Mutluluğun Gerçek Anlamını Bugün Anladım

Bugün mutluluğun ne demek olduğunu anladım.

Evine giderken Ayşegül kaderine şükrediyordu. En azından büyük kızı Elif mutlu olacaktı. Kendisi hayatta pek şanslı değildi ama pişmanlık duymuyordu. Her şeyin olması gerektiği gibi olduğuna inanıyordu.

“Mehmet’le karşılaşmam kaderimdi, sevdim ve evlendim. Önce Elif’i doğurdum, ama kocam oğul istiyordu. Onu mutlu etmek için tekrar hamile kaldım ve Deniz’i dünyaya getirdim.” dedi içinden. Ama Deniz’in doğumuyla birlikte talihi ters döndü. Oğlu engelli olarak doğmuş, ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Ayşegül, apartman kapısını açarken derin bir iç çekti.

Bir gün, iradesini toplayıp kararını vermişti. Mehmet, oğlunun durumunu öğrenir öğrenmez eşyalarını toplayıp gitmiş, son sözleri de şu olmuştu:

“Benden yardım bekleme.”

Kocasının gidişi Ayşegül’ü yıkmıştı. Kızı altı yaşındaydı, oğlu hastaydı. Geceleri yastığa gömülüp ağlıyor, bu yükün altından kalkamayacağını düşünüyordu.

“Neden ben? Neden böyle oldu?” diye soruyordu kendine.

Ama bir gün toparlandı ve kararını verdi:

“Ağlasam da ağlamasam da, çocuklarımı büyüteceğim. Kimse gelip bana yardım etmeyecek. Bu benim hayatım, benim acım.”

Elif anaokuluna gidiyor, bir yıl sonra da okula başlayacaktı. Deniz’le ilgileniyor, tüm sevgisini ve emeğini ona veriyordu. Deniz, annesini ve ablasını çok seviyor, büyüyordu. Elif de akşamları kardeşiyle ilgilenerek annesine dinlenme ve ev işlerini yapma fırsatı veriyordu. Üçü böyle yaşıyor, çocuklar annelerinin sevgisiyle büyüyorlardı. Ayşegül şanslıydı, evden çalışabileceği bir iş bulmuştu. Elif büyüdükçe annesine yardım ediyordu. Zaman geçiyordu.

Anahtarını çevirip kapıyı açtığında, kızının aynanın karşısında gelinlikle döndüğünü gördü. Elif’e hayran hayran bakarken gözleri doldu. İşte kızı büyümüş, güzel bir genç kadın olmuştu. Onu yetiştirebildiği, okutabildiği için mutluydu. Şimdi de Can adında iyi bir delikanlıyla evlenecekti. Kendi ayakları üzerinde duran, hatta kendi evi olan biriydi.

“Elif’im, ne kadar güzelsin! Can seni bu gelinlikle görünce şaşkına dönecek. Ama gelinliği erkenden almak uğursuzluk getirir, eskiler böyle derdi.”

“Anne, ne olur böyle şeyler söyleme! Hiç de erken değil. Can’ın nüfus dairesinde tanıdıkları var, beklemeye gerek kalmadan hemen nikahımızı kıyacaklar.” dedi Elif, gelinliği çıkarırken.

“Tamam kızım, eski bir batıl inanç aklıma geldi de. Her şey güzel olacak, sadece gelinliği Can’a gösterme sakın!”

Ayşegül, oğlunun odasına geçti. Deniz onu görünce sevindi. Biraz konuştuktan sonra mutfağa gitti.

“Ne çabuk büyüdü Elif,” diye düşündü. “Can’a âşık olmuş, evlenmeye hazırlanıyor. Can da iyi bir çocuğa benziyor, ilk görüşte sevdim onu. Anne yüreği yanılmaz.” diyerek gülümsedi. Can’ın ciddi ve kararlı ifadelerini hatırladı:

“Kızınızı seviyorum ve ona hiçbir şeyin eksik olmayacağına söz veriyorum. Mutlu olacak! Büyük bir düğün yapmak istiyorum, dostlarımız, akrabalarımız gelecek. Ama merak etmeyin, tüm masraflar bana ait. İyi para kazanıyorum.”

“Can, artık kızım için içim rahat.” diye düşündü Ayşegül, Tanrı’ya kızına böyle birini gönderdiği için şükretti.

Düğüne az kalmıştı ki Ayşegül birden hastalandı. Kendini halsiz hissediyor, başı dönüyordu. Doktora gitti, tahliller yaptırdı. Sonuçlara bakan doktor:

“Korkutmak istemem ama ek tetkikler gerekli.” dedi.

İşte o anda yüreği ağzına geldi. Ya kötü bir şey çıkarsa? Çocuklarını nasıl bırakıp gidecekti? Elif evlenecekti ama Deniz onsuz ne yapardı? Onu yalnız bırakamazdı.

Kızına açıldı, endişelerini paylaştı.

“Ya bana bir şey olursa, Deniz’i kimseye emanet edemem. On beş yaşında ama yalnız kalamaz. Nasıl hastaneye yatacağım?”

“Anne, ne diyorsun? Her şey yoluna girecek, eminim. Ben Deniz’le ilgilenemeyeceğimi mi düşünüyorsun? Tetkiklerin sırasında evde kalır, ona bakarım.”

“Ama senin düğünün yakın!” diye telaşlandı annesi.

“Önemli değil, Can erteler.”

Can gerçekten de her şeyi erteledi. Ayşegül hastaneye yattı. Bir süre sonra, sonuçları beklerken odasında oturuyor, Deniz’i düşünüyordu. Ya ölürse…

Doktor güler yüzle odaya girdi:

“Kızım, bu kadar endişelenme. Korkulacak bir şey yok. Küçük bir iyi huylu oluşum var ama ameliyat bile gerekmiyor. Hayatınıza devam edin, kontrollerinizi aksatmayın.”

Ayşegül sevinçten ağlayacak mı gülecek mi bilemedi. Eve dönerken yine kuşkuya kapıldı:

“Doktor kontrole gel dedi. Acaba bir şey mi saklıyor?”

Bu düşünceyle eve geldi. Elif onu merakla bekliyordu.

“Anne, ne dedi doktor?”

Ayşegül şüphelerini anlattı ama kızı onu teselli etti:

“Anneciğim, üzülme, her şey yoluna girecek.” diyerek onu öptü ve Can’ın yanına gitti.

Ama Ayşegül’in içi rahat değildi. Ya kötü bir şey olursa? Ya ölürse? Deniz ne olacak? Bu düşünceler

Rate article
Lifequest
Mutluluğun Gerçek Anlamını Bugün Anladım