“Bizim çocuğumuz var, hadi odalarımızı değiştirelim…” — Abimin eşi, Alihan’ı kendi alanından nasıl etmeye çalıştı
Bu hikaye, üniversiteden beri yakın arkadaşım olan birinin başından geçti. Adı Alihan, henüz yirmi iki yaşında ve İstanbul’un bir ucundaki ünç odalı aile evinde yaşıyor. Durum olağan görünüyordu: üç kuşak bir arada—anne babası, kendisi ve abisiyle yeni doğmuş bebeği olan gelini.
Abisi Cemal, ayrı bir ev kiralayacak kadar kazanmıyordu, bu yüzden eşi Aylin ve bebekleriyle birlikte aynı evi paylaşmak zorundaydılar. Herkesin kendi odası vardı, mutfak ve banyo ortaktı. Bazen daralıyorlardı elbette, ama şimdiye kadar herkes huzur içinde yaşıyordu. Alihan buna itiraz etmiyordu—mesafesini koruyor, derslerine çalışıyor, part-time iş yapıyor ve kimseye engel olmuyordu.
Ta ki o kötü güne kadar, abisinin eşi Aylin, Alihan’ın yanına gelip çok “önemli” bir teklifle çıkageldi:
“Alihan, biliyorsun küçük bir bebeğimiz var… Belki odalarımızı değiştirebiliriz? Senin odan güneş alıyor, tam bir ışık cenneti! Bizimkine hiç güneş gelmiyor, biraz da nemli gibi! Bebek için hiç iyi değil…”
Alihan şaşırmıştı. Nem meselesinin tamamen uydurma olduğunu biliyordu, daha önce kimse bundan şikayetçi olmamıştı. Üstelik, onun odası abilerinkine göre iki metre daha küçük olsa da çok daha kullanışlıydı: kare şeklinde, sıcacık ve rahat. Abisinin odası ise balkonlu, uzun duvarlı ve sürekli cereyan yapan bir yerdi. Üstelik o balkonda annesi çamaşır asıyor, babası aletlerini koyuyor, abisi de sigara içiyordu.
Aylin ısrar etmeye devam etti:
“Zevk meselesi tabii ama bizimkinde daha çok yer var! Eğer soğuk geliyorsa, sen erkek adamsın bir köpük sıkarsın pencerelere, bu kadar basit!”
Alihan içten içe kaynıyordu. Kişisel alanını, bebek bahanesiyle elinden almak istiyorlardı. Cemal ise sessizliğe bürünmüştü, hiç ses etmiyordu. Sanki sorun yokmuş gibi davranıyordu. Aylin ise ısrarla dolanıp duruyor, doğru olduğunu, borcu olduğunu fısıldıyordu…
Alihan reddetti. NazıAlihan, odasını vermemekte kararlıydı, çünkü orası onun son kalesiydi, kimseye teslim etmeye niyeti yoktu.




