Kapıyı Artık Açmayacağım

**Kapıyı Bir Daha Açmayacağım**

“Anne, kapıyı aç! Anne, lütfen!” Oğlunun yumrukları metal kapıya öyle bir vuruyordu ki, kanatlar yerinden oynayacak gibiydi. “Evde olduğunu biliyorum! Araban dışarıda değil, demek ki bir yere gitmedin!”

Emine Hanım, arkası kapıya dönük şekilde koltuğuna oturmuş, soğumuş çay fincanını sıkı sıkı tutuyordu. Elleri öylesine titriyordu ki, porselen tabağa çarpıp ses çıkarıyordu.

“Anne, neler oluyor?” Oğlu Murat’ın sesi giderek daha çaresizleşiyordu. “Komşular, bir haftadır kimseyi içeri almadığını söylüyorlar! Hatta Aylin’i bile içeri sokmamışsın!”

Gelininin adı geçtiğinde Emine Hanım’ın yüzü buruştu. Aylin. Murat’ın kıymetlisi, uğruna her şeyi yapabileceği kadın. Hatta geçen perşembe olanları bile…

“Anne, bir çilingir çağıracağım!” diye tehdit etti Murat. “Kilidi kıracağız!”

“Yapma!” diye bağırdı Emine Hanım, hâlâ dönüp bakmadan. “Bana dokunmaya kalkma!”

“Anne, ama niye? Ne oldu? Benimle konuş!”

Emine Hanım gözlerini kapadı ve düşüncelerini toplamaya çalıştı. Oğluna duyduklarını nasıl anlatabilirdi? Poliklinik koridorunda yanlışlıkla duyduklarını nasıl açıklayabilirdi?

“Anne, lütfen,” diye yalvardı Murat, sesi artık daha yumuşaktı. “Senin için endişeleniyorum. Aylin de endişeleniyor.”

Aylin endişeleniyor. Elbette. Muhtemelen planlarının aksamasından korkuyordu.

“Git, Murat. Git ve bir daha gelme.”

“Anne, hasta mısın? Ateşin mi var? Doktor çağıralım.”

“Bana doktor gerekmez. Beni rahat bırakman gerekir.”

Emine Hanım koltuğundan kalkıp pencereye yürüdü. Bahçede telefonla konuşan Murat duruyordu. Muhtemelen Aylin’i arıyor, annesinin yine huysuzlandığını anlatıyordu.

Oğlu başını kaldırdı ve onu pencerede gördü. Elini sallayıp yukarı çıkacağını işaret etti. Emine Hanım pencereden uzaklaştı ve tekrar koltuğuna oturdu.

Bir dakika sonra kapıya yeniden vuruldu.

“Anne, Aylin’le birlikteyiz. Lütfen aç.”

Emine Hanım dişlerini sıktı. Demek onu getirmişti. Geleceği böylesine özenle planlayan karısını.

“Emine Hanım,” diye yumuşak bir ses duyuldu kapının ardından, “ben Aylin. Lütfen açın. Murat çok endişeleniyor.”

Ne kadar iyi bir oyuncuydu. İşine geldiğinde ses tonunu bile değiştiriyordu.

“Size alışveriş getirdik,” diye devam etti Aylin. “Süt, ekmek, sevdiğiniz poğaçalar.”

Poğaçalar. Emine Hanım acı bir gülümsemeyle dudaklarını büktü. Bir ay önce Aylin, kaynanasının haşhaşlı poğaçaları sevdiğini öğrenmiş ve sürekli alıyordu. Ne kadar düşünceli bir gelindi.

“Emine Hanım, hiç olmazsa bir şey söyleyin,” diye seslendi Aylin, endişeli bir tonla. “Biz sizin için endişeleniyoruz.”

“Endişeleniyorsunuz,” diye mırıldandı Emine Hanım, o kadar alçak bir sesle ki kapıdakiler duyamadı.

“Anne, kapıyı açana kadar buradan gitmeyeceğim!” diye ısrar etti Murat. “Bütün gece bile beklerim!”

Emine Hanım oğlunun şaka yapmadığını biliyordu. Hep inatçı olmuştu, çocukluğundan beri. Aklına koyduğunu yapardı.

“Tamam,” dedi sonunda. “Ama sadece sen. Tek başına.”

“Ne?” şaşırdı Murat.

“Aylin eve gitsin. Sadece seninle konuşacağım.”

Kapının ardından fısıltılar duyuldu, sonra Aylin’in sesi:

“Peki, Emine Hanım. Ben eve gideyim. Murat, anlaştığınız zaman beni ara.”

Emine Hanım, Aylin’in merdivenlerden inen ayak sesleri kesilene kadar bekledi, sonra yavaşça kapıya gidip anahtarı çevirdi.

Murat bir kasırga gibi içeri daldı, annesine sarılıp onu incelemeye başladı.

“Anne, zayıflamışsın! Solgun görünüyorsun! Ne oldu? Hasta mısın?”

“Hasta değilim,” diyerek onun kollarından kurtuldu ve mutfağa geçti. “Çay ister misin?”

“İsterim,” diyerek masaya oturdu ve annesine dikkatle baktı. “Anlat, ne oluyor? Neden bir haftadır evden çıkmıyorsun? Neden kapıyı açmıyorsun?”

Emine Hanım çaydanlığı ocağa koydu ve oğluna döndü.

“Kapıyı neden açayım? Ne hayır bekliyorum ki?”

“Anne, ne alaka? Sürekli evde kalamazsın. Market alışverişi, doktor, her şey…”

“Markete komşum Gülizar Hanım gidiyor. Listeyi veriyorum, para veriyorum. Doktora gitmeyeceğim.”

“Niye gitmeyeceksin?”

Emine Hanım bardaklara sıcak su doldurdu, şeker attı.

“Çünkü geçen gün orada öyle şeyler duydum ki, keşke duymasaydım.”

Murat kaşlarını çattı.

“Ne duydun?”

“Karını duydum. Telefonda arkadaşıyla konuşuyordu. Yanında olmadığımı sanıyordu.”

“Ne diyordu?”

Emine Hanım oğlunun karşısına oturdu ve uzun süre gözlerinin içine baktı. Tanıdık gözler, tıpkı rahmetli kocasınınkiler gibi. İyi yürekli, dürüst. Acaba bu adam gerçekten böyle bir şey yapabilir miydi?

“Dairemi nasıl satacaklarından bahsediyordu. Beni huzurevine yerleştireceklerinden. Parayı nasıl harcayacaklarından.”

Murat’ın yüzü bembeyaz oldu.

“Anne, yanlış anlamışsındır. Aylin asla…”

“Kelimesi kelimesine duydum,” diye sözünü kesti Emine Hanım. “Şöyle demişti: ‘Murat zaten kabulMurat, kapıya astığı zinciri çıkardı ve bir daha hiç kullanmamaya karar verdi, çünkü artık güvenecek insanları tanıdığını biliyordu.

Rate article
Lifequest
Kapıyı Artık Açmayacağım