Beni Kurtardı, Ama Onu Yıktım

Defne!
Defne, sen ne yapıyorsun böyle?” Serkan’ın sesi çaresizlikten titriyordu. “Benim sana olan hislerimi biliyorsun! Neden bunu bana reva görüyorsun?”

“Lütfen Serkan, zorlaştırma!” Defne pencereden içeri bakarak yüzünü sakladı. “Karar verilmiş. Metin Bey iyi bir insan, çok güçlü vaziyeti var, refah içinde yaşayacağız.”

“Aşk ne olacak? Aramızdaki o bağ? Hiç mi kıymeti yok?”

Defne, tırnakları avuçlarını acıtacak kadar yumruklarını sıktı. Elbette vardı. Kendine bile itiraf edemeyeceği kadar kıymetliydi. Fakat annesi ikinci kalp krizinden sonra hastanedeydi ve tedavi masrafları kendisinin ve Serkan’ın ya biriktiremeyeceği ya da karşılayamayacağı kadar büyük meblağlardaydı.

“Güzeldi ama hayat masal değil,” soğuk bir ifadeyle söyledi.

Serkan ona doğru bir adım attı, elini uzattı ama dokunmadan durdu.

“Defnecim… Hatırlar mısın o göl gününü? Buz kırılıp suya düştüğünde? Seni çıkardım, o zaman birbirimize söz vermiştik…”

“Yeter!” Aniden döndü. “Hatırlatma! Geçmişte kaldı.”

Serkan ona ilk kez görüyormuşçasına baktı. Sonra yavaşça başını salladı.

“Anladım. Demek öyle. Peki…” Komodinin üzerinden ceketini aldı. “Mutluluklar dilerim, Defne Hanım.”

Kapıyı çarpmadan çıktı. Defne, ayak seslerinin merdivenlerde kaybolduğunu duyunca, o zaman gözyaşlarına engel olmadı.

Metin Bey gerçekten değerli bir insandı. Elli yaşında bir dul, büyük bir şirketin müdürüydü. Defne’ye sadece evlilik değil, istikrar teklif etmişti. Annesi hastaneye kaldırıldığında, evlilik sözü karşılığında tüm tedavi giderlerini üstlenen yine o olmuştu.

“Genç, güzel, zekisin,” diyordu elini tutarak. “Bense genç değilim, hayat yolunda bir eşe ihtiyacım var. Birbirimize uyarız.”

Defne, pazardaki mallar gibi hissederek başını sallıyordu. Ama seçeneği yoktu. Annesi iyileşiyordu; doktorlar düzgün bakım ve pahalı ilaçlar şartıyla tamamen toparlayacağını söylüyordu.

Düğün samimi bir ortamda geçti. Metin Bey düşünceli bir eşti. Sevgi talep etmez, saygı ve minnetle yetinirdi. Defne dürüstçe iyi bir eş olmaya çabalıyordu.

Defne, Serkan’ı üç ay boyunca görmedi. Sonra tesadüfen sağlık ocağında karşılaştılar.

“Nasılsın?” diye sordu eski bir tanışan edasıyla.

“İyiyim. Ya sen?”

“Ben de. Çok çalışıyorum.” Zayıflamış, bronzlaşmıştı, yeni bir takım giyiyordu. Defne parasını nereden bulduğunu sormak istedi ama soramadı.

“Annem nasıl?” Serkan annesini hep severdi, o da Serkan’ı severdi.
“İyi. Toparlanıyor.”
“Selam söyle ona.”
“Söylerim.”

Sağlık ocağının koridorunda dikilmişlerdi ve Defne o kış gününü birden net hatırladı. On yedi yaşındaydı, Serkan ise ondokuz. Şehir dışındaki donmuş bir gölde paten kayıyorlardı. Buz sağlam görünüyordu ama Defne kıyıdan çok uzaklaştı. Çatırtılar sessizdi ama Serkan duydu. Sabit durması için bağırdı, kendisi karın üstü sürünerek buzda ona yaklaştı. Defne suya battığında, elini tutmak için zaman buldu. Sonra buzlu suyla mücadele dakikalar, Serkan’ın onu çıkarmak için çırpınışları, onu sarmaladığı kendi ceketi vardı.

“İyi olacaksın,” fısıldıyordu onun üşümüş ellerini ovarken. “Seni bırakmam. Seni hiç bırakmam.”

O zaman birbirlerine sonsuz sevgi sözü verdiler. Defne on yedi yaşında ve ebedi aşka inanıyordu.

“Gitmem lazım,” dedi Serkan şimdiye geri döndürürken.
“Elbet.”

O gitti, Defne ise uzun süre koridorda doktor kağıdını elinde tutarak öylece durdu.

Metin Bey ile hayat düzenliydi. Annesine şehir dışında yeni bir ev yaptırdı, bakıcı tuttu, Defne’yi şirketinde prestijli bir işe aldırdı. Evrak takibi yapıyordu, iyi maaş alıyordu ama kendini kıymetsiz hissediyordu.

“Bugün hüzünlü görünüyorsun,” dedi kocası akşam yemeğinde.
“Sadece yoruldum.”
“Belki bir yerde dinleniriz? Hafta sonu yalıya gidelim mi?” Metin Bey dikkatliydi. Ruh halini fark ederdi, memnun etmeye çalışır, hediyeler verirdi. Defne çok kadının yerinde kendini şanslı sayacağını anlıyordu.

“Tamam, gidelim.”

Metin’in yalısı gösterişliydi, havuzlu ve bahçeliydi. Defne şezlongda uzanıp bulutlara bakıyordu. Kocası yanında gazete okuyordu.

“B
Deniz hayatını tek başına sürdürdü, bazen o buz gibi gölde Kerem’in onu kurtardığı anı düşünüyor ve kendi seçiminin hayatlarındaki soğukluğun kaynağı olduğunu kabulleniyordu çünkü seçimleri bazen yaşadığı pişmanlıklardan daha uzun ömürlüdür.

Rate article
Lifequest
Beni Kurtardı, Ama Onu Yıktım