– Sen bizim ailemizden değilsin – dedi kaynana ve gelinin tabağındaki etleri tencereye geri koydu

Sen bizim ailemizden değilsin dedi kaynana ve gelinin tabağındaki etleri tencereye geri koydu

Elif, elinde tabakla ocak başında donup kaldı. Tabakta, Zeynep Hanım’ın az önce pişirdiği etli yemeğin sosu hâlâ duruyordu. Et parçaları birer birer tencerede kayboluyordu, sanki kaynana tek tek sayıyordu.

Affedersiniz? diye tekrarladı Elif, kulaklarına inanamayarak.

Ne anlaşılmayacak şey var? Zeynep Hanım ellerini önlüğüne silerek gelinine döndü. Seni aileye biz almadık. Kendin zorla soktun kendini.

Mutfak öyle sessizleşti ki ocakta çorbanın kaynayan sesi duyuluyordu. Elif tabağı masaya koydu ve alnından düşen bir tutam saçı geri itti. Elleri titriyordu.

Zeynep Hanım, anlamıyorum. Mehmetle beş yıldır evliyiz! Bir kızımız var

Ne olmuş? diye sözünü kesti kaynana. Deniz bizim kanımız, bu doğru. Ama sen yine de yabancı kalacaksın.

Mutfak kapısı açıldı ve Mehmet içeri girdi. Saçları dağınık, gömleği açık belli ki işten sonra kanepede uyuyakalmıştı.

Burada neler oluyor? diye sordu, karısına ve annesine bakarak. Neden bağırıyorsunuz?

Bağırmıyoruz dedi Zeynep Hanım sakince. Sadece konuşuyoruz. Eşine bu evde nasıl davranması gerektiğini anlatıyorum.

Mehmet kaşlarını çatarak Elife baktı. Karısı solgun, dudaklarını sıkmış halde duruyordu.

Anne, ne dedin sen?

Doğruyu söyledim. Et herkese yetmez. Aile büyük, parçalar az.

Elif boğazına bir yumru oturduğunu hissetti. İşte bu kadar. Beş yıldır ailenin bir parçası olduğunu sanıyordu. Beş yıldır kaynanasını memnun etmeye çalışmış, laf sokmalarına katlanmış, zamanla ilişkilerin düzeleceğini ummuştu.

Mehmet, anneme gidiyorum dedi kocasına sessizce.

Ne annesi? diye çıkıştı Zeynep Hanım. Artık senin evin burası. Gelip gitmek sana mı kalmış?

Anne, yeter Mehmet bir adım Elife doğru attı. Ne oldu?

Elif sessiz kaldı. Kocasına, annesinin ona “burda sen hiçbir şeysin” dediğini nasıl anlatsaydı? Bir tabak etin bile ona fazla geldiğini?

Denizi hazırlayacağım dedi cevap vermek yerine. Sonra da annemde birkaç gün kalacağız.

Buna ne gerek var? diye telaşlandı kaynana. Nine burada, çocuğu nereye götürüyorsun?

Nine, annesinin aileden olmadığını söylüyor dedi Elif sessizce. Belki torununa da başka yer daha uygundur.

Arkasını döndü ve mutfaktan çıktı. Mehmet onu kolundan tuttu.

Elif, bekle! Ne olduğunu anlat.

Elif döndü. Kocası ona şaşkınlıkla bakıyordu, kaynana ise ocağın yanında çorbayı karıştırıyormuş gibi yapıyordu.

Annene sor dedi Elif. O daha iyi anlatır.

Çocuk odasında üç yaşındaki Deniz oyuncak bebekleriyle oynuyordu. Annesini görünce koşarak yanına gitti.

Anneciğim! Bak, bebeği besliyorum!

Aferin kızım Elif çömelerek kızını kucakladı. Acıktın mı?

Evet! Nine bugün etli yemek var dedi.

Var tatlım. Ama biz onu anneannende yiyeceğiz.

Senin annende mi? Deniz sevinçle bağırdı. Yaşasın! Babam da gelecek mi?

Hayır, babam evde kalacak.

Elif çocuğun eşyalarını çantaya toplamaya başladı. Elbiseler, çoraplar, oyuncaklar Birkaç gün yetecek her şey. Tam eşyaları katlarken Mehmet odaya girdi.

Elif, bu ne çocukça tavır? Birkaç saçma söz yüzünden gidilir mi?

Çocukça mı? Elif doğruldu ve kocasına baktı. Annen bana aileden olmadığımı söyledi! Yemeğimi elimden aldı! Bu saçma mı?

Annem her şey der! Bilirsin, hemen parlıyor. Yarın unutur.

Ama ben unutmam Mehmet! İlk değil bu.

Bırak ya! Annem sadece yorgun. İşte sıkıntıları var, ondan atıyor üstüne.

Elif acı bir kahkaha attı.

Yorgunmuş. Beş yıldır mı yoruluyor? Hep bana mı atıyor?

Boş ver işte!

Kendi evimde bana yabancı diyorlar, boş mu vereyim? Mehmet, kendi söylediğini duyuyor musun?

Mehmet odada bir aşağı bir yukarı yürüdü, ensesini ovuşturuyordu. Tanıdık bir hareket ne diyeceğini bilemediği zaman hep böyle yapardı.

Elif, nereye gideceksin? Biz aileyiz. Çocuğumuz var.

İşte bu yüzden gidiyorum. Denizin annesine hakaret edildiğini duymasını istemiyorum!

Kim hakaret ediyor? Annem fikrini söyledi.

Fikrini mi? Elif eşyaları toplamayı bırakarak kocasına baktı. Mehmet, yemeğimi elimden aldı! Yabancısın dedi! Bu fikir mi?

Şey belki sert söyledi. Ama biliyorsun, anne hayatı boyunca bizi tek başına büyüttü. Babam erken vefat etti, o çekti bizi. Kontrol etmeye alışkın.

Yani ömrümün sonuna kadar katlanmalı mıyım?

Mehmet yatağın kenarına oturdu ve eşinin ellerini tuttu.

Elif, kavga etmeyelim. Annemle konuşurum, hallederim.

Ne anlatacaksın? Benim de insan olduğumu mu? Duygularım olduğunu mu?

Tabii. Kabalık etmemesini söyleyeceğim.

Elif başını iki yana salladı.

Mehmet, mesele kabalık değil. Annen beni kabullenmiyor! Sen de bunu biliyorsun.

Zamana ihtiyacı var

Rate article
Lifequest
– Sen bizim ailemizden değilsin – dedi kaynana ve gelinin tabağındaki etleri tencereye geri koydu