Köpeği Bir Ağaca Öyle Bağladılar Ki Ne Oturabildi Ne Yatabildi

Bugün günlüğüme yüreğimi burkan bir hikaye yazmak istiyorum. Temmuz güneşi İstanbul’u öyle bir kavuruyordu ki, sanki gökyüzünden ateş yağıyordu. Serin bir nefes bile yoktu. Gölgeler bile sıcaktan kaçamıyordu. İşe giderken her zamanki yolumu değiştirip, eski bir ormanlık alandan geçmeye karar verdim.
Hızlı adımlarla yürürken, birden garip bir ses duydum. Kuş cıvıltısı değil, yaprak hışırtısı hiç değil. Sanki bir canlı, acı içinde inliyordu. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Sesin geldiği yöne doğru baktım ve gördüğüm şey kanımı dondurdu.
Kalın bir çınar ağacına boynundan sıkıca bağlanmış, neredeyse iki metre yükseklikte asılı duran iri bir köpek vardı. Sarımsı kahverengi tüyleri ter ve korkuyla ıslanmıştı. Patileri zar zor yere değiyor, dili kurumuş ve koyu bir renk almıştı. Gözleri ise acı ve korkuyla doluydu, yardım dileniyordu.
“Allah’ım! Bunu sana kim yaptı?” diye bağırdım. Hemen telefona sarıldım, hayvan kurtarma ekibini aradım. Ancak en erken bir saat sonra geleceklerdi. Bir saat! Bu sıcakta bu, bir ölüm fermanıydı.
“Bekleyemem,” diye mırıldandım. Yakındaki uzun bir kuru dalı kaptım, ipi çözmeye çalıştım. Düğüm sımsıkıydı, ter ve tükürükle sertleşmişti. Zorladım, ittim, sonunda bir çözülme oldu.
İp gevşediğinde köpek yere yığıldı, hızlı nefes alıyor, titriyordu. “Sakin ol, artık güvendesin,” diye fısıldadım diz çökerek.
Birkaç dakika sonra, zorlukla ayağa kalktı. Sendeleyerek yürüdü, sonra bana yaklaştı, elimi yaladı. “Senin adın ne, kahramanım?” diye sordum, tasmasını kontrol ettim. Ama hiçbir bilgi yoktu, sadece derin izler vardı.
İki saat sonra “Sokak Canlarına Umut” barınağında yeni bir misafir vardı. Stresle titreyen ama artık su içen ve yumuşak bir yatakta uyuyan bu köpek herkesin yüreğini eritti.
“Ona bir isim vermeliyiz,” dedi gönüllülerden biri. “Güçlü bir şey. Ormanla ilgili belki.”
“Orman,” dedi yaşlı gönüllü. “Çünkü o, ormandan gelen bir savaşçı gibi.”
Veteriner Ayşe onu muayene etti. “Bakın,” dedi, “Bu köpek evcil. Tüyleri bakımlı, dişleri temiz. Onu seven biri vardı.”
“O zaman neden bir ağaca bağlıydı?” diye sordu başka bir gönüllü öfkeyle.
Orman’ın fotoğrafları sosyal medyada hızla yayıldı.
“Bunu yapan kim?”
“Bu işkence!”
“Bu zavallı çocuk…”
Binlerce paylaşım, yüzlerce telefon. Herkes adalet istiyordu.
Bu sırada, İstanbul’dan uzakta, Antalya’da tatil yapan Yılmaz ailesi denizin keyfini çıkarıyordu. Oğulları Efe kumdan kale yaparken, anne Elif kahvesini yudumluyordu.
“Kurt’u merak ediyorum,” dedi Elif.
“Endişelenme,” dedi kocası Cem. “Komşumuz Hasan Amca güvenilir biridir. Kurt onu sever.”
Ama işler öyle yürümedi.
Hasan Amca, Kurt’u gezdirmeye çıkardı. Bir anda bir kedi gördü, Kurt koşmaya başladı. Tasması elinden kaydı. “Kurt! Dur!” diye bağırdı ama köpek çoktan uzaklaşmıştı.
Hasan Amca gece yarısına kadar aradı. İlanlar astı. Ama Kurt kayıptı.
Üç gün boyunca aç ve susuz kalan Kurt, sonunda birisi tarafından ağaca bağlanmıştı. Kimdi bu? Bilinmiyordu.
Cem tatilden döndüğünde duydukları karşısında donup kaldı. “Nasıl?!” diye bağırdı. “Nerede aradınız?”
Hasan Amca ağlıyordu. Efe soruyordu: “Anne, Kurt nerede?”
Cem, bir gün sosyal medyada bir fotoğraf gördü. Kalbi durdu.
Resimdeki Kurt’tu ama tanıdığı Kurt değildi. Zayıf, bitkin, boynunda izler vardı. Alt yazıda: “Orman bir yuva arıyor.”
Hemen barınağa gitti. “Bu benim köpeğim,” dedi titreyerek.
Gönüllüler şüpheyle baktı. Cem telefonundan fotoğrafları gösterdi: Kurt yavruyken, Efe’yle oynarken, uyurken…
“Kurt!” diye seslendi.
Köpek havl

Rate article
Lifequest
Köpeği Bir Ağaca Öyle Bağladılar Ki Ne Oturabildi Ne Yatabildi