Bir Sorun Daha…

“Yine mi problem…

– Ayşe, hadi gel lütfen, diye yalvardı Elif.

– İstemiyorum. Orada kimseyi tanımıyorum. Git tek başına ya da Senem’i, Pınar’ı çağır, diye cevap verdi Ayşe. “Sınav yaklaşıyor, çalışmam lazım.”

– Pınar ders çalışıyor, Senem de sevgilisi olmadan gelmez, tek başıma gitmek garip olur, sanki Can’ın peşinden koşuyorum gibi.

– Öyle değil mi zaten? diye sordu Ayşe.

– Ayşe, lütfen… diye ellerini dua eder gibi birleştirdi Elif.

– Tamam. Ama beni orada tek başıma bırakırsan görürsün, diyerek uyardı Ayşe, kanepeden kalktı.

Üniversitenin son sınıf öğrencilerinden birinin ailesi bir yıllığına Afrika’ya çalışmaya gitmiş, ev boş kalmıştı. Cumartesileri partiler düzenliyorlardı. Son sınıflar toplanır, diğer sınıflardan gelenler de olurdu, hatta yeni mezun olmuşlar bile gelirdi, bilgi paylaşır, azıcık tecrübeleriyle kendilerini üstün görür, özellikle birinci sınıflara tepeden bakarlardı.

Elif oraya tesadüfen gitmişti. Son sınıftan biriyle çıkıyordu, onun sayesinde bu gruba dahil oldu. Kısa sürede ayrıldılar, ama Elif bu sefer Can’a göz koydu. İşte bu yüzden Ayşe’den yalvarıyor, beraber gitmelerini istiyordu, umudu onunla orada karşılaşmaktı. Artık sınavlar başlamıştı, okulda görüşmek mümkün değildi.

Ayşe kot pantolon ve beyaz bol bir gömlek giydi. Bir tarafını pantolonun içine sokmuştu. Uzun boylu ve zayıf yapısıyla üzerine çok yakışıyordu. Gözlerini çekti, saçlarını dağıttı ve sabırsızlıkla hazırlanmasını bekleyen Elif’e döndü.

– Ne oturuyoruz, kimi bekliyoruz? diye sordu Ayşe.

– Bak, gözlerini böyle çekmek sana çok yakışmış. Gizemli bir doğulu kadına benzedin.

– Tamam ama anlaşalım, eğer Can orada değilse hemen çıkıyoruz, diye şart koştu Ayşe.

– Olur, diye kolayca kabul etti Elif.

Kapıyı kot pantolon ve bir erkek gömleği giymiş, dişlerinde sigarası, dağınık kıvırcık saçları olan genç bir kadın açtı. Duman yüzünden gözlerini kısarak ikiliyi süzdü. Bir şey demeden başıyla içeri girmeleri için işaret etti. Daireden hafif bir müzik ve konuşmalar geliyordu.

– Ayakkabılarını çıkarma, burada öyle adet yok, diye Ayşe’nin kulağına fısıldadı Elif, tam ayakkabılarını çıkaracaktı. Sürekli gelen biri gibi davranıyordu, ama korktuğu belliydi. Odanın ortasında tabaklarda kalmış mezeler ve yarısı bitmiş rakı şişeleri duruyordu. Kanepeye oturmuş iki kızla bir erkek vardı, masada iki erkek tartışıyordu. Bir çift de pencerenin önünde dans ediyordu. Daha doğrusu, ritmik müziğe ayak uydurmaya çalışıyorlardı, çünkü yer darAyşe o geceyi asla unutamayacaktı, çünkü hayatının en büyük dersini almıştı ve şimdi sessiz bir mutlulukla kızına sarıldı.

Rate article
Lifequest
Bir Sorun Daha…