Karım şu an evi temizliyor, ben de burada seninle birlikteyim, aşkım.
Tanımadığım bir numara aradı, telefonda kocamın sesini duydum: “Karım mutfakta yemek yapıyor ve banyoyu temizliyor, ben de burada seninle birlikteyim, aşkım.”
Kocam Ahmet iş yemeğine gideceğini söylediğinde şüphelenmemiştim. Ama sonra gelen bir telefon beni olduğum yere mıhladı. Telefondan duyduklarım öyle etkiledi ki, hemen anahtarı kapıp arabaya atladım onunla yüzleşmeye hazırdım. Ertesi gün eşyalarını toplamaya kararlıydım.
On yıllık evliliğimizde Ahmeti avucumun içi gibi bildiğimi sanıyordum. Ama geçen hafta anladım ki, on yıl bile ihanetten koruyamıyormuş insanı Ya da kaderin tam zamanında tezahür etmesinin verdiği o tatmin edici hissi.
Her şey masumane başladı.
Ahmet bir Perşembe akşamı eve neşeyle girdi, adımlarında alışılmadık bir enerji vardı.
“Harika haber!” diye duyurdu. “Yarın akşam şirket özel bir yemek düzenliyor. Sadece çalışanlar için.”
Alnıma bir öpücük kondurup çantasını yere bıraktı.
“Sıkıcı olacak, gelmene gerek yok. Hep iş muhabbeti ve Excel tablolarından ibaret.”
Kaşlarımı kaldırdım.
Ahmet hiç eğlence düşkünü biri değildi. Onun için en büyük keyif televizyonda golf izlemekti. Ama omuz silktim.
“Tamam, sen bilirsin,” dedim, ertesi günün planlarını düşünürken.
Ertesi sabah her zamankinden daha şirin davranıyordu. Fazla şirin.
Kahvaltı hazırlarken arkamdan yaklaştı, belime sarıldı ve fısıldadı:
“Harika bir eş olduğunu biliyorsun, değil mi?”
Kahkaha attım. “Bu ne şimdi? Puan mı topluyorsun?”
“Belki,” dedi, en sevdiği beyaz gömleğini uzatarak. Düğmesi sürekli açılan o sinir bozucu gömlek.
“Bunu ütüleyebilir misin? Bir de yemeğe gittiğimde favori lazanyamı yapar mısın? Bol peynirli. Nasıl sevdiğimi biliyorsun.”
“Başka bir emriniz var mı, efendim?” diye takıldım.
“Aslında evet,” gülümsedi. “Banyoyu da temizleyebilir misin? Tertemiz olmasına bayılıyorum. Hem misafir gelirse ne yaparız?”
Gözlerimi devirdim ama güldüm.
Ahmetin tuhaf huyları vardı, bu kadar titiz olmasına alışıktım. Keşke o an anlayabilseydim
O gün bütün ev işlerine daldım.
Elektrik süpürgesinin sesi, çamaşır makinesinin dönüşü ve mutfaktan yayılan lazanya kokusuyla ev normal görünüyordu. Temizlik müziklerim açıktı ve bir an için her şey yolundaydı.
Sonra telefon çaldı.
Tanımadığım bir numara.
Neredeyse açmayacaktım, ama içimden bir his bana cevap vermemi söyledi.
“Alo?”
Önce sadece yüksek müzik ve gülüşmeler duydum. Kaşlarımı çattım, şaka yapılıyor sandım.
Ama sonra Ahmetin sesini duydum.
“Karım mı?” dedi, kahkaha atarak. “Şu an ya yemek yapıyordur ya da tuvalet temizliyordur. Ne kadar tahmin edilebilir biri. Ben de burada seninle birlikteyim, aşkım.”
Arkadan bir kadın kahkahası geldi.
Midem bulandı.
Donup kaldım, telefon kulağıma yapışmıştı, dünyam altüst olmuştu.
Araba kapandı.
Saniyeler sonra bir mesaj geldi sadece bir adres.
Hiçbir açıklama yoktu. Sadece lokasyon.
Ekrana baktım, kalbim hızla çarpıyordu.
Belki bir yanlışlıktı. Belki şakaydı. Ama içimde biliyordum ki değildi.
Ağlamadım. Henüz değil.
Onun yerine montumu aldım, anahtarları kaptım ve doğruca adrese gittim.
Lazanya bekleyebilirdi.
Ahmet hayatının sürpriziyle karşılaşacaktı.
GPS beni şehrin diğer ucundaki lüks bir Airbnbye götürdü.
Ev kocaman, camları parlıyor, bahçesi tertemizdi. Garajın önünde pahalı arabalar diziliydi. Cam kapılardan içeri baktığımda, eğlenen, içki içen, hayatın tadını çıkaran insanlar gördüm.
Tanıdık yüzler görünce midem kalktı.
Şaşıracak olan Ahmet miydi, yoksa ben miydim? Bunu öğrenmek üzereydim.
Girişe yaklaştığımda bir güvenlik çıktı karşıma.
“Yardımcı olabilir miyim, hanımefendi?”
Zoraki bir gülümseme yapıştırdım. “Evet, kocama bir şey getirdim.”
Güvenlik, elindeki temizlik kovasını görünce şüpheyle baktı. İçinde tuvalet fırçası ve çamaşır suyu vardı.
“Beyaz gömlekli uzun boylu adam,” dedim, sakin bir tonla.
Güvenlik tereddüt etti ama tehdit oluşturmadığıma karar verip çekildi.
İçeri girer girmez herkesin gözü üzerimdeydi.
Ve orada Ahmet vardı.
Salonun ortasında, kırmızı elbiseli bir kadının yanında, kolu onun belindeydi.
Son yıllarda hiç görmediğim kadar neşeliydi, şampanya içiyor, gülüyor, hiçbir şey önemli değilmiş gibi davranıyordu.
Kalbim sıkıştı.
Her yerim onun üzerine atılmak istiyordu, ama aklımdaki bir ses “Daha akıllı ol. Buna değsin,” dedi.
Ahmet beni gördü.
Yüzündeki renk soldu. İçkisiyle boğuldu, geri adım attı.
“Elif?” kekeledi, yanındaki kadından uzaklaşarak. “Sen sen burada ne arıyorsun?”
“Merhaba, sevgilim,” dedim, herkesin duyacağı kadar yüksek sesle. “Evde bir şey unutmuşsun.”
Ahmet şaşkın şaşkın baktı.
Temizlik kovasına uzandım ve içindeki tuvalet fırçasını gösterdim.
“Benim tem




