– Anne, sen tamamen delirdin mi?
Kızının sözleri Leyla’nın yüreğine bıçak gibi saplandı. Acıtıyordu. Sessizce patates soymaya devam etti.
“Zaten herkes benimle dalga geçiyor, bir anne böyle mi yapar? Kadın dediğin ailenin temelidir! Utanmıyor musun?”
Leyla’nın gözünden bir damla yaş süzüldü, eline düştü, ardından bir diğeri… Artık gözyaşları durmaksızın akıyordu, kızı ise hâlâ öfkeyle bağırıp duruyordu.
Kocası Cemal, sandalyede omuzları düşük, dudakları büzülmüş oturuyordu.
“Babam hasta, sen ne yapıyorsun? Ona bakmak lazım.” Cemal hıçkırdı. “Böyle mi yapılır anne? O sana gençliğini verdi, çocuk yaptınız, yetiştirdiniz, şimdi ne oluyor? Hasta olunca kaçmayı mı düşündün? Olmaz öyle şey!”
“Nasıl yapılır peki?” diye sordu Leyla.
“Ne? Bana şaka mı yapıyorsun? Bak baba… şaka yapıyor.”
“Güzelim Ayşe, sanki annen değil de azılı düşmanınıymışım gibi konuşuyorsun. Bak şimdi nasıl babana sahip çıktın birden…”
“Anne! Ne uyduruyorsun, şimdi de kendini mağdur mu gösteriyorsun? Yapma artık, dayanamıyorum! Şimdi nineme ararım, gelsin seninle konuşsun, rezillik bu!”
“Düşünsene,” dedi Ayşe babasına dönerek, “üniversiteden çıkıyorum, onlar… parkta kol kola geziyorlar. O ona şiirler okuyor, herhalde kendisi yazıyor değil mi anne? Aşk şiirleri tabii, öyle mi?”
“Çok kötüsün Ayşe, hem de aptal. Gençsin ondan…”
“Bak, hiç pişman bile değil! Tamam, nineleri arıyorum, ikisini de çağırıyorum, bitsin bu iş!”
Leyla sessizce doğruldu, ev elbisesinin kırışıklıklarını düzeltti, görünmez tozları silkeledi.
Ayağa kalktı.
“Tamam sevgililerim, ben gidiyorum.”
“Nereye Leylacığım?”
“Senden ayrılıyorum Cemal…”
“Nasıl yani, nereye… Ya ben? Ben ne olacağım?”
Kızı telefonla birilerine telaşla bir şeyler anlatıyor, gözleri öfkeyle parlıyordu.
“Ayşe, Ayşecim,” diye inledi Cemal, sanki bir cenaze ağıdıydı, “Ayşe…”
“Ne oldu baba? Sırtın mı ağrıyor? Neren acıyor?”
“Ah vah, vah… Ayşe… o… annen… gidiyor dedi.”
“Nasıl gidiyor? Nereye? Anne… yine ne halt etmeye kalktın? Bu yaştan sonra?”
Leyla acı bir tebessüm etti.
Bavuluna eşyalarını dikkatle yerleştiriyordu.
Aslında çoktan gitmek istemişti, ama Cemal hastalandı, bel fıtığı tuttu, zavallı ne kadar acı çekmişti…
“Leyla… sanırım fıtık patladı…”
“MR’da çıkmamıştı.”
“Ah, o doktorlar ne anlar ki… Bilerek söylemezler.”
“Öyle mi? Neden?”
“Tabii… sonra daha çok para almak için. İşyerindeki Hüseyin’in başına da aynısı geldi, fıtık fıtık dediler, merhemler haplar, sonra bir de ne çıksın? Korkunç bir fıtıkmış, adı bile tüyler ürpertici…”
O zaman gitmemişti, zavallıyı yalnız bırakamamıştı.
Ama şimdi…
“Bu kadar mı Leyla, ömrünün kalanını onlara mı harcayacaksın?” diyordu arkadaşı Lale. “Bir köle gibi çalışıyorsun. Cemal’den ne gördün ki?”
“Hiç,” diye vurdu masaya Lale.
“Bütün gençliğini eğlenceye harcadı, değil mi? Hatta bir de şu kuaför kızı… nasıldı adı?”
“Nilgün.”
“Ha, evet Nilgün! Onu eve kadar getirirdi. Sen iki işte çalışırken, o kanepeye yayılırdı. Cemal’e sanatoryum lazım, beli ağrıyor, hemen uçak bileti alınır, deniz kenarına gönderilir. Leyla’ya ne mi olur? Önce kaynanasının bahçesine, sonra annesine tıpış tıpış koşar. Kırk yaşında bacaklarını sürüyorsa da sorun yok, öyle mi?”
“Amma da abartıyorsun Lale,” diye savunmuştu kendini Leyla, “Cemal o…”
“Ne o? Başka maddeden mi yapılmış? Aaa… tabii, o erkek, kutsal bir varlık. Diğer erkeklere bak, onlar aileleri için canlarını verirler. Senin kocan ise tembelliğin daniskası.”
“Lale,” dedi Leyla utangaç bir bakış atarak, “soru sormak istiyorum… Sanki Cemal’den nefret ediyorsun… Sana bir şey mi yaptı? Hep uzak durdun, hiç bir araya gelmedik…”
Leyla soruyu sordu, ama içi kıpır kıpırdı. Ya Lale itiraf ederse, aralarında bir şeyler oldu diye…
“Tamam, söyleyeceğim…”
Leyla’nın bedeni gerginleşti.
“Senin cılız kocanı sevmek için bir nedenim yok. O geceyi asla unutamam. Nasıl pis elleriyle üzerimde gezindiğini…”
Leyla şaşkınlıkla baktı.
“Sen delirdin mi?”
“Gençken uykum ağırdı, top atsan uyanmazdım. Cemal’in doğum günüydü, yazlıkta kutladık. Ben içkiliydim, sen beni odada yatırdın. O sırada Murat’la yeni tanışıyorduk. Bir ara uyandım, nefes alamıyorum. Bu herif pis eliyle ağzımı kapatmış, diğeriyle üzerimde geziyordu. Nasıl kurtuldum, suratını tırmaladım. En kötüsü de ne biliyor musun? Annesi yan yatakta uyuyor gibi yapıp her şeyi izlemişti. Sonra da bana çıkıştı, ‘Sen Cemal’i ayarttın,’ dedi. Sana söyleyeceğimi söyledim, o da güldü, ‘Nereye gideceksin ki?’ dedi. Eğer ses çıkarırsam, sana benim Cemal’e yanaştığımı söyleyecekti. O yüzden hemen gittim.Leyla bavulunu kapıp çıktı, o günden sonra hayatını kendi istediği gibi yaşamayı öğrendi, çünkü yeni bir başlangıç yapmanın asla geç olmadığını artık biliyordu.




