Köpek, uyutulmadan önce sahibine son bir kez sarıldı, birden veteriner ‘Durun!’ diye bağırdı—ardından olanlar klinikteki herkesi ağlattı.

Küçük veteriner kliniği, anın ağırlığını hissediyor gibiydi; duvarlar daralıyor, tavan alçalıyordu. Floresan lambaların soğuk ışığı her şeyi solgun bir hüzünle aydınlatıyordu. Havada, kelimelere dökülemeyecek kadar yoğun bir acı asılıydı. Sessizlik öyle derindi ki, son nefes öncesi bir dua bekler gibiydi.

Masada, eski bir çizgili battaniyenin üzerinde Karabaş yatıyordubir zamanlar göz alıcı bir Kangal, karlı ovalarda koşan, bahar rüzgârlarını dinleyen, sahibinin elinin sırtında hissettiği güvenle yaşayan bir köpekti. Şimdiyse tüyleri solmuş, nefesi hırıltılıydı. Her soluk alışı bir savaş, her verişi bir veda gibiydi.

Yanında çökmüş, Mehmet Emre duruyordubu köpeği yavruyken alıp büyütmüştü. Elleri titreyerek Karabaşın kulaklarını okşadı. Gözlerinde biriken yaşlar düşmeye cesaret edemiyor, kirpiklerine yapışıyordu. “Sen benim ışığımdın Karabaş,” diye fısıldadı, sesi kırık. “Düştüğümde yanımda durdun, ağladığımda yüzümü yaladın. Affet beni Seni koruyamadığım için. Böyle bitmesi için”

Karabaş, güçsüz bedenine rağmen gözlerini açtı. Bakışları bulanıktı ama tanıyordu. Son bir hamleyle başını kaldırıp Mehmet Emrenin avucuna burnunu dayadı. Bu dokunuş, her şeyden daha güçlüydü: “Hâlâ buradayım. Seni hatırlıyorum. Seni seviyorum.”

Mehmet Emre alnını Karabaşın başına dayadı. Dünya kayboldu. Sadece ikisi kaldıyağmurlu sonbahar yürüyüşleri, kış gecelerinde çadırda uyurken Karabaşın ayaklarında nöbet tutuşu, yaz ateşlerinin ışığı Hepsi gözlerinin önünden geçti.

Köşede veteriner hemşire Nuran duruyordu. Gözyaşlarını gizlemeye çalıştı ama başaramadı.

Sonra bir mucize oldu. Karabaş titreyerek ön patilerini kaldırdı ve Mehmet Emrenin boynuna doladı. Bu bir veda değil, bir teşekkürdü: “İnsanım olduğun için teşekkürler. Bana evi öğrettiğin için”

“Seni seviyorum,” diye mırıldandı Mehmet Emre. “Hep seveceğim”

Veteriner Dr. Ayşe, elindeki şırıngayı hazırladı. “Hazır olduğunuzda”

Mehmet Emre Karabaşa baktı: “Dinlen artık kahramanım Cesurdun. Hep en iyisiydin. Seni sevgiyle bırakıyorum.”

Karabaş derin bir nefes aldı. Kuyruğu hafifçe oynadı. Dr. Ayşe iğneyi batırmak üzereydi ki

Aniden durdu. Stetoskopu göğsüne bastırdı. “Termometre! Hemen!”

“Ölmüyor muydu?” diye kekeledi Mehmet Emre.

“Sanmıştım,” dedi Dr. Ayşe. “Ama bu kalp yetmezliği değil, sepsis olabilir. Ateşi kırk derece! Ölmüyorsavaşıyor!”

Hızla hareket etti: “Serum! Geniş spektrumlu antibiyotik!”

Mehmet Emre koridorda bekledi. Saatler geçti. Gece yarısı oldu.

Sonunda kapı açıldı. Dr. Ayşe yorgun ama umutluydu: “Stabil. Ateşi düşüyor. Ama kritik saatler.”

Mehmet Emre gözyaşlarını tutamadı: “Vazgeçmediğiniz için teşekkürler.”

“O gitmeye hazır değildi,” dedi Dr. Ayşe. “Siz de bırakmaya.”

İki saat sonra kapı tekrar açıldı. Bu kez gülümsüyordu: “Gel

Rate article
Lifequest
Köpek, uyutulmadan önce sahibine son bir kez sarıldı, birden veteriner ‘Durun!’ diye bağırdı—ardından olanlar klinikteki herkesi ağlattı.