İki aile arasında kalıyorum ve hangisini bırakacağıma karar veremiyorum
Üniversite yıllarımda ilk aşkım, Aylin’le evlenmiştim. Tutkulu, fırtınalı bir aşktı bu ve bizi sonunda nikah masasına götürdü. Evlilikten sonra herkesinki gibi bir hayat başladı: iş, ev, rutin. İki çocuğumuz oldu, diğer aileler gibi inişli çıkışlı dönemler yaşadık. Mutlu anlar da vardı, kavgalar da, ama hep üstesinden geldik. Hep böyle süreceğini sanıyordum – sakin, öngörülebilir bir hayat. Ama kader başka türlü yazmıştı ve şimdi kendimi soktuğum bu çıkmazdan nasıl çıkacağımı bilemeden bir uçurumun kenarında duruyorum.
Neredeyse 40 yaşındaydım, Konya’daki küçük şirketimize yeni bir çalışan geldi: Aslı. O sanki başka bir dünyadan gelmiş gibiydi; genç, enerjik ve göz kamaştıran bir gülüşü vardı, dergi kapaklarından fırlamış gibiydi. Gözlerimi ondan alamıyordum. Onu düşünmeden geçirdiğim bir an yoktu, yanımdan geçtiğinde kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Bu yaşımda bir kıza deli gibi aşık olabileceğimi hiç düşünmezdim, tıpkı bir çocuk gibi. İnanılmaz olan, Aslı da bana karşılık veriyordu. Bakışları, hafif flörtleri, tesadüfi dokunuşları… İçimde çoktan sönmüş olan ateşi yeniden körüklüyordu.
İlişkimiz bir romana dönüştü. Bir akşam bir araya geldik ve o geceden sonra kendimizi durduramadık. Aslı’yla birlikteyken kendimi canlı, genç ve özgür hissediyordum. O anlarda Aylin’e ihanet ettiğimi düşünmüyordum bile. O kadar iyi hissediyordum ki ahlakı umursamıyordum. Aslı evli olduğumu biliyordu, ama bu onu durdurmadı. Gizli buluşuyorduk; kiralık evlerde, otellerde, gözlerden uzakta. Ailemi bırakmayı düşünmüyordum – her iki hayatı da sürdürebileceğimi sanıyordum, ikisi arasında denge kurarak. Bu bir yanılsamaydı, ama bir can simidi gibi ona tutunuyordum.
Birkaç yıl sonra Aslı hamile olduğunu söyledi. Oğlumuz doğduğunda dünyalar benim olmuştu. Onu kucağıma aldığımda, bunun başıma geldiğine inanamıyordum. Şimdiye kadar istikrarlı giden hayatım altüst olmuştu. Uzun zamandır hissetmediğim duyguları yeniden yaşıyordum: heyecan, coşku, yeni bir başlangıç hissi. Ancak bu mutlulukla birlikte büyük bir yük de gelmişti. İki aile arasında yaşıyordum. Aylin’e iş seyahatine çıktığımı söylüyor, Aslı ve oğlumuzun yanına koşuyordum. Kendimi parçalıyordum, nasıl seçim yapacağımı bilemiyordum. İki kadın da bana ayrı ayrı değerliydi. İkisini de seviyordum, ama kontrolü kaybettiğimi hissediyordum.
Zamanla Aslı değişti. Annelik onu daha talepkar hale getirdi. Oğlumuzu tek başına büyütüyordu ve bu onu yıpratmıştı. Bana sitem etmeye başladı: “Yeterince para getirmiyorsun, bizi iyi geçindirmiyorsun, yeterince zaman ayırmıyorsun” diyordu. “Neye bulaştığını biliyordun,” diye ekliyordu, ama her kelimesi içimi acıtıyordu. Evli olduğumu, başka bir ailem ve geçindirmek zorunda olduğum başka çocuklarım olduğunu biliyordu. Sitemleri kavgalara dönüştü. Ama evdeki durum da farklı değildi. Aylin de paranın azaldığının farkındaydı. “Yeterince kazanmıyorsun, biz neyle geçiniyoruz?” diye bağırıyordu. İkisi arasında gidip geliyordum, ama hangi kapıyı çalsam kavga beni bekliyordu. Hayatım içinde huzur bulamadığım bir kabusa dönüşmüştü.
Yoruldum. Yalan söylemekten, ikiye bölünmekten, bitmeyen suçlamalardan yoruldum. İkisi de beni kendine çekiyor ve seçim yapamıyorum. Aylin benim geçmişim, ailem, büyük çocuklarımın annesi. Onunla çok şey yaşadık ve onu bırakma düşüncesi bile içimi parçalıyor. Ama Aslı benim tutkum, yeni hayatım, oğlumun annesi. Onsuz kendimi düşünemiyorum. İkisi de benim bir parçam, ama bu cehennemde daha fazla yaşayamam. Kime veda edeceğim? Kime ihanet edeceğim? İki kadını da seviyorum ve bu aşk içimi yakıyor, onların talepleri ve kavgalarıysa beni çaresizliğe sürüklüyor. Bir yol ayrımındayım ve her adım uçuruma atılmış bir adım gibi geliyor. Kalbimi hangi seçim kırmayacak ki?




