Baharın Taze Dokunuşu: Bahar Zemin Kaplamaları ile Evinizi Yenileyin

**Baharın Geçidi**

Sabahları nehrin üzerinde ince bir buz tabakası olurdu, eski köprünün tahtaları ayaklar altında çatırdardı. Köyde hayat her zamanki gibi akıp gidiyordu: çantalarını savuran çocuklar köprüyü geçip okul otobüsünün beklediği durağa koşuyordu; yaşlı Emine Teyse, bir elinde süt dolu file, diğerinde baston, tahtalar arasındaki aralıklara dikkatle basarak ilerliyordu. Peşinden komşunun beş yaşındaki oğlu Ali, üç tekerlekli bisikletini sürüyor, tahtalardaki boşluklara girmemek için ciddiyetle çabalıyordu.

Akşamüzeri bakkalın önündeki bankta köylüler toplanırdı: yumurta fiyatlarını, baharın gelişini, kışı nasıl geçirdiklerini konuşurlardı. Köprü, köyü ikiye ayırıyordu: bir tarafında tarlalar ve mezarlık, diğer tarafında ise ilçeye giden yol vardı. Bazen biri su kenarında durur, henüz erimemiş buza dalıp bakardı. Köprüyü pek hatırlamazlardıher zaman oradaydı, hayatın bir parçasıydı.

Ancak bu bahar tahtalar daha fazla gıcırdamaya başladı. Yaşlı Hasan Amca ilk önce korkuluk yanındaki çatlağı fark etti, eliyle yokladı ve başını salladı. Eve dönerken iki kadının konuşmasını duydu:

Günden güne kötüleşiyor Allah korusun, biri düşerse
Aman sen de! Yıllardır ayakta duruyor.

Sözler mart rüzgârıyla birlikte havada asılı kaldı.

Sabah puslu ve nemliydi. Köşedeki direkte şeffaf bir poşetle korunan bir kağıt belirdi: “Köprü, idarenin kararıyla acil durum sebebiyle kapatılmıştır. Geçiş yasaktır.” Muhtarın imzası netti görünüyordu. Biri kağıdın köşesini kaldırıp gerçek olup olmadığını kontrol etmeye çalışmıştı bile.

İlk başta kimse ciddiye almadı: çocuklar her zamanki gibi köprüye yöneldi, ama geri döndülergirişte kırmızı bir bant ve “Geçiş Yasak” levhası asılıydı. Emine Teyze gözlüklerinin üzerinden bandı uzun uzun inceledi, sonra yavaşça dönüp kıyı boyunca dolambaçlı bir yol aramaya başladı.

Bakkalın önündeki bankta on kişi kadar toplanmış, kağıdı sessizce okuyordu. İlk konuşan Mehmet Dayı oldu:

Şimdi ne yapacağız? Otobüse nasıl gideceğiz? Kim alışveriş taşıyacak?
Acil işi olan şehre nasıl gidecek? Başka köprü yok ki!

Sesler gergindi. Biri buzun üzerinden geçmeyi önerdi, ama buz kenarlardan çözülmeye başlamıştı.

Öğlene kadar haber bütün köye yayıldı. Gençler ilçe idaresini arayıp geçici bir çözüm ya da kayık sordular:

Komisyon bekleyeceğiz dediler
Ama acilse?

Karşılığında resmi cevaplar aldılar: inceleme yapıldı, güvenlik için karar alındı.

O akşam köy odasında toplantı yapıldı: neredeyse tüm köylüler geldinem ve nehir tarafından esen rüzgâr yüzünden kalın giyinmişlerdi. Odada termostan çıkan çay kokusu vardı; biri montunun koluyla buğulanan gözlüklerini sildi.

Konuşmalar önce sessizce başladı:

Çocukları okula nasıl götüreceğiz? Yolu uzun.
Alışveriş şehir tarafından geliyor

Köprüyü kendilerinin tamir edip edemeyeceğini ya da yanına bir geçit yapıp yapamayacaklarını tartıştılar. Biri eski günleri hatırlattı, selden sonra birlikte tahtaları onardıkları zamanları.

Ahmet Bey söz aldı:

Resmi olarak idareye başvuralım! En azından geçici bir geçit için izin isteyelim!

Leyla Hanım destek verdi:

Hepimiz bir olursak, daha çabuk izin çıkar! Yoksa aylarca bekleriz

Toplu bir dilekçe yazmaya karar verdiler: elinden iş gelenlerin adını ya da alet verebileceklerin isimlerini yazdılar.

İki gün boyunca üç kişilik bir heyet ilçeye gidip idareyle görüştü. Soğuk karşılandılar:

Kanuna göre nehir üzerindeki her türlü çalışma resmi onay gerektirir, aksi takdirde sorumluluk belediyeye ait! Ama köy meclisi kararı sunarsanız

Ahmet Bey köylülerin imzalarını uzattı:

İşte köy kararımız! Geçici geçit için izin verin!

Kısa bir görüşmeden sonra yetkili, güvenlik kurallarına uyulması şartıyla sözlü onay verdi. Belediyenin depolarından birkaç tahta ve çivi temin edeceğini söyledi.

Toplantıdan sonraki sabah herkes iznin çıktığını biliyordudaha fazla beklenemezdi. Eski köprüde yeni levhalar asılıydı, kenarda ise idareden alınan tahtalar ve çiviler duruyordu. Erkekler şafaktan önce kıyıda toplanmıştı: Ahmet Bey, eski montuyla, küreği alıp suya yaklaşacak yolu temizlemeye başladı. Diğerleri de ona katıldıbazıları balta, bazıları telle gelmişti. Kadınlar da kenarda durmadıtermoslarla çay getirdiler, bazıları eldiven verdi.

Nehir kenarında hâlâ buz parçaları vardı, ama toprak çamur olmuştu. Çizmeler batıyor, tahtalar donmuş zemine diziliyordu. Herkes işini biliyordu: biri ölçü alıyor, biri ağzında çivi tutup çakıyordu. Çocuklar uzakta koşuşturuyor, ateş için dal topluyorduyol vermeleri söylenmişti, ama yine de merakla izliyorlardı.

Yaşlılar bankta oturup izliyorduEmine Teyze sıkıca sarınmış, bastonunu iki eliyle tutuyordu. Yanına Ali oturdu, ciddi ciddi inşaatı seyredip sık sık soruyordu: “Daha ne kadar bekleyeceğiz?” Emine Teyze gözlüklerinin ardından gülümsedi:

Sabret, Ali Yakında yine köprü

Rate article
Lifequest
Baharın Taze Dokunuşu: Bahar Zemin Kaplamaları ile Evinizi Yenileyin