– Unutma ki bu ev benim ve bütün hayatını burada geçirdin. – Yine başlıyorsun. Bunu artık ömrüm boyunca bana karşı kullanacaksın.

” Unutma, bu benim evimde yaşıyorsun ve bütün hayatını burada geçirdin. Yine başlıyorsun. Bundan sonra hep bununla yüzüme vuracaksın, değil mi?”

Ayşe ile Mehmet on yıldır evliydi.

Ayşe’nin annesi ve üvey babası vardı, üvey babası onu üç yaşından beri büyütmüştü.

Ayşe’nin küçük kardeşi Emre de üvey babasının öz çocuğu değildi.

Sadece küçük kız kardeşi Fatma onun öz kızıydı. Ama hiçbir zaman ayrım yapmamıştı.

Ayşe evlenip kocasının yanına taşındığında Fatma sekiz yaşındaydı.

Üvey babasıyla Mehmet hemen anlaşmıştı. Şaşılacak bir şey yoktu, Hüseyin Bey mahalledeki çocuklarla bile sıcak sohbet edebilen biriydi. Karşısındakinin çocuk, genç ya da yetişkin olması onun için fark etmezdi.

Herkesle eşit konuşur, ortak konular bulurdu.

Kaynanası hakkında da kötü bir şey söyleyemezdi Mehmet, ama Hüseyin Bey’le hemen yakınlaşmış ve ona “baba” demeye başlamıştı.

Kendi babası çoktan vefat etmişti.

Annesi ise hastalanınca babaannesinin yanına gitmişti. Gitti bir daha da dönmedi. Evi oğluna bırakmıştı.

Ayşe ve Mehmet evi baştan aşağı yenilediler. Hüseyin Bey de yardım etti. Ayşe’nin annesi söyleniyordu, kızını anlamıyordunasıl olur da şehirden köye taşınırdı?

“Anne, burası kasaba. Büyük bir kasaba. Hatta merkezde beş katlı binalar var.”

“Sen köyde, bir evdesin. Burası kenar mahalle, yani köy sayılır”

On yıl geçti. Ailede bir oğlan ve bir kız büyümüştü. Ayşe’nin erkek kardeşi Emre, okulunu bitirince şehirde kalmayı seçti, memleketinden uzakta. Küçük kız kardeşi Fatma evlenmişti. Evleri yoktu, kira evde oturmaya başladılar. Kiranın parasını Fatma’nın annesi ve babası ödüyordu.

“Bizde kalsınlar,” dedi Hüseyin karısına.

“Benim bir itirazım yok, ama seninle konuşmamız gereken bir şey var.”

“Ne hakkında?”

“Neden işini değiştirdin?”

“Bunu konuşmuştuk zaten. Çocuklar büyüdü, kendi paralarını kazanıyorlar. İki işte çalışmak beni yoruyor, hastalıktan sonra daha da zorlandım. Giderlerimiz de azaldı.”

“Fatma’nın bir evi olmalı.”

“Onun bir kocası var.”

“Unutma, sen benim evimde yaşıyorsun ve bütün hayatını burada geçirdin.”

“Yine başlıyorsun. Bundan sonra hep bununla yüzüme vuracaksın, değil mi?”

“Seçimini yap! Kızımız için bir ev alman lazım!”

“Seçim mi? Ev almak için çalışmak mı, yoksa?”

“Ya da git.”

“Bu kadar çalışamam, sen de biliyorsun.”

“O zaman boşanma davası açıyorum. Git. Senin bir evin var.”

“Ev mi? Onu gördün mü? Bu yıllar içinde ne hale geldi.”

“Beni ilgilendirmez. Satmak istemedin zaten.”

Hüseyin Bey sessizce en gerekli eşyalarını topladı.

“Gerisini de al, yoksa atarım.”

“Neredeyse bir ömür geçirdik, seneye emekli olacaksın. Ben altmış üç yaşındayım.”

“Genç birini bulmalıydın, sana katlandığıma pişmanım. İki çocukla kim beni alırdı ki? Yük oldular.”

“Çocuklardan mı bahsediyorsun? Gidiyorum. Diğer eşyalarımı bir hafta içinde alırım. Sabret biraz”

“Anne, babam nerede?”

“Biliyorsun ki o senin baban değil.”

“Ne fark eder? Benim babam o, başka babam yok.”

“Ayrıldık. Fatma ve kocası buraya taşınıyor.”

“Ne? Babam nerede?”

“Kendi köyünde.”

“Fatma da mı kabul etti babamı oraya göndermeyi? Ya sen, nasıl yaparsın bunu?”

“Niye bu kadar üzülüyorsun?”

“İnsanlık değil bu. Emre biliyor mu?”

“Ona ne gerek var, uzakta. Siz niye geldiniz?”

“Uğramak istedik, yarın tatile çıkıyoruz. Sonra Emreye uğrayacağız, yakın orası.”

“Benden ne istiyorsunuz? Bana şimdi tamir parası lazım, kız kardeşin ve kocası yakında taşınacak, hamile. O yüzden bir şey veremem. Çocukları getirdiniz mi? Onlarla ilgilenecek vaktim yok.”

“Bir şey istemiyoruz. Paramız var, çocuklar bizimle geliyor. Bunun için gelmedik. Boşanmayı bize ne zaman söyleyecektin?”

“Size ne? O sadece Fatmanın babası.”

“Bizi sevip büyüttüğünde aileydi, şimdi yabancı mı oldu? Doğru değil bu, anne”

“Beni yargılayacak değilsin! Sizin için çabaladım!”

Mehmet tekrar içeri girdi. Ayşenin annesiyle konuşmasının başında dışarı çıkmıştı, babasının artık orada olmadığını anlayınca. Zar zor telefonla ulaşabilmişti. Hüseyin Bey telefonunu yanında taşımazdı, evde bırakırdı. Ama şans eseri açmıştı.

“Tabii ki ben yargılayamam. O bizim için çabaladı. Zaman her şeyi gösterir.”

“Ayşe, hadi gidelim,” dedi Mehmet elini çekerek. “Her şeyi öğrendim. Çocuklararabaya. Dedelerine gidiyoruz.”

“Öğrendin mi? Gidelim.”

“Öğrendim. Zorla ağzından laf aldım. Söylemek istemiyordu.”

“Helal olsun. Ben hiç adresini bilmiyordum. Bize söylemediler, hiç gitmedik.”

Hüseyin Bey onları eski evin önünde karşıladı.

“Dede, evinde kötü bir nine mi var?” diye sevinçle sordular torunlar.

“Yok. O şehirde kaldı.”

Ayşe ve Mehmet güldüler. Şaka tutmuştu, ama babalarının morali çok kötüydü. Tabii ki gelmelerine sevinmişti, belli etmemeye çalışıyordu ama her şey ort

Rate article
Lifequest
– Unutma ki bu ev benim ve bütün hayatını burada geçirdin. – Yine başlıyorsun. Bunu artık ömrüm boyunca bana karşı kullanacaksın.