Boşanıyor musunuz? Ben babamla kalacağım.

Evleniyor musunuz? Babamla kalacağım

Selin uzun zamandır Emre ile olan ilişkilerinin çatırdadığını hissediyordu. Aşk yerini alışkanlığa bırakmış, konuşacak bir şey kalmamış, kin ve kırgınlıklar birikmişti. Havada, fırtına öncesi gibi bunaltıcı bir sessizlik vardı.

Bekliyordu, belki düzelir diye kendini kandırıyordu. Kurcalamaya başlarsa, kabullenemeyeceği şeyler çıkabilirdi. Peki ya sonra? Kızları vardı. Onu düşünmeliydi.

Selin yemek yapıyor, evi topluyor, kızının derslerini zamanında yapmasını sağlıyordu. Kızının son zamanlarda kendi sırları olmuştu. Ne yapabilirdi ki, büyüyordu. Peki ya Emre? Emre maaşını getiriyordu. Aile hayatındaki rolü bundan ibaretti.

Son günlerde telefonunu elinden bırakmıyor, tıpkı bir ergen gibi ekrana gömülüyordu.

Birden Selin hastalandı. Ateşi fırladı, başı zonkluyor, her yeri ağrıyordu. Emre’den akşam yemeği hazırlamasını rica etti. Kızı yine arkadaşlarıyla bir yerlerde kaybolmuştu.

“Boş ver, çayla tost yaparız,” dedi Emre.

Selin tartışacak halde değildi. Yarım uykulu bir halde iki gün geçirdi. İyileşip mutfağa gittiğinde, kirli bulaşıkların lavaboya yığıldığını, temiz bir bardağın bile olmadığını gördü. Çöp taşmış, üstünde pizza kutuları vardı. Çamaşır makinesi Emre’nin gömlekleriyle doluydu, koridorda kum çıtırdıyordu, buzdolabı bomboştu. Temizlik, yemek derken akşam olduğunda bitap düştü.

Akşam yemeğinden sonra lavaboya yine bir dağ bulaşık yığılmıştı. Selin ağlamak üzereydi. Biriken öfke taşıyordu, sabrın duvarı yıkıldı.

“Yeter. Ben hizmetçin değilim. Seninle aynı saatlerde çalışıyorum, eve gelince ev işlerine koşuyorum. En azından tabağını yıkayabilirsin,” diye çıkıştı.

“Nasıl olsa sen yıkayacaksın,” dedi Emre umursamazca.

“Çöpü yarın işe gitmeden at. Kapının önüne poşeti koyarım.”

“Tamam,” dedi Emre telefonuna bakarak.

“Tamam değil, unutma!” diye yorgun bir sesle ekledi Selin. “Eskiden bana yardım ederdin, elektrik süpürgesini bile sen çekerdin. Dünyayı istemiyorum, çöpü atmanı istiyorum. Beni duyuyor musun? Kiminle konuşuyorum şimdi? Şu telefondan kafanı kaldır!”

“Ne? Zaten her şeyi ben yapıyorum.”

“Neyi yapıyorsun?”

“Niye bu kadar gerildin ki? Sen kadınsın, bu senin işin. Ben eve ekmek getiriyorum. Daha ne istiyorsun? Evde iki kadın var, ben mi bulaşık yıkayacağım?”

“Kızımı kadın diye mi çağırdın?” diye öfkelendi Selin.

“Bu arada, nerede o? Senin terbiyen, gezmesine izin veriyorsun. Bir tabak yüzünden kıyameti koparıyorsun,” diye homurdandı Emre.

“Bu tabak meselesi değil, senin büSelin gözyaşlarına boğuldu, o gece uyuyamadı, ama sabah güneş doğduğunda içinde bir umut belirdi, çünkü özgürlüğün ve yeni bir başlangıcın hiçbir zaman geç olmadığını anlamıştı.

Rate article
Lifequest
Boşanıyor musunuz? Ben babamla kalacağım.