Kendi Değil Ama Öz, Canım
“Anne Fatoş, nasılsın? Biz Erdem’le marketten dönüyorduk, uğrayalım dedik, sana da bir şeyler aldık,” diyerek sarıldı Jale, öz annesi olmayan kadına.
İkisi de karar vermişti; Fatma ile Jale birbirlerini anne ve kız olarak göreceklerdi. Fatma’nın yaşı altmış altıya gelmişti, hayatı pek de kolay geçmemişti. Çok çile çekmiş, her şeyi sineye çekmek zorunda kalmıştı.
Ama on üç yıl önce Tanrı ona bir lütuf göndermişti: Jale. Bir gün kapısını çalmış, Fatma açmıştı. Karşısında yüzünde morluklar, üstü baş perişan genç bir kadın duruyordu. Hemen içeri buyur etmişti.
“Gir kızım, korkma, ben yalnız yaşarım,” diyerek elinden tuttu. “Sana ne oldu böyle?”
Hava sonbaharın başıydı ama Anadolu’nun sert rüzgarları etrafı sarmıştı, her yer ıslak ve üşütücüydü.
“Adın ne?” diye sordu. “Ben Fatma, bana Fatoş teyzeler derler.”
“Jale,” dedi kadın hıçkırarak. Gözyaşlarına engel olamadı.
“Ağla kızım, içini dök, rahatlacaksın,” diyerek saçlarını okşadı Fatma.
İlk yardım çantasını çıkardı, yüzündeki yaraları temizledi. Sıcak çay yaptı, yemek teklif etti ama Jale reddetti.
Soru sormadı, bekledi. Zamanla ısındı Jale, konuşmaya başladı:
“Teşekkür ederim, Fatoş teyze. Çok üşümüştüm, ne kadar yürüdüm bilmiyorum. Karanlıkta köyü bile tanıyamadım, düşecek gibiydim, kapını çaldım.”
“Burası Gülpınar, büyük bir köy. Sen nerelisin?”
“Eşimle ilçede yaşıyorduk. Evlendikten sonra değişti. Şiddet göstermeye başladı. Hamile kaldığımı söyledim, beni dövdü. Korktum, kaçtım. Yetimhanede büyüdüm, gidecek yerim yoktu. Orman kenarından yürüdüm, sonra bu yola çıktım.”
“Yavrum, çok çekmişsin,” diyerek sarıldı Fatma. “Artık korkmazsın. Bana kalırsan, benim yanımda kalırsın. Yalnızım zaten.”
O günden sonra Jale onunla kaldı. Sonra Erdem doğdu. Fatma torununu büyüttü, Jale’yi öz kızı gibi sevdi. Jale de ona öyle bağlandı. Bir gün sordular:
“Fatoş teyze, sana anne diyebilir miyim? Erdem zaten ‘anneanne’ diyor.”
“Tabii kızım, sen zaten benim için evladım oldun.”
“Öyleyse anne Fatoş, kendi değil ama öz, canım.”
Birlikte yaşamaya devam ettiler. Jale köyde postacı oldu, okulu olsa da köyde teknoloji uzmanlığına gerek yoktu. Erdem büyüdü, Fatma ona baktı.
“Fatoş, Jale çok iyi kız, saygılı. Erdem de terbiyeGünler geçtikçe köydeki insanlar da bu küçük ailenin huzurunu benimsedi, Fatma’nın yüzündeki tebessüm hiç eksik olmadı.




