– Hayır. Karına ve çocuğuna bu daireye taşınmamasını söylemenin daha iyi olacağına karar verdik. Uzun süre rahatsızlığa katlanamayız ve sonunda sizden taşınmanızı isteyeceğiz. – Sonra karın herkese küçük bir çocukla sizi sokağa attığımızı anlatacak.

Hayır. Eşini ve çocuğunu bu daireye getirmemenin daha iyi olacağına karar verdik. Uzun süre rahatsızlığa katlanamayız ve sonunda sizden taşınmanızı isteyeceğiz. Sonra eşin herkese, küçük bir çocukla sizi sokağa attığımızı anlatacak.

Aysel, yüzünden düşen bin parça. Ne oldu? diye sordu komşu kadın.

Emre, ev sahibesinin bize derhal taşınmamızı söylediğini iletti. Bebek getireceğimizi duyunca, “Çocuksuz bir çift için kiraladım, bebek ağlayacak, komşular şikayet edecek, başım belaya girecek” demiş.

Peki, gidecek başka bir yeriniz yok mu?

Emrenin ailesinin üç odalı evi var, ama orada küçük kız kardeşi de kalıyor. Benim ailem ise şehre yirmi kilometre uzaklıkta bir kasabada yaşıyor, diye cevapladı Aysel.

Kayınvalidenlerde birkaç hafta kalırsınız, yeni bir ev bulana kadar, diye tavsiye etti kadın.

Emre zaten aradı. Ama ev sahipleri küçük çocuk duyunca hemen reddediyor.

Zor durum. Ama üzülme, daha iki gün var, eşin bir çözüm bulur.

Ancak Emre bir çözüm bulamadı. Birkaç ilana telefon açtı, reddedilince eşyalarını ailesinin evine taşıdı.

Ne var ki, ailesi ve küçük kardeşi, Emrenin ailesinin eve yerleşmesinden, üstelik huzursuz bir bebekle birlikte, pek memnun olmadı.

Oğlum, evlenmeden önce anlaşmıştık, eşinle burada yaşamayacaktınız, dedi annesi. Tabii ki odanda kalabilirsin, ama yabancıları evimizde görmek istemiyoruz.

Aysel senin için eş, bizim için yabancı. Sen onu seçtin, biz seçmedik.

Anne, bu geçici bir durum, uygun bir ev bulana kadar, diye uzlaşmaya çalıştı Emre.

Biliyorsun, geçici olan hiçbir şey kalıcıdan daha kalıcı olamaz. Önce bir hafta derken, bir ay, sonra sonsuza dek burada kalırsınız.

Hayır. Üstelik ben ve baban çalışıyoruz, kız kardeşin okuyor. Hepimiz rahat etmek istiyoruz. Küçük bir bebekle bu mümkün değil: yüksek sesle konuşma, televizyon izleme, geceleri bebeğin ağlamasıyla uyanmaya hazır ol.

En kısa sürede bir çözüm bulacağız, diye söz verdi Emre.

Hayır. Kararımız kesin. Eşini ve çocuğunu bu eve getirme. Yoksa sizi çıkarmak zorunda kalırız.

Sonra Aysel herkese, küçük çocuğunuzla sizi sokağa attık diye anlatacak. İtibarımız zedelenecek. Bu yüzden Aysel ve bebeği buraya getirme. Başka bir çözüm bul.

Emre bu haberle hastaneye gitti.

Dinle Aysel, belki bir süreliğine ailenle kalırsın? diye sordu.

Kayınvalidemin torununu görmeye merakı yok mu? şaşırdı Aysel.

Bilmiyorum, annem gelmemizi istemedi, dedi Emre.

Harika bir durum! Diğer kadınlar çocuklarıyla taburcu olunca etrafları çiçekler, hediyeler, sevinçle dolar. Bizse kimsesiz, sahipsiz gibi. Bizi görmek bile istemiyorlar, diye gücendi Aysel.

Akşam ailesini aradı. Taburcu olduğu gün, Emrenin yanı sıra babası da onları karşılamaya geldi.

Toplan kızım, torunumu al, eve gidiyoruz. Sen de, damadına dönerek, Ayselin eşyalarını ve bebek için aldıklarını getir.

Kasabaya yarım saatte vardılar. Bebek için her şey hazırdı: küçük odada ayıcıklı, tavşanlı çarşaflarla kaplı bir beşik, üstüne giysiler için bir komodin, emzirme koltuğu.

Salonda ise bir kutlama sofrası kurulmuştu. Sadece ailesi, babaannesi ve küçük kardeşi Hale vardı.

Emrenin ailesinden kimse bahsetmedi. Bebeğe hangi ismi vereceklerini konuştular ve “Alper” olarak karar kıldılar.

Emre, eşyaları ertesi gün getirmek üzere şehre döndü.

Döndüğünde güzel bir haberle karşılaştı.

Aysel, Emre, dedi baba sofrada. Annenle konuştuk, babaannenin evini satıp size vermeye karar verdik.

Aysele ailemizin hediyesi olacak. Tek şart, şu an yaşadığımız ev vasiyetimizle Haleye kalacak. Aysel, kabul ediyor musun?

Tabii ki ediyorum.

O halde yarın satılık ilanı vereceğim, dedi baba.

Ev üç ayda satıldı. Bu sürede Aysel ve Alper kasabada, Emre ise hafta sonlarını ailesiyle geçirerek şehirde kaldı.

Sonra bir buçuk ay daha ev arayışı, kredi işlemleri ve tadilat için harcandı.

Nihayet Aysel, Emre ve küçük Alper kendi evlerine yerleşti. Bir ay boyunca eşyalarını yerleştirdiler, ardından bir ev partisi düzenlediler.

Ayselin ailesi, arkadaşları ve Emrenin dostları davetliydi. Emrenin ailesi ise yoktu. Ev aldıklarını tesadüfen öğrendiler.

Eşyalarını alırken annesi, “Yine mi kiraya çıkıyorsunuz?” diye sordu.

Oğlum, köylü akrabalarını davet etmişsin, bize ev aldığını bile söylemedin! Bizi de çağırabilirdin!

Üstelik torunumuzu hiç görmedik. Pek de ailece davranmıyorsunuz, diye serzenişte bulundu telefonla.

Eşimi ve yeni doğmuş çocuğumu eve almayı reddetmek ailece bir davranış mıydı? diye sordu Emre.

Yaşlandık, huzur istiyoruz, dedi annesi. Ama şimdi ziyarete gelebiliriz.

Neden?

Nasıl neden? Alper torunumuz.

Anne, oğlumuz yakında altı aylık olacak, ama sen onu görmek için şimdi mi heveslendin?

Şaşılacak ne var? Bebekken herkes birbir

Rate article
Lifequest
– Hayır. Karına ve çocuğuna bu daireye taşınmamasını söylemenin daha iyi olacağına karar verdik. Uzun süre rahatsızlığa katlanamayız ve sonunda sizden taşınmanızı isteyeceğiz. – Sonra karın herkese küçük bir çocukla sizi sokağa attığımızı anlatacak.