BİZİMLE YAŞAYACAK…

Kapının çalınmasıyla birlikte rahatsız edici bir ses evin sessizliğini bozdu. Leyla önlüğünü çıkardı, ellerini kuruladı ve kapıyı açmaya gitti. Kapının önünde kızıyla birlikte bir genç adam duruyordu. Kadın, onları içeri buyur etti.

“Merhaba anneciğim,” diyerek kızı yanağından öptü. “Tanış, bu Serkan, artık bizimle yaşayacak.”

“Merhaba,” dedi genç adam.
“Bu da benim annem, teyze Leyla.”
“Leyla Hanım,” diye düzeltti kadın.
“Anne, bu akşam ne yiyoruz?”
“Mercimekli bulgur ve sosis.”

“Ben mercimek yemem,” diyerek genç adam ayakkabılarını çıkardı ve odaya geçti.
“Anne, ne yapıyorsun? Serkan mercimek sevmez!” diye kızı gözlerini faltaşı gibi açtı.
Genç adam sırt çantasını yere atarak koltuğa yayıldı.
“Bu aslında benim odam,” dedi Leyla.
“Serkan, gel sana kalacağımız yeri göstereyim,” diye seslendi Elif.
“Burada rahatım,” diye mırıldandı genç adam, ağır ağır kalkarken.
“Anne, sen de Serkan’a ne pişireceğini düşün.”
“Bilmiyorum ki, yarım paket sosis kalmıştı,” diye omuz silkti Leyla.
“Olur, hardal ve ketçapla, bir de ekmekle gider,” diye cevap verdi genç adam.
“Harika,” diyebildi sadece Leyla, mutfağa doğru ilerlerken. “Önceden kedi köpek toplardı, şimdi de bunu getirdi, üstüne bir de besleyeceğiz.”

Mercimekli bulguru tabağına koydu, iki sosisi kızartıp yanına salatayı yerleştirdi ve iştahla yemeye başladı.
“Anne, ne diye tek başına yiyorsun?” diye kızı mutfağa girdi.
“Çünkü işten geldim ve açım,” diye cevap verdi Leyla, sosisi çiğnerken. “Yemek isteyen kendisine koyar veya kendini doyurur. Bir de sana bir sorum var. Serkan neden bizimle yaşayacakmış?”
“Nasıl neden, o benim kocam.”

Leyla neredeyse boğuluyordu.
“Ne kocası?”
“İşte öyle. Ben artık büyüdüm ve kendim karar veririm evlenmek isteyip istemediğime. Hem artık on dokuz yaşındayım.”
“Beni düğüne bile çağırmadınız.”
“Ne düğünü, gidip nikâh kıydık sadece. Artık karı kocayız, beraber yaşayacağız,” dedi Elif, annesinin yediğini görmezden gelerek.
“Hayırlı olsun. Peki neden düğünsüz?”
“Eğer düğüne verecek paran varsa bize ver, biz harcayacak yer buluruz.”
“Anladım,” diye mırıldandı Leyla, yemeğini bitirmeye devam ederken. “Peki neden bizim evimizde?”
“Çünkü onların evi tek odalı ve dört kişi yaşıyorlar orada.”

“Kira seçeneği hiç aklınıza gelmedi mi?”
“Kiraya ne gerek var, benim odam var ya,” diye şaşırdı kızı.
“Tamam.”
“Peki bize de bir şeyler yedirecek misin?”
“Elif, bulgur tencerede, sosisler tavada. Yetmezse buzdolabında yarım paket daha var. Alın, kendiniz koyun ve yiyin.”
“Anne, anlamıyorsun, artık bir DÂMADIN var!” diye vurguladı Elif.
“Ne yapayım, şimdi davul zurna mı çalayım bu olay için? Elif, işten geldim, yorgunum, bu törenlere gerek yok. Eliniz ayağınız var, kendi işinizi görün.”
“İşte bu yüzden hâlâ bekar”İşte bu yüzden hâlâ bekarım,” diye homurdandı Leyla, yerinden kalkıp mutfaktaki dağınıklığı temizlerken Elif’in arkasından baktı ve derin bir iç çekti, çünkü biliyordu ki gerçek mutluluk, başkalarının kurallarına boyun eğmek yerine kendi değerlerine sahip çıkmakla başlar.

Rate article
Lifequest
BİZİMLE YAŞAYACAK…