**İyi Niyetle**
Telefon masanın üzerinde duruyordu. Aile içindeki birkaç kavganın ardından Serkan, artık annesi Leyla Hanım aradığında hoparlörü açıp eşi Elifle birlikte konuşmanın daha iyi olduğunu öğrenmişti. Yoksa Leyla Hanım, onları tek tek hırpalardı.
“Leyla Hanım, size yardım etmiyor değiliz,” diye karşı çıktı Elif. “Ama Efeyle başa çıkmak size bu kadar zor geliyorsa, bize bırakın. Aslı da razı, onunla konuştuk.”
Kaynana birkaç saniye sustu. Galiba hesap yapıyordu: Bu istenmeyen yükten kurtulmak mı, yoksa kızı üzerindeki kontrolünü sürdürmek mi? İkinci seçenek kazandı.
“Siz neye talip olduğunuzun farkında değilsiniz!” diye küçümseyerek cevap verdi Leyla. “Ne çocuğunuz oldu, ne kediniz. İkiniz de gün boyu çalışıyorsunuz, çocukla kim ilgilenecek? Yoksa çocukların kendiliğinden, ot gibi büyüdüğünü mü sanıyorsunuz? Çocuk emek ister, sevgi ister!”
“Bunu anlıyorum,” dedi Elif sakince. “Ama durum böyleyse, bir çaresine bakarız. Ben işten ayrılırım. Aslının yerine doğum iznine çıkarım.”
“Peki, neyle geçineceksiniz, zenginler?”
“Zaten siz hep benim eve az para getirdiğimi söylüyorsunuz. O kadar olmasa da idare ederiz.”
Leyla Hanım sustu. Serkan yorgun bir nefes aldıElif ailede yeniceydi, ama ona da bu baskı artık dayanılmaz geliyordu.
“Tamam, anladım. Bana ültimatom veriyorsunuz,” diye homurdandı sonunda Leyla. “Peki, buyrun. Gençsiniz, aklınız ermez. Ben sizin iyiliğinizi istiyorum, yükü üstüme alıyorum. Ama siz bildiğinizi okuyun. Unutmayın, siz burada kendinizi öne çıkarmaya çalışırken, çocuk üşüyor, hastalanıyor!”
Kaynana telefonu kapattı. Elif yanına oturdu, Serkanı kucakladı ve her şeyin nasıl başladığını hatırladı.
…Başta Leyla Hanım, inatçı ama sevecen bir kadın gibi görünmüştü. Elif henüz gelini bile değilken, onu evinde güler yüzle karşılıyor, sofralar donatıyor, ayrılırken torbalar dolusu yiyecek veriyordu.
Çabucak Elifin hayatına girmişti. Her gün arar, Serkanın onu üzüp üzmediğini sorar, misafir çağırırdı. Bir keresinde Elifin annesini hastaneye yatırmış, tanıdık doktorlarla özel ilgilenmesini sağlamıştı. Elif bunun için ona minnettardı.
Ama başka şeyler de fark ediyordu. Telefona cevap vermez ya da konuşmayı aceleyle keserse, Leyla bambaşka birine dönüşürdü. Günlerce aramaz, soğuk davranır, özür beklerdi.
“Demek işleriniz o kadar yoğun ki bana vakit yok,” diye kırılır, alınır




