Annem bu yazlıkta doğum gününü kutlamayı hak ediyor, senin fakir anne baban ise bu süre için başka yere gitsin! dedi adam.
Çatısı eğimli, ahşap işlemeleriyle süslü bir yazlık ev, eski elma ağaçlarının arasında duruyordu. Bu ev, Özgeye babaannesinin vefatından sonra miras kalmıştı. Çocukluğu burada geçmişti, her köşesinde bir anı saklıydı. Şimdi üç yıldır eşi Serkanla birlikte burada yaşıyorlardı.
Eylül akşamı gökyüzünü kızıla boyamıştı. Özge, verandada akşam çayı için fincanları yerleştiriyordu. Açık kapıdan anne babasının sesleri geliyordu babası Mehmet Bey, annesine bugün seradan son domatesleri nasıl topladığını anlatıyordu.
Ayşe Hanım, yarın havuçları da sökmek lazım, dedi Mehmet Bey, ellerini havluyla silerek. Yakında don başlayacak.
Tabii, Mehmet Bey. Özge, yarın bize yardım eder misin? diye sordu annesi kızına.
Özge başını sallayarak sıcak çayı fincanlara doldurdu. Anne babası, yaz başında kızlarının yanına gelmişler ve o günden beri ev işlerine yardım ediyorlardı. Babası çitleri tamir ediyor, bahçeyle uğraşıyor, annesi ise bahçeden topladığı kuş üzümü ve bektaşi üzümüyle reçel yapıyordu. Ev, tahta zemindeki ayak sesleri, ev yapımı kurabiyelerin kokusu ve akşam yemeği sohbetleriyle huzur doluydu.
Serkan, yağmurdan ıslanan ceketini silkelerken kapıda belirdi. Şehirde mühendis olarak çalışıyor, her gün arabayla gidip geliyordu.
Mehmet Bey, kulübenin çatısı nasıl? diye sordu damat, masaya otururken.
Yeni tahtalar almak gerek. Eskiler iyice çürümüş, diye cevap verdi Özgenin babası.
Serkan çayını sessizce içti, kayınpederinin sözlerine ara sıra başını sallayarak karşılık verdi. Özge, eşinin son günlerde dalgın olduğunu, sebepsiz yere somurtmasını fark etmişti. Anne babası yatmaya gittiğinde, Serkan televizyon karşısında kanalları geçiyordu.
Bir şey mi oldu? diye sordu Özge bir akşam, eşinin yanına oturarak.
Yok, önemli bir şey değil, diyerek eliyle savurdu Serkan, gözlerini ekrandan ayırmadan.
Özge üstelemedi. Erkekler bazen böyle içine kapanık olurdu, özellikle sonbaharda. Belki de sadece yorulmuştu.
Ancak birkaç gün sonra Serkanın tavrı değişti. Babası garaj tamiri için yardım teklif ettiğinde, hiç olmadığı kadar sert bir şekilde yanıt verdi. Akşam yemeklerinde susuyor, kısa cevaplar veriyordu. Ayşe Hanım damadın hasta olup olmadığını sordu, ama Özge annesini sakinleştirdi.
Cumartesi sabahı, anne babası mantar toplamak için ormana gittiğinde, Serkan mutfakta bulaşık yıkayan Özgeye yaklaştı.
Özge, seninle konuşmam gereken bir şey var, dedi masaya oturarak.
Özge ellerini havluyla kuruladı ve döndü. Serkanın yüzünde ciddi bir ifade vardı.
Annemin yakında altmışıncı doğum günü var. Sevim Hanım burada, bu evde kutlamak istiyor. Akrabaları, dostları çağıracak. Bilirsin, annem misafir ağırlamayı sever.
Özge başını salladı. Kayınvalidesi gerçekten büyük sofraları seviyordu. Her bayramda evi doldurur, günlerce yemek hazırlardı.
Ne öneriyorsun? diye sordu Özge.
Serkan bir süre sustu, sonra eşinin gözlerine baktı.
Senin anne babanın bir süreliğine başka yere gitmesi gerekecek. En azından bir hafta. Annem evi kendi istediği gibi düzenlemek isteyecek. Misafirler gece kalacak. Yer yetmeyecek.
Özge elindeki havluyla donup kaldı. Eşinin sözleri bir yargı gibi çınlamıştı.
Nasıl yani, gitsinler? Nereye gidecekler? Bu ev benim, anne babam burada yasal olarak kalıyor.
Sonsuza kadar değil ki! Sadece birkaç gün. Teyzenin yanına gidebilirler ya da bir kaplıca oteline. Seçenekleri var.
Özge yavaşça havluyu askıya astı. Düşünceleri karmakarışıktı, anlam veremiyordu.
Serkan, ciddi misin? Annemle babamı kendi evlerinden bir parti için mi kovacaksın? Onlar burada her işe yardım ediyor. Olmasalar bu kadar işin altından kalkamazdık.
Serkan ayağa kalktı, Özgeye yaklaştı.
Özge, anlamıyorsun. Annem hayatı boyunca böyle bir kutlama hayal etti. Akrabalar başka şehirlerden gelecek. Onları hayal kırıklığına uğratamayız. Senin anne baban birkaç gün dinlenseler ne olur ki?
Benim anne babam mı? Özgenin sesi sertleşti. Mehmet Bey ve Ayşe Hanım bu evde yaşamaya hakları olduğu için buradalar. Kimse onları bir doğum günü partisi için göndermeyecek.
Serkanın kaşları çatıldı. Sinirlendiğinde yanağı seğirirdi.
Anlamıyorsun. Annem her şeyi planladı. Masalar ayarlandı, müzisyenler davet edildi. İptal etmek için çok geç.
O zaman kendi evinde ya da bir kafede kutlasın, dedi Özge kollarını göğsünde kavuşturarak.
Serkanın yüzü kızardı. Yumruklarını sıktı.
Bak, Özge! Bu kadar direnme! Annem doğum gününü istediği yerde kutlamayı hak ediyor. Senin anne baban da bu süre için başka yere gitsin!
Özge şaşkınlıkla ağzını açtı. Eşinden böyle sözler duymayı beklemiyordu.
Az önce ne dedin?
Düşündüğümü söyledim! diye bağırdı Serkan. Sevim Hanım hayatı boyunca çalıştı, çocuklar
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



