Ayşe Nine giriş holünün birinci katında durur, eski metal bir sulama kabını son silahı gibi tutar. Kat 1in merdiven boşluğunda, genellikle petunyalar, begonya ve menekşelerle süslediği çiçek saksıları şimdi harabedir: üç saksı kırılmış, toprak yıpranmış linolyum zemine dağılmış, yapraklar fırtına kalıntısı gibi dağılmıştır. Hol nemli, küflü bir koku ve metalik bir tat yayar. Daire 12den yüksek baslı bir elektronik müzik çalar. Ayşe Nine, papatyalı renkli bir bornoz içinde, beyazlamış saçlarını sıkı bir topuza bağlamış, suçluyu görür: yeni alınmış siyah bir bisiklet, zincirle merdiven korkuluklarına bağlanmış, çiçek köşesinin tam ortasında durur.
Bunu kim yaptı? diye homurdanır, sesi öfkeyle titrer. Çiçeklerimi! Yarım asır yetiştirdim, bir anda… Vahşi gençler!
Daire 12nin kapısı aniden açılır ve genç komşu Mert dışarı fırlar. Otuz iki yaşında, gri bir spor tişört ve şort giymiştir. Antrenmandan yeni çıkmış dağınık koyu saçları vardır, elinde parlak etiketli bir su şişesi tutar.
Ayşe Nine, ne bağırıyorsunuz? der, kaosa bakarak. Çiçekler yüzünden mi? Bisikletimi park ettim, saksılar düşmüş. Yeni alırım, sorun değil.
Ayşe Nine kabını Merte doğru savurur, su zemine sıçrar.
Sorun değil mi? Bu sadece çiçek değil, Mert! Girişin ruhudur! Sen gençler sadece yıkmakla meşgulsünüz!
Mert gözlerini devirir, suyu yudumlar.
Ruh mu? Kadın, bunlar bitki. Ben bisikletle spor salonuna gidiyorum, işim var. Sizin saksılarınız alanı kapıyor!
Elif, Mertin küçük kız kardeşi, daireden çıkar. Açık sarı saçları dağınık bir topuza bağlanmıştır, elinde yıpranmış bir psikoloji kitabı tutar; üniversite sınavına hazırlanıyordur. Üzerinde Büyük Hayal Et yazılı bol bir tişört vardır.
Mert, ciddi misin? der, kırık saksıları görünce. Ayşe Nine, affedin, düşünmemiş. Hemen temizlerim.
Ayşe Nine gözlerini kısar, gözlüğünün altından parıldayan bakışları belirir.
Düşünmemek mi? Bu bencilliktir, Elif! Siz gençler sadece kendinizi düşünürsünüz! Çiçeklerimiz bütün apartmana neşe verir, oysa siz onları çöp gibi atıyorsunuz!
Üst katta Zehra, otuz beş yaşında iki çocuğun annesi, daire 15ten inerek beşiği itiyor, pantolonunda elma püresi lekeleri var. Yanında büyük kızı Lale, sırt çantasıyla yürür.
Bu ses ne? sorar Zehra, boşluğa bakarak. Mert, çiçekleri mi kırdın? Ayşe Nine haklı, girişimizi süslüyorlar!
Mert şişesini pencere kenarına atar, camda çınlar.
Süslemek mi? Yarıları solmuş! Işıkları değiştirsek daha iyi olur, çiçekleri sulamaktan vazgeçsek!
Daire 10dan yalnız bir programcı olan Ali, kapı aralığından başını çıkarır, dizüstü bilgisayarını tutar. Gözlüğü burun ucunda kayar, üzerindeki Linux logolu tişört kırışıktır.
Mert, sakin ol der, gözlüğünü düzeltirken. Çiçekler ekoloji, oksijen kaynağı. Bisikletini bodrumda saklarsan olur.
Mert dönüp sesini yükseltir.
Ekoloji mi? Ali, ayda bir kez bile gelmezsin, kodun içinde yaşıyorsun! Ben bisikleti nereye koyacağım?
Giriş bir arenaya dönüşür, kırık saksılar komşular arasındaki savaşın simgesi olur; herkes çiçeklerde kendi anlamını bulur.
Ertesi gün tartışma yeniden alevlenir. Ayşe Nine bodrumdan yedek saksılar çıkarır, gösteriş yaparcasına petunyaları sular, kültürlü gençler diye homurdar. Bornozu dalgalanır, sulama kabı loş lamba ışığında parıldar. Mert antrenmandan döner, bisikletinin köşeye sıkıştırıldığını, boş saksılarla dolu olduğunu görür ve kız kardeşini çağırır.
Elif, bu ne sirk? diye bağırır, saksılara işaret eder. Bana yer lazım!
Elif, mutfakta not defterleriyle dolu bir masa başında otururken kitabını kenara bırakır.
Mert, başlama. Ayşe Nine ile konuştum, gerçekten üzgün. Özür diler misin?
Mert alayla gülümser, spor ayakkabılarını çıkarıp yere sertçe bırakır.
Özür mü? Neden? Çiçekleri her yere yaydı, ben de ona uymalı mıyım? Bu da benim girişim!
Elif derin bir nefes alır, sesi yumuşar ama kararlıdır.
Bu bizim girişimiz, Mert. O da Ayşe Ninenin. O çiçekleri herkes için yetiştirir, sen saksıları kırdın. Anla ki onun için çok önemli.
Üstten Zehra, küçük oğlunu elinde tutarak iner. Lale çantasını sürükler, kolyesinde tek boynuzlu at nalı asılıdır.
Mert, yine mi? der Zehra, kaşlarını çatarak. Çocuklarım bu çiçekleri çok seviyor! Lale bile sulamaya yardım ediyor!
Mert ellerini savurur, tişörtü kabarır.
Çocuklar mı? Zehra, çocuklar çiçeklere bakar, koşar! Lale dün neredeyse saksıyı düşürüyordu!
Lale dudaklarını büzerek, örümcek gibi kıvırcık saçları titrer.
Yanlış! Ben dikkatli suladım! Sen her şeyi mah




