Seni Olmadan…

Bugün defterime uzun zamandır aklımı kurcalayan bir hikayeyi yazıyorum. Belki kağıda dökmek içimi rahatlatır.

Aylin ve Elif çocukluktan beri en yakın arkadaştı. Aynı anaokuluna gitmiş, okulda hep yan yana oturmuşlardı. Büyüdükçe Aylin göz alıcı bir güzelliğe sahip oldu. Etrafında hep hayranları vardı, her şey ona kolayca geliyordu. Elif ise sıradan, göze çarpmayan bir kızdı. O kadar ki, kalabalıkta kimse yüzüne bile bakmazdı.

Lise bittikten sonra Elif sağlık meslek lisesine giderek insanlara yardım etmeyi seçti. Aylin ise diplomalara ihtiyacı olmadığını düşünerek kuaförlük kursuna yazıldı. Kaş ve kirpik laminasyonu yaparak para kazanıyordu.

Kavga ettiklerinde bile bir gün bile görüşmeden duramazlardı. Telefonda saatlerce konuşurlardı. Tabii genelde Aylin anlatır, Elif dinlerdi. Aylin’in yeni aşkları, ayrılıkları, kıskançlıkları… Elif hep onun yanındaydı.

Ta ki ikisi de aynı adama âşık olana kadar.

İlk tanışan Elif’ti. Emre öyle gösterişli biri değildi, sıradan bir adamdı. Belki de bu yüzden Elif’le mutlu bir hayat kurabilirlerdi. Ama kolay yoldan mutluluk gelmiyordu insanın başına.

Elif marketten dönüyordu. Bir saat önce yağan yağmurun ardından kaldırımlar hâlâ ıslaktı. Büyük bir su birikintisinin etrafından dolaşırken, birden hızla üzerine gelen bir elektrikli scooter gördü. Kullanıcı başka yere bakıyordu, Elif’i fark etmemiş gibiydi. Son anda çığlık atarak bir adım yana sıçradı, tam suyun içine düştü.

“Şunların scooterlarına bak, gözleri kör mü? Nereye gittiğinize baksanıza!” diye bağırdı yandaki yaşlı teyze ve parmağını salladı. “Ne bakıyorsun? Az kalsın çarpacaktın!”

Scooter’daki genç durdu ve arkasına baktı. Elif ise ıslak ayaklarıyla kuru bir yere çıkmaya çalışıyordu.

“Kusura bakma. Niye suya atladın ki? Seni gördüm, geçerdim yanından,” dedi genç yaklaşarak.

Elif’in özrüne ihtiyacı yoktu. Nereye basacağını düşünüyordu. Zaten her taraf ıslaktı.

“Bin, seni götüreyim,” diye teklif etti genç.

“Bırak beni,” diye tersledi Elif.

“Özür diledim ya. Yoksa suda gezmeyi mi seviyorsun? Nereye gideceksin?” diye ısrar etti.

“Yandaki sokağa. Atatürk Caddesi, numara 10.”

Elif tereddütle scooter’a bindi ve gidonu sıkıca tuttu. Scooter suyu yararak ilerledi. Yüzüne çarpan rüzgâr ve hızın verdiği heyecanla kalbi hızla çarpmaya başladı. Hiç scooter’a binmemişti, hep korkmuştu. Ama yanında bu genç varken hiç korkmadı.

Avluya girdiklerinde genç yavaşladı ve kulağına eğilerek,

“Hangi kapı?” diye sordu.

Nefesi Elif’in tenini ürpertmişti.

“Üçüncü,” diye mırıldandı.

Genç scooter’ı tam merdivenlerin önüne çekti. Önünde de büyük bir su birikintisi vardı.

“Teşekkürler,” dedi Elif.

Gözleri aynı hizadaydı. Elif gencin esmer yüzünü, güzel gözlerini ve kalbini hızlandıran gülüşünü fark etti.

“Adım Emre,” dedi genç.

“Elif.”

“Kusura bakma, böyle oldu. Belki bir ara sinemaya gideriz? Bütün arkadaşlarım şehir dışında, tek başıma gitmek istemiyorum,” diye teklif etti birden.

Elif omuz silkti.
“Olur.”

“Yarın akşam yedide burada buluşalım o zaman.” Emre gülümsedi, scooter’ıyla avludan çıkıp köşeden kayboldu.

“Niye bu kadar mutlusun?” diye sordu annesi.

“Öyle işte. Suya bastım, ayaklarımı yıkayayım.” Elif annesine ekmek poşetini verip banyoya kapandı.

Bütün akşam Emre’yi düşündü. Ertesi gün kot pantolon ve spor ayakkabılarını giyerek sinemaya hazırlandı. İçinden bir ses scooter’la geleceğini söylüyordu.

“Nereye?” diye sordu annesi.

“Sinemaya. Aylin’le,” diye ekledi Elif.

“Fazla geç kalma,” diye seslendi annesi arkadan.

Elif apartmandan çıktı ama Emre’yi göremedi. Etrafına bakındı. Hayal kırıklığıyla yüzü buruştu. “Ahmak herif, gerçekten inandın,” diye düşündü. Tam geri dönecekken arkadan bir ses:

“Merhaba!”

Dönüp baktı, Emre gülümsüyordu. Hem sevindi hem de yüzü kızardı. Sanki düşüncelerini duymuş gibiydi.

“Bin, gidiyoruz. Seans yirmi dakikaya başlıyor.”

Elif scooter’a bindi. Rüzgâr yine yüzünü okşuyordu. Emre’nin sırtına değdiğini hissetti ve kalbi yerinden fırlayacak gibiydi.

Sinemadan sonra yürüyerek eve döndüler. Emre scooter’ı sinemanın önünde bırakmıştı.

“Sen dün kiminle sinemaya gittin?” diye sordu Aylin ertesi sabah. “İtiraf et bakalım.”

“Annem mi söyledi?” diye gerildi Elif.

“Korkma, ispiyonlamadı. Kim bu çocuk?”

Elif içten içe Aylin’e hava atmak istiyordu. Hiç kimseyle çıkmamıştı. Aylin ise erkek arkadaşlarını eldiven değiştirir gibi değiştirirdi.

“Öyle biri işte, sıradan,” dedi ama öyle olmadığını biliyordu. Çünkü o, Elif’e ilgi gösteren, sinemaya davet eden ilk erkekti.

Emre o akşam scooter’sız gelmişti. Şehri gezmeye karar verdiler. Tam apartmandan çıkarken Aylin’le burun buruna geldiler, sanki pusuya yatmış gibiydi.Emre, Elif’in gözlerinin içine baktı ve “Seni seviyorum,” dedi, sonunda yüreğindeki sıcaklığı itiraf etmişti.

Rate article
Lifequest
Seni Olmadan…