O zamanlar henüz 11 yaşındaydım, annem yeniden evlenmeye karar verdiğinde. Yeni eşi, onlarla yaşamamı istemediği için annem beni babaannemin yanına bıraktı. Annem bize hiçbir şekilde yardım etmedi—tek derdi eşiydi, biz ise babaannemin emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyorduk. Babaannem annemi hiç sevmezdi, iyi ki beni reddetmedi. Şükürler olsun ki babama benziyordum.
Paramız çok olmasa da idare ediyorduk. Babaannem bana anne baba oldu. Ona danışıyordum, sırlarımı anlatıyordum, ilk aşkımı, ergenlik sıkıntılarımı hep o biliyordu. Tüm bu zaman boyunca babaannem beni hep destekledi.
Üniversiteye başladığımda, babaannem vefat etti. Başka akrabam yoktu. Ev ona aitti, bana kaldı. Tüm resmi işlemleri tamamladıktan sonra, annem çıkageldi. Yıllardır görmüyordum onu.
Benimle evi değiş tokuş etmeye çalıştı. Onların iki odalı küçük bir dairesi vardı, benimse geniş bir evim. Bunun benim için fazla olduğunu düşünüyordu. Reddedince öfkeden küplere bindi:
“Nankör kız! Seni ben doğurdum!”
––––––––––
Onu dinlemek istemedim ve sadece şunu söyledim:
“Beni babaannem büyüttü. Sen neredeydin bunca zaman? Beni bir köpekmişim gibi attın. Evlenince unuttun beni. O yüzden sana borçlu değilim.”
O görüşmeden sonra beş yıl daha geçti. Evlendim, bir çocuğum oldu. Evimizde mutluydum. Oğlum sağlıklıydı, kocamla çalışıyorduk, her şey yolundaydı. Derken annem yeniden çıktı karşıma. Onu hayatıma sokmaya niyetim yoktu. Böyle şey olur mu? Önce çocuğunu terk edersin, sonra çıkıp gelirsin. Oğlum dışarı çıktı ve sordu:
“Anne, gelen kim?”
Annem hemen atıldı:
“Ben senin babaannenim! İçeri girebilir miyim? Annen izin vermiyor.”
“Ama seni hiç görmemiştim. Anne, doğru mu söylüyor? Neden ondan hiç bahsetmedin?”
––––––––––
“Sevgilim, odana git, sonra konuşuruz bunu,” dedim oğluma ve anneme döndüm: “Niye geldin? Seni görmek istemiyorum. Sana güvenmiyorum.”
Oturup ağlamaya başladı. Aldatıldığını söyledi. Yeni bir ev almayı planlıyormuş, ama kocası tüm parasını alıp kaybolmuş. Şimdi evsiz kalmış ve aklına ben geldiğim.
“Burada kalmak istiyorum. Senden başka çocuğum yok. Beni sokakta bırakamazsın. İyi bir insansın. Seninle yaşarım. Ne de olsa seni ben doğurdum!”
Bir gece misafir ettim. Sokakta kalması ayıp olurdu. Köyde yaşayan halama, annemin teyze kızına telefon açtım. Ertesi gün kocamın onu oraya götüreceğini söyledim. Köyde her zaman iş bulunur. Orada kalsın. Evimde kalmasını istemiyorum. Beni büyüten babaannemdi.
Gitmeden önce annem öfkeyle bağırmaya başladı:
“Niye bu kadar acımasızsın? Seni ben doğurdum!”
Evet, niye ona bu kadar kötüyüm?




