Tekerlekli Valiz

Eski zamanlarda, İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, Ayşe adında genç bir kız annesiyle yaşıyordu. Bir gün, annesine gidip, “Anne, artık büyüdüm. Bir kere de istediğimi yapsam olmaz mı?” diye sitem etti.

Günlerdir tartışıyorlardı; Ayşe, sevgilisiyle İzmir’e bir haftalığına gitmek istediğini söylemişti.

“Peki ya derslerin? Sınavlar yaklaşıyor,” diye karşı çıktı annesi, Fatma.

“İyi çalışıyorum zaten. Eksiklerimi telafi ederim. Lütfen anne, izin ver,” diye yalvardı Ayşe.

“O çocuğu daha yeni tanıyorsun. Peki ya sonrası?” Fatma’nın artık ne sözü ne de gücü kalmıştı kızını vazgeçirmek için.

“Eğer izin vermezsen, bu evden gider bir daha da dönmem!” diye bağırdı Ayşe, koltuğa çöktü, karnına bir yastık sıkıştırarak pencereye döndü.

“Ya gerçekten giderse?” diye için için korktu Fatma. Kızı, onun hayatının anlamıydı, daha ötesi yoktu. Onu kaybetmeye asla dayanamazdı.

“Anne, sen hep doğru olanı yaptın ve yalnız kaldın. Benim de aynı senin gibi olmamı mı istiyorsun?” Ayşe’nin sesi titriyordu.

“Kızım, her şeyin zamanı var, acele etme…” diye mırıldandı Fatma, ama biliyordu ki kızı aşkın gözüyle kör olmuştu.

Ayşe yastığa yüzünü gömdü ve ağlamaya başladı.

“Ben ne yapıyorum? Çocuğuma düşman mıyım? Zaman değişti. Onlar hızlı yaşıyor. Belki ben de gençken daha cesur olsaydım, her şey farklı olurdu.” Fatma derin bir iç çekti.

“Peki. Git. Ama her gün arayacaksın. Fazla para veremem, biliyorsun, evin tadilatı için biriktiriyorum,” dedi yorgun argın.

Ayşe yastığı fırlattı, annesine sarıldı.

“Anneciğim, teşekkürler! Paraya ihtiyacım yok, Mehmet’in parası var. Her gün arayacağım, birkaç kez! Merak etme, her şey güzel olacak,” diye şen şakrak konuştu.

“Nasıl merak etmem? Senin de bir gün kızın olacak, o zaman anlayacaksın,” diye geçirdi içinden Fatma ama ses etmedi. Boşunaydı, anlamazdı zaten.

Kızı odasına koştu, bavulunu çıkarıp geri geldi.

“Eşyalarını bile toplamışsın? Gerçekten kaçacak mıydın?” Bu düşünce Fatma’nın yüreğine bir hançer gibi saplandı.

“Biliyordum ki izin vereceksin. Şimdi Mehmet’i arayayım.” Telefonunu kaptı ama aramadı, annesine yaklaştı.

“Sen de bir yere gitsen? Halamın yanına mesela. Burada yapayalnız ne yapacaksın? Tatil sonuçta,” dedi yumuşayan bir sesle.

“Kendime bir şeyler bulurum. Siz orada dikkatli olun, anlıyor musun?” diye mırıldandı Fatma.

İçi paramparçaydı, adeta ağlayası geliyordu.

“Anne, ben artık büyüdüm. Her şeyin farkındayım,” dedi Ayşe, sevgilisinin numarasını tuşlarken.

Fatma’nın kalbi sıkıştı. Konuşmalardan anladı ki kızı şimdi gidiyordu.

“Tamam anne, taksi aşağıda bekliyor.” Bavulunu alıp koridora yöneldi.

Fatma peşinden koştu.

“Anne, uğurlama beni. Trene bindik mi arayacağım. Bir hafta sonra dönerim,” diyerek annesinin yanağına bir öpücük kondurdu ve gözlerinde beliren yaşları fark etmeden evden fırladı.

“İşte büyüdü, artık anneye ihtiyaç yok. Uğurlamama bile izin vermedi.” Fatma mutfağa koştu, pencereden baktı. Aşağıda sarı bir taksi ve etrafında telaşla dolaşan genç bir adam duruyordu. “Eh, fena görünmüyor. Belki gerçekten her şey yolunda gider? Her şeyden koruyamazsın zaten.”

Fatma hüzünle taksinin uzaklaşmasını izledi, sonra oturma odasına geçip kızının az önce oturduğu koltuğa çöktü. Gözleri doldu. “İşte yalnız kaldım. Sessiz, bomboş. Burada çıldıracağım. Alışmam gerek. Büyüyen kızından ayrılmak tüm annelerin kaderi.”

Uzun süre öylece oturdu, hiçbir şey yapamadı. “Belki ben de bir yere gitsem? Antalya’ya mesela. Tatil sonuçta. Yaz değil belki ama burasından daha sıcaktır.” Kızının odasına gitti, bilgisayarı açıp uçuşlara baktı.

Ertesi sabah için ucuza bir bilet buldu. Hiç düşünmeden hemen satın aldı, gidiş-dönüş beş günlük. Her şeyden kısmanın bıkkınlığı gelmişti. Oturup kızının aramalarını beklemek mi? Bir hafta sonsuzluk gibi gelecekti.

Toparlanmaya başladı. Telaşın içinde kızına duyduğu endişeyi unuttu. Ayşe akşam aradı, bir solukta istasyonda olduklarını, her şeyin yolunda gittiğini anlattı… mutlu bir kahkaha duyuldu ve bağlantı kesildi.

O gece Fatma uyuyamadı. “Önemli değil, uçakta uyurum,” diye düşünerek yataktan kalktı. Taksi çağırdı, mevsimlik montunu giyip havalimanına doğru yola çıktı.

Erken olmasına rağmen havalimanı kovan gibi uğulduyordu. Vedalaşanlar, koşuşturanlar, telefonla konuşanlar…

Bir çiftin yanından geçti. Kız ağlıyor, erkeğin kollarında süzülüyordu. “Geri dönecek misin? Söz ver, beni seviyorsun…” diye mırıldandı boğuk bir sesle.

Fatma uzaklaştı. Çok samimi, çok dokunaklı bir vedaydı. Kayıt masasına gitti, kartını aldı ve uçağa binene kadar bekledi. Tekrar kızını düşündü. Akılsız kızlar, her şeye koşuyor, aşka atlıyorlar. Hayatlarında daha ne ayrılıklar, hayal kO gün Fatma, kızıyla yeniden buluştuğunda anladı ki bazen kaybetmek, aslında yepyeni bir başlangıcın ilk adımıdır.

Rate article
Lifequest
Tekerlekli Valiz