Güzel Doğma, Uygun Olacak Şekilde Doğ!

– Zeynep, aklını mı yitirdin sen? – Selin avucunu masaya öyle bir çarptı ki fincanlar şıkırdadı. – Seni paspas gibi kullanıyor bu adam! Bugün gel, yarın gelme, öbür gün yine lâzımsın!

– Anlamıyorsun Selin, – diye karşılık verdi Zeynep, kahvesinde şekeri karıştırırken. – Ali meşgul bir adam, işleri var, sürekli toplantıları. Zamanı olunca görüşürüz işte.

– Bırak işlerini! – diye öfkelendi Selin, yüzü kıpkırmızı kesilmişti. – Otuz altı yaşındasın artık Zeynep! Ne zamana kadar yedek havaalanı olarak kalacaksın?

Zeynep suratını buruşturdu. Selin hemen böyle, dolambaçsız, doğruyu söylüyordu. Üstelik söylediği doğruydu da, ama o kadar batıcı bir doğruydu ki duymasan daha iyiydi.

– Elimden ne gelir ki? – diye fısıldadı, gözleri kafedeki camdan dışarıya dalmış. – Her taraf güzellerle dolu, ben ise… sıradanım. Ama kullanışlıyım. Huysuzluk yapmam, istemem, mızmızlanmam.

– Tanrım, kendini bir dinlesen! – Selin heyecanla kolundan tuttu. – “Kullanışlı”! Nesin sen, yer paspası mı? Üniversite mezunusun, iyi bir işin var, kendi dairesin. Akıllısın, iyi kalplisin, sadıksın…

– Sadece güzel değilim, – diye acı bir tebessümle sözünü kesti Zeynep. – Erkekler önce gözleriyle seçer, bilirsin.

Selin şaşkınlıkla kafasını sallayarak koltuğuna çöktü. Yirmi yıllık arkadaşlık, hâlâ kendi değerine inanamıyordu kız. Üniversiteden beri aynıydı – hep gösterişli kızların gölgesinde, hep uyum sağlamaya, hoşnut etmeye, engel olmamaya hazır.

– Üniversitedeki Emre’yi hatırlıyor musun? – diye sordu Zeynep aniden.

– Tabii, – diye diken üstünde oturdu Selin. – Neden?

– Ondan deli gibi hoşlanıyordum. Üç yıl peşinden dolandım, ders notlarını verdim, seminerlerde yardım ettim. Beni fark bile etmedi. Ama o… Şey… Sema Çelik çıkagelince hemen etrafında pervane oldu.

– Ama bu bin yıl önceydi! – diye ellerini çırptı Selin.

– Benim için dün gibi, – dedi Zeynep hüzünle gülümseyerek. – O zaman hayatın esas kuralını anladım: Güzel olanlar her şeyi hemen alır, geriye kalanlarsa işe yaramalı. Kullanışlı olmalı.

– Zeynepciğim ama o Emre… Sonra ne oldu? Ayyaşın biri ve beceriksiz! Senin o güzel Semaysa üç kere evlendi, üçünde de boşandı. Onlar nerede, sen neredesin?

– Onlar yaşıyor, – diye yanıldı Zeynep. – Ben ise idare ediyorum.

Tam o anda telefon çaldı. Zeynep ekrana baktı ve birden canlandı.

– Alo, Ali? Evet, boşum. Tabii, gelirim. Bir saat sonra mı? Tamam, bekliyorum.

Selin, arkadaşının yüzündeki çocuksu sevinci ve ilk çağrıda koşmaya hazır halini dehşetle izledi.

– Zeynep, yapma, – diye fısıldadı. – Meşgulüm de.

– Yapamam, – dedi Zeynep çantasını toplarken. – Toplantılar arasında iki saati boşalmış. Görüşmeyeli çok oldu.

– Beş gün önce görüşmüştünüz!

– Çok oldu işte, – diye inatla tekrarladı Zeynep ve masadan kalktı.

Selin tek başına oturmuş, arkadaşının uzaklaşan siluetine camdan bakıyordu. Başına ne gelmişti böyle? Bu akıllı, yetenekli kadın ne zaman bir başkasının hayatının aksesuarına dönüşmüştü?

Oysa eskiden her şey farklıydı. Üniversitede Zeynep dış güzelliğiyle parlamasa da grubun ruhuydu. Şakalar yapar, geziler düzenler, herkese derslerde yardım ederdi. Erkekler onu severdi – kadın olarak değil, en iyi dost, sadık yoldaş olarak. “Zeynep-Abi” diye çağırırlardı. O zamanlar bu lakaptan gurur duyardı.

Mezun olunca sağlam bir firmada ekonomist olarak işe girdi, çabucak terfi etti. Daire aldı, araba. Ailesi seviniyordu – kızı yerine oturmuş, ayakları üzerinde duruyordu. Ama özel hayat bir türlü yoluna girmiyordu.

İlk ciddi ilişkisi yirmi sekizindeydi oldu. İş arkadaşı, Volkan. Sessiz, sakin, güvenilir. Zeynep çok mutluydu – nihayet yanında onu güzelliği için değil, karakteri için, ruhu için seven bir erkek vardı.

İki yıl çıktılar. Zeynep artık evlenmey
Sabah ilk iş vakur bir kahvaltı hazırlarken ütünün sesi yeni bir günün başladığını anons etti ve Elif, gülümseyerek, “Haydi bakalım, rahat olmadığım ilk cumartesime hoş geldin,” diye fısıldadı mikrodalgaya konan simite.

Rate article
Lifequest
Güzel Doğma, Uygun Olacak Şekilde Doğ!