O Aileyi Seçti, Ama Bizimki Değil

— Anne, yeter artık! — Emre pencereden döndü, sokaktan geçen arabalara bakıyordu. — Aynı şeyi kaç kere söyleyeceksin? Yüz kere anlattım!

— Anlattın mı? — Hayriye Hanım ellerini havaya kaldırdı. — Ne anlattın ki? Bizi bırakıp gidiyorsun, hem de tanımadığın bir kadınla, onun çocuklarıyla!

— Tanımadığım biri değil! Elif benim eşim! — Oğlu yumruklarını sıktı, sesi öfkeden titriyordu. — Çocuklar da artık benim! Anlıyor musun? Benim!

Aylin mutfak masasında sessizce oturuyor, soğumuş çayının içine düşen gözyaşlarına bakıyordu. Ağlamıyordu, gözyaşları kendiliğinden akıyordu, penceredeki yağmur gibi.

— Senin mi? — Hayriye Hanım öfkeyle güldü, kahkahası çığlıktan daha ürkütücüydü. — Aklını kaçırmış olmalısın! Kaza geçirdikten sonra zar zor yürüyen bir kız kardeşin var! Sana ömrünü vermiş bir annen var! Sen ise… gidip yabancılarla yaşıyorsun!

Emre koltuğun kenarına çöktü, ellerini yüzünde gezdirince yorgunluğu okunuyordu. Bu tartışmalar başını ağrıtmıştı.

— Anne, şöyle düşün. Otuz iki yaşındayım, yetişkin bir erkeğim. Kendi hayatımı yaşamaya hakkım var.

— Kendi hayatın mı? — Oğlunun karşısına oturup ellerini tuttu. — Emre’ciğim, boşanmış bir kadınla iki yabancı çocuğa bakmak mı? Gençsin, yakışıklısın, güzel bir işin var. Kendi yaşıtın bir kız bul, ç
Kapıya doğru ilerlerken İbrahim’in içini garip bir sükunet kapladı; çaydanlığın fokurtusu, yarınki tanışma için demledikleri büyük bakır tepsideki kırmızı güller ve artık belki de -yıllar sonra ilk kez- sadece oğul, anne ve kız kardeş olarak bir araya gelecekleri o masada bekleyen dantel örtü, her şeyin yoluna gireceğini fısıldıyordu çünkü komşu teyzenin getirdiği ıhlamur demeti artık kaynamış, eski gücenikliklerin yerini yarının umuduna bırakma vakti gelmişti.

Rate article
Lifequest
O Aileyi Seçti, Ama Bizimki Değil