.
Benim bilmediğim ise, eşimin iş yerinde tanıştığı, genç ve enerjik bir çalışanla farklı bir hayat sürdürdüğüydü. Bu kadın yıllardır eşimin yanında çalıştıktan sonra, hamile kalmış ve ona bir oğul doğurmuş. Eşim için ikinci kez baba olmanın heyecanı, gece balık avları ve iş seyahatleri bahanesi altında gizlenmiş. Kendisini bir Avustralya seyahatindeymiş gibi göstererek aslında o şehirde ailesiyle vakit geçiriyormuş.
Aklıma bile gelmezdi bunu yapabileceği. Dostlarımızın bazıları bu durumu en başından beri bilip susmuşlar. Eşimin bir gün gerçekle yüzleşeceğini düşünerek ona şans verdiler belki. Fakat her şey sabrımı taşırdı. Eşimin işlerinin son zamanlarda kötü gitmesi, aslında çok daha büyük bir felaketin habercisiymiş. İşiyle ilgili sıkıntılar çıktığında, evde gergin ve suskun hale geldi. Sonra bir gün, iş bahanesiyle evin kapısından çıkıp gitti ve telefonunu evde unuttu.
Telefonu çaldığında, erkek bir ismin görünmesiyle yanıtlamak istedim. Ama karşımdaki ses kadındı: “Sevgilim, ne zaman döneceksin? Özledik seni.” Dünya başıma yıkıldı. Kim olduğunu sorduğumda, soğukkanlı bir şekilde, eşimin her şeyi açıklaması gerektiğini söyledi.
Döndüğünde sarhoş haldeydi. Hiç umursamadan, zaten bilmediğim şeyleri anlattı. Yıllardır iki ayrı hayat yaşıyormuş. Suçu bana attı; ilgimi başka şeylere vermem yüzünden böyle olduğunu söyledi. Çalışanı hamile kaldığında, ilişkiden kaçamamış ve kendi ailesini kurabilecek hale gelmiş. Gizli olarak başka bir mağaza açmış ve oradan elde ettiği gelirle diğer ailesini geçindirmiş. Bana olan ilgisizliğine tahammül edemeyeceğim bir noktaya gelmiştim artık.
Şimdi, pişman bir halde önümde diz çökmüş, her şeyi bitirdiğini söylüyor ama çocuğunu terk edemeyeceğini ifade ediyor. Onunla yaşadığım her anı, artık birer zehir gibi hissediyorum. Bütün bunları düzeltmek mümkün mü bilmiyorum. Eğer ayrılırsak, bir daha hiç eskisi gibi olmayacağımızı biliyorum. Ama bu yükle yaşamak da benim için dayanılmaz.
Boşanmanın tek çıkış yolu olduğunu hissediyorum. Onunla geçirdiğim 15 yılın ardından, bu ihaneti nasıl affedebilirim? Onun değişeceğini nasıl umut edebilirim? Kalbim, onunla ilgili güzel olan ne varsa geride bırakmak zorunda olduğumu söylüyor. Ancak karar vermeden önce, bunu nasıl çözeceğim konusunda akılcı bir tavsiyeye ihtiyacım var. Yanlış bir karar vermek korkusundayım. Ne yapmalıyım?




