Merve, geç vakitte evine döndü. İstanbulun ışıkları pencerelerin ardında pırıl pırıl yanıyordu. Kapının eşiğinde, elinde bir çantayla durdu ve beklenmedik bir kararlılıkla konuştu:
“Boşanmak istiyorum. Sen daireyi alabilirsin, ama bana olan payımı ödeyeceksin. Bana lazım değil. Gidiyorum.”
Kocası Cem, koltuğuna çöktü, şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.
“Nereye gidiyorsun?” diye sordu, kafası karışmış bir halde.
“Artık seni ilgilendirmez,” diye yanıtladı sakin bir sesle, dolaptan bir valiz çıkarırken. “Bir süre köydeki arkadaşımda kalacağım. Sonrasını görürüz.”
O anlamıyordu ne olduğunu. Ama Merve çoktan kararını vermişti.
Üç gün önce, doktor tetkik sonuçlarını incelerken yumuşak bir sesle söylemişti:
“Sizin durumunuzda, maalesef tahmin olumsuz. Sekiz ay, en fazla Tedavilerle belki bir y




