Yemek Paketler misiniz?” – Unutulmaz Bir Ziyaret

Rüyamda garip bir ziyaret vardı. Öyle tuhaf ve gerçeküstüydü ki, uyandığımda hâlâ şaka mıydı yoksa hakikat mi anlayamadım. Eşimin iş arkadaşı ve ailesinin evimize yaptığı o son ziyaret, omurgamda bir ürperti bıraktı ve bir daha asla “az tanıdık iyi insanları” davet etmeme kararıyla birlikte hafızama kazındı.

İzmir’de yaşıyoruz. Ben ev kadınıyım, küçük ama şirin bir dairemiz var. Bir kızımız var, Aylin, ve bu, her günü dolu dolu geçirmemiz için yeterli. Eşim sosyal bir insan, proje ekibinde çalışıyor ve sık sık işten hikâyeler anlatır. Bu hikâyelerde en çok adı geçen, Mehmet’ti. Hareketli, şakacı, güvenilir görünen biriydi. İş arkadaşlarını kollayan, gerekirse yerine geçen bir adam. Eşim ona sıcak bakıyordu. Bir gün, Mehmet ve ailesinin bizi ziyaret etmek istediğini söylediğinde itiraz etmedim. Şaşırdım tabii, daha önce pek samimi değildik.

Ve bir akşam, kapımızda belirdiler: Mehmet, eşi Yasemin ve küçük kızları. Bizim Aylin’le yaşıt bir çocuk, sevindim, belki oynarlar diye düşündüm. Başlarda her şey iyi gibiydi. YaseminUser”Eveet, sonunda uyandın!” diye söylendi annem, perdeleri çekerek odama dolan güneş ışığıyla birlikte.

Uykulu gözlerimi ovuşturdum. “Ne zaman geldin?” diye mırıldandım.

“Daha demin. Bak, kahvaltı hazır. Hadi kalk artık, gün ortası oldu.”

Yorganın altından çıkıp ayağa kalktım. Aniden başım döndü. Yatağımın kenarına tutundum. Annem gülümsedi. “Yine o rüyalar, değil mi?”

Evet. Yine o rüyalar. Ama bu sefer farklıydı. Daha net, daha gerçek. Ve en önemlisi, içinde Atakan vardı.

“Hadi, giyin. Baban da aşağıda bekliyor,” dedi annem çıkarken.

Yüzümü yıkadım, siyah kot pantolonumu ve beyaz tişörtümü giydim. Aynaya baktığımda gözlerimdeki hâlâ uykulu ifade beni rahatsız etti. Saçlarımı hızlıca taradım ve aşağı indim.

Babam mutfak masasında gazetesini okuyordu. Yanında, boş bir sandalyede çantam duruyordu. Hemen yanına oturdum. Annem tabağıma omlet, zeytin, peynir ve reçel koydu.

“Günaydın,” dedim, çatalı elime alırken.

Babam gözlerini bile kaldırmadı. “Öğlene yakın günaydın mı olur?” diye mırıldandı.

İç geçirdim. “Peki, iyi günler o zaman.”

Annem bardağıma çay doldurdu. “Bugün ne yapacaksın?” diye sordu.

“Ders çalışacağım,” diye cevapladım. “Sonra da… belki dışarı çıkarım.”

“Kiminle?” diye üsteledi babam, sonunda gazeteyi indirip bana baktı.

“Yalnızım.”

Kaşlarını çattı. “Sana kaç kere söyledim, tek başına sokağa çıkma. Bilmediğin insanlar var.”

Annem araya girdi. “Ama kızımız büyüdü artık, biraz özgürlük vermeliyiz.”

Babamın yüzündeki sert ifade yumuşamadı. “Özgürlük değil, sorumsuzluk bu. Sakın o parka falan gitme.”

Park. Kalbim hızla çarptı. Atakan’ın rüyamda sözünü ettiği yer orası mıydı?

“Tamam,” diye mırıldandım.

Kahvaltıyı bitirdikten sonra çantama kitaplarımı yerleştirdim. “Kütüphaneye gidiyorum,” diye haber verdim.

Annem başını salladı. “Akşam yemeğine yetiş.”

Kapıdan çıkarken babamın gözlerini sırtımda hissettim. Adımlarımı hızlandırdım. Apartmanın önünde durup derin bir nefes aldım. Güneş yüzümü ısıttı.

Nereye gideceğimi biliyordum.

Parka.

*Ama babam duymasın diye sessizce ekledim:*

“Atakan’ı bulmaya.”

Park, şehrin kalabalığından uzak, küçük ama huzurlu bir yerdi. Ağaçların gölgesinde banklar, çocuklar için salıncaklar ve küçük bir gölet vardı. İçeri adımımı atar atmaz, rüyamdaki his aynen geri geldi. Burasıydı. Kesinlikle burası.

Banklardan birine oturdum ve etrafı gözlemlemeye başladım. Çocuklar çığlık atarak koşuşturuyor, birkaç yaşlı amca satranç oynuyor, genç çiftler el ele yürüyordu. Ama Atakan yoktu.

Belki de sadece bir rüyaydı. Belki de zihnim bana oyun oynuyordu.

“Beklediğin biri mi var?” diye bir ses duydum yanımdan.

Döndüm.

Orada duruyordu.

*”Atakan.”*

Gülümsedi. Aynı rüyadaki gibi, aynı mavi gözlerle. “Beni hatırladığına sevindim.”

“Sen… gerçek misin?” diye kekeledim.

Elini uzattı. “Denemek ister misin?”

Tereddütle dokundum. Sıcaktı. Katıydı. *Gerçekti.*

“Nasıl?” diye mırıldandım.

Gözlerindeki hüzün derinleşti. “Bilmiyorum. Ama senin gibi biriyle tanıştığıma sevindim.”

“Benim gibi biri?”

“Rüyalarıyla konuşabilen biri.”

Kal”Belki de rüyalarımız, gerçeğe dönüşmeye hazır dileklerimizden başka bir şey değildir.”

Rate article
Lifequest
Yemek Paketler misiniz?” – Unutulmaz Bir Ziyaret