Su Olmasaydı Ne Olurdu?

“Tamam, işte telefon numaram, yerleşin, ben kaçıyorum çünkü yarın gece uçağım var, tatile gidiyorum,” diye hızlıca söyledi Ev sahibesi İpek Hanım, yeni kiracısı Elif’e daireyi teslim ederken. “Bir şey olursa ararsınız. Hoşça kalın.”

“Tamam, hoşça kalın,” diye biraz şaşkınlıkla cevap verdi Elif, elinde hâlâ kira sözleşmesini ve site yönetimiyle iletişim için vekaletnameyi tutuyordu.

“Çok hareketli ve gözü açık bir ev sahibesi, aslında herkes böyle olmalı,” diye düşündü Elif.

Kiraladığı bu daireyi çok sevmişti. Yeni bir binaydı, pencereden manzara muhteşemdi: yakındaki orman ve küçük bir dere, kışın bile donmazdı. Nedenini kimse bilmiyordu, bazıları şaka yollu “antifriz akıyor” derdi.

Elif, bir buçuk haftadır bu dairede yaşıyordu. İşten karanlık çöktükten sonra dönüyordu, havalar soğuktu. Karşıdaki komşusu, sevimli ve iyi kalpli yaşlı kadın Ayşe Teyze, üçüncü gün Elif’e geldi.

“İyi akşamlar,” diyerek sakin bir sesle konuştu. “Ayşe Teyze, karşı komşunuz. Tanışalım, buraya taşındığınıza göre. Komşuları tanımak ve onlarla iyi geçinmek önemlidir,” dedi, sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi.

“Hoş geldiniz, buyurun Ayşe Teyze. Ben Elif, geldiğiniz için çok memnun oldum. Haklısınız, yaşıyorum ama kimseyi tanımıyorum,” diye içtenlikle karşıladı Elif. “Çay içelim mi? Ama çok özel bir şey yok, biraz çikolata var.”

“Teşekkürler, Elif’im, teşekkürler. Ama ben seni çaya davet ettim. Yeni fırından çıkmış elmalı kekim var, hadi gel. Bir de, kusura bakma, artık ‘sen’ diye hitap edeceğim. Birincisi, gençsin; ikincisi, komşuyuz; üçüncüsü, ben emekli bir öğretmenim, öğrencilerle hep ‘sen’ diye konuşurdum,” diyerek gülümsedi, yüzünde sıcak bir ifade vardı.

“Sanırım çok iyi bir öğretmendi,” diye geçti aklından Elif’in, sonra yanıt verdi:

“Vay, teşekkürler Ayşe Teyze, beklenmedik bir şekilde elmalı keke konuk oldum,” diye güldü. “Elmalı kek harika olur.”

Elif, komşusunun yanında uzun kaldı ama hiç pişman olmadı. Çok keyifli bir sohbetti. Okuldan, öğrencilerinden bahsetti, emeklilikte sıkıldığını söyledi ama “hayat böyle, yaş aldıkça değişiyor” dedi.

Elif bekârdı, yirmi sekiz yaşındaydı. Üç ay önce erkek arkadaşından ayrılmıştı, çok yumuşak huylu ve beceriksizdi, kendi çay bardağını bile yıkamazdı. Evde bir şey tamir etmek ya da ampul takmak gibi erkek işlerinden bahsetmeye bile gerek yoktu. Ev işleri yüzünden tartışmışlardı, bir yıl birlikte yaşadıktan sonra.

Elif, Ayşe Teyze’den geç saatte döndü, çay içmişler, kek yemişlerdi. Eve gelince hemen yattı. İşte rapor yetiştirmesi gerekiyordu, yarın geç kalabilirdi. Bu düşüncelerle uykuya daldı. Ertesi gün işte neredeyse tüm gün bilgisayar ekranına kilitlendi, sadece öğle arasında hızlıca bir şeyler atıştırdı.

Sonunda eve geldi ve rahatladı.

“Of, şükürler olsun, raporu bitirdim,” diye düşündü. “Birkaç gün sonra yılbaşı tatili, iyi bir dinlenme fırsatı olacak. Belki kayak yapmaya giderim. Ama önce Sibel’i ikna etmem lazım, o tembeldir, kayak sevmez.”

Elif akşam yemeğini yedi ve koltuğa kurulup telefonuna daldı. Ne kadar oturdu bilmiyordu ama susadı ve mutfağa gitti. Bard

Rate article
Lifequest
Su Olmasaydı Ne Olurdu?