Artık Hoş Karşılanmadığımız Ev: Annemin Yuvayı Nasıl Bir Savaş Alanına Çevirdiği

**”Artık Hoş Karşılanmadığımız Ev: Annemin Evi Bir Savaş Alanına Çevirmesi”**

Mehmet ofiste çalışırken telefonu çaldı. Ekranda, eşinin adı. Şaşırdıöğle vakti aramazdı.

Merhaba, Ayşe. Ne oldu? Biraz meşgulüm, dedi, monitörden gözünü ayırmadan.

Oldu, diye hıçkırarak karşılık verdi. Kovulduk! Artık kalacak yerimiz yok!

Ne?! Mehmet ayağa fırladı. Daireye ne oldu? Yangın mı? Soygun mu?

Dairede bir şey yok sadece artık burada kalamıyoruz, diye fısıldadı Ayşe.

Nasıl yani “kalamayız”? Kim bizi kendi dairemizde oturmaktan alıkoyabilir?!

Kim mi annen! diye patladı, sesinde acı, öfke ve çaresizlik birbirine karışmıştı.

Yıllar önce, Ayşe ve Mehmet çocuklarıyla birlikte İstanbula taşınmışlardı. Büyük kızları yedi, küçükleri beş yaşındaydı. Kirada yaşayarak durmaksızın çalışmışlardı. Sonra şans gülmüştü: Ayşenin babası, uzak bir akrabasından bir daire miras kalmıştı.

Siz burada kalın, demişti yaşlı adam. Emekliyim, vergiler beni zorlamaz, daire benim üzerime ama sizi rahatsız etmeyiz.

Tadilat yapmışlar, eşya almışlardı. Yerleşmişlerdi. Artık daireyi kendilerinin sayıyorlardıresmiyette olmasa bile. Ama Ayşenin içinde hep bir boşluk vardı.

Buraya her şeyimizi yatırdık ama yine de tapuda adımız yok, diye söylenirdi kocasına.

Endişelenme. Elif ailesiyle, biz buradayız. Kim bizi atabilir? Yabancı değiliz.

Ama daha kötüsü olmuştukovulmuşlardı. Ve yabancılar tarafından değil, kendi aileleri tarafından.

Dönüm noktası, babanın doğum günüydü. Gelmişler, kutlamışlardı. Ertesi gün, kayınvalide açıklamayı yapmıştı:

Karar verdik: yeğeniniz, Volkan, sizinle kalacak. Üniversiteye başladı, yurtta sıkış tepiş. Sizde yer var. Üstelik, diye eklemişti, daire bizim üzerimize, kimin kalacağına biz karar veririz.

Ayşe dilini ısırmıştı. Mehmet ise sadece başını sallamıştı:

Sorun değil. Yerimiz var.

Çığlık atmak istemişti ama kendini tutmuştu. Zamanı değildi. Ama içinde bir şey kırılmıştı.

Volkan taşınmıştıbir efendi gibi. Kanepede yemek yiyor, küfrediyor, hiçbir şeyi düzeltmiyordu. Dokunduğu her şeyi mahvediyordu. Sonra Mehmetin ailesi gelmişti. “Yeğeni görmeye.” Ve her şey başlamıştı.

Volkanın ayakkabıları kirli! diye azarlamıştı kayınvalide. Niye montunu yıkamadın?! Börekler nerede?!

Bir general gibi emirler yağdırıyordu. Yemek yapmış, çamaşır yıkamış, temizlik yapmıştı. Sonra, direkt:

Oğlumun senin gibi biriyle evli olduğuna inanamıyorum! En iyisi git. Daireyi boşalt.

Nereye gideyim? Kızların kendi aileleri var, kira pahalı

Benim sorunum değil. Hadi, eşyalarını topla.

Ayşe reddedince, kayınvalide gülmüştü:

Mehmete ben anlatırım. Boşanma dilekçesini imzalar.

Ayşe sessizce eşyalarını toplamış ve ağlamıştı.

Mehmet duyunca eve koşmuştu.

Anne, bu ne?! Karımı evden mi attın?!

Fazlalık burada. Üstelikiçki içiyor!

Ne?!

Çantasında şişe sesleri duydum. Ne saklıyorsun? Benim çatım altında buna izin vermem. Daire benimben karar veririm.

Anne, Volkan çöpü atmamış!

Çocuğun üstüne yıkma! Bir daha buraya adımını atarsasonra ağlama.

O zaman ben de onunla giderim.

Daha iyi. Volkanın bir kız arkadaşı var, kalacak yeri var.

Mehmet yumruklarını sıkmıştı.

Tamam. İki gün.

Ayşe, ağlama. Hepsini alıyoruzErdal yardım edecek, garajımız var. Her şey düzelecek. Kendi dairemizi alırız. Hayal ettiğimiz gibi olmayacak amabizim olacak.

Üç gün sonra, kayınvalide Elifle gelmişticepheye gider gibi, çuvallarla. Balık, et, kavanozlar, sebzeler

A gittiler mi?! diye şaşkınlıkla sormuştu Elif.

Bomboş Mutfak yok Buzdolabı yok Eşya yok

Balkona koyalım.

Yağmur yağıyor! Anne, yatacak yerimiz bile yok!

Fatma Hanım oğlunun numarasını çevirmişticevap vermiyordu. Torunlar da telefonu açmıyordu.

Fatma, büyükanne demişti torunlarından birine, ama telefondan gelen ses:

Bir daha arama!

Dairedesadece eski, kirli bir kanepe. Ve banyoda bir leğensonun sembolü.

Altı ay sonra, Ayşe yeni dairelerinde akşam yemeği hazırlıyordu. Bir arama. Tanımadık bir numara.

Oğlum, benim Anne Aramıyorsun Özür dilerim. Geri dön. Burada yaşayın.

Zaten yaşıyoruz. Kendi dairemizde.

“Kendi daireniz”? Neden başka bir daireye ihtiyacınız var? Bizimki dururken!

Sizinkisizindir. Bizimki bizim.

Ya torunlarım? Beni terk ettiler!

Hiçbir şeye ihtiyaçları yok. Her şeyimiz var. O daireden bahsetmeyin artık. Ve biz de geri dönmeyeceğiz.

Mehmet kapattı. Hayatının bu bölümü bitmişti. Ve bir daha açılmayacaktı.

Rate article
Lifequest
Artık Hoş Karşılanmadığımız Ev: Annemin Yuvayı Nasıl Bir Savaş Alanına Çevirdiği