İstenmeyen Misafirler

Telefon, Ayşe’yi sabahın beşinde uyandırdı. Arayan numara tanıdık değildi.

“Evet,” dedi Ayşe uykulu bir sesle.

“Ayşeciğim?” diye coşkulu bir kadın sesi duydu. “Sen misin?”

“Evet,” diye cevapladı Ayşe, pek ilgilenmemiş gibi.

“Benim,” dedi kadın neşeyle. “Tanıdın mı beni?”

“Tanıdım tabii,” dedi Ayşe kibarca, aslında kim olduğunu bilmese de kırmamak için.

“Zaten tanıyacağını biliyordum!” diye devam etti kadın. “Ne iyi oldu seni bulmak. Şimdi konuşabilir misin?”

“Konuşurum.”

“Harika! Eşimle, çocuklarla ben şu an garadayız. Trenle geldik, bir saattir buradayız. Beni iyi duyuyor musun?”

“Duyuyorum.”

“Sesin biraz kısık gibi. İyi misin, Ayşeciğim?”

“İyiyim.”

“Çok sevindim. Başta otelde kalmayı düşünmüştük. Bu şehirde akrabamız yok sanıyorduk. Sonra senin burada olduğunu hatırladık! Anlıyor musun?”

“Anlıyorum.”

“Ne iyi ki aklımıza geldin. Senin ne kadar sevindiğimizi bir bilsen! Özellikle çocuklar.”

“Tahmin edebiliyorum.”

“Eşim hemen dedi ki, ‘Ayşe’yi ara, o seni yarı yolda bırakmaz.'”

“Haklıymış. Bırakmam.”

“O zaman bize misafir olmamıza izin verir misin? Yanlış anlamadım değil mi?”

“Yanlış anlamadın. Tabii ki.”

“Çok kalmayacağız,” diye devam etti kadın neşeyle. “Birkaç hafta falan. Şehri gezeceğiz, sonra eve döneceğiz. Evde bir sürü iş birikiyor, derler ya, misafirliğin kısası makbuldür. Katılıyor musun?”

“Katılıyorum.”

“Zaten öyle düşünmüştük. Özellikle eşim. ‘Ayşe bizi geri çevirmez,’ dedi. Sonuçta akrabayız. Uzak da olsak, on yıldır görüşmesek de, akraba akrabadır. Değil mi?”

“Evet.”

“Şimdi yalnız mı yaşıyorsun?”

“Yalnızım.”

“Üç odalı evde mi?”

“Evet.”

“Yani şimdi sana gelebilir miyiz?”

“Gelebilirsiniz.”

“Bir saat sonra orada oluruz. Hâlâ aynı yerde mi oturuyorsun?”

“Hâlâ.”

“O zaman bekle bizi. Geliyoruz!”

“Bekliyorum,” dedi Ayşe.

Telefonu kapattı, komodine koydu, yorganı başına çekti ve uyudu. Kiminle konuştuğunu hâlâ çıkaramamış olmasına pek takılmadı bile.

Bir saat sonra kapı zili çaldı. Ayşe saate baktı, gözlerini yumdu ve döndü. Telefon çalmaya devam etti. Ayşe uyuyordu.

Bir süre sonra kapı tıklanmaya başladı. Ayşe umursamadı. Sonunda telefon tekrar çaldı.

“Evet,” dedi gözlerini açmadan.

“Ayşeciğim?” diye coşkuyla seslendi aynı kadın.

“Evet.”

“Biz geldik! Zile basıyoruz, kapıyı çalıyoruz, ama açmıyorsun.”

“Çaldınız mı?”

“Evet!”

“Ben duymadım.”

“Bilmem ki Bir daha deneyelim.”

Evde zil tekrar çaldı.

“Şimdi çaldık,” dedi kadın.

“Yok,” dedi Ayşe, “duymadım. Bir de kapıya vurun bakalım.”

Kapı tıklandı.

“Vurduk,” dedi kadın.

“Hayır,” dedi Ayşe, “hâlâ bir şey duymuyorum.”

“Galiba bir yanlışlık oldu,” dedi kadın şaşkınlıkla.

“Ne?” diye sordu Ayşe.

“Şu an neredesin, Ayşeciğim?”

“Ne demek neredeyim? Evdeyim.”

“Nerede evde?”

“İzmirde,” dedi Ayşe aklına ilk gelen şehri söyleyerek. “Başka nerede olabilirim ki?”

“Nasıl İzmirde? İstanbulda değil miydin?”

“Yok, dokuz yıl önce taşındım. Boşandıktan hemen sonra.”

“Neden?”

“Neden boşandım mı?”

“Hayır, neden taşındın?”

“İstanbuldan sıkıldım, o yüzden. Fazla kötü anı vardı.”

“İzmir daha mı iyi?”

“Tabii ki. Çok daha iyi.”

“Ne gibi?”

“Her şey. Ne yapsam daha iyi. Hem de hiç kötü anı yok. Neyse, niye anlatıyorum ki? Gelip kendiniz görün. Kaç kişisiniz?”

“Dört. Ben, eşim ve iki çocuk. Büyük olan Ahmet, küçük ise Efe. Efe bu sene üçüncü kez üniversite sınavına hazırlanıyor.”

“O zaman dördünüz de gelin. Burada da güzel üniversiteler var.”

“Ne zaman gelebiliriz?”

“Mesela şimdi.”

“Şimdi olmaz. İstanbulda işlerim var. Efe sadece İstanbulda okumak istiyor. Biz de buraya iş bulmaya geldik. Sende bir yıl kalacaktık ama işte böyle oldu.”

“Yani bugün gelemiyor musunuz?”

“Hayır.”

“Yazık. Ben hazırlanmıştım bile.”

“Biz de çok üzüldük. Senin tahmin edemeyeceğin kadar.”

“Tahmin edebilirim.”

“Yok, edemezsin. Bizi neyin beklediğini düşününce içim kararıyor.”

Ayşe artık bu konuşmayı bitirmek istedi.

“Tamam o zaman,” dedi. “Şimdi gelemiyorsanız, elbet bir gün gelirsiniz. Ben sizi her zaman beklerim. İstanbula yerleşince bana adresini verirsin, ben de sana gelirim. Ben de birkaç hafta kalırım. Sonrasına bakarız. Neticede İstanbulda senden başka kimsem yok. Anlaştık mı? Adresini yollarsın, değil mi?”

Ama cevap alamadı, çünkü bağlantı aniden kesildi.

Rate article
Lifequest
İstenmeyen Misafirler