Kocamın bir arkadaşıyla yaptığı konuşmayı duydum ve sonunda neden benimle evlendiğini anladım.
Kızım, ne kadar daha göğüslerini oynamaya devam edeceksin? Affedersin, ama sinirlerim tükeniyor! Bu bir sahte vaat! Anlıyor musun bu kelimeyi? Kerem oturma odasında sinirli bir şekilde dolaşıyordu, sürekli mükemmel kesilmiş saçını düzeltiyordu. Veli bize bir fırsat veriyor, bir inşaat aşamasında pay alacağız. Bir yıl içinde bu dairelerin değeri ikiye katlanacak! On milyon TL yatıracağız, yirmi milyon TL çıkaracağız!
Elif, derin bir koltukta oturmuş, soğumuş çayını elleriyle tutuyordu. Gözlerini kapatıp sessizliği dinlemek istiyordu ama kocası iki haftadır ona bu lüksü vermiyordu.
Kerem, on milyon TL tüm boş param. Bu şirketin güvenlik yastığı. Bir şey ters giderse, çalışanlara maaş ödeyemeyecek, kumaş alacak param kalmayacak. Biliyorsun, sezonun geldiği şu an, okula kıyafet, sonra yılbaşı organizasyonları
Yine o bayat çarşafların! Kerem gözlerini dev bir iştahla devirdi. Elif, sen akıllı bir iş kadınısın, ama düşüncen bir terzinin kafası gibi. İş yerin kaybolmayacak. Bu fırsat bir ömürde bir kez çıkar. Veli benim en yakın arkadaşım, sahte bir şey sunmaz. O da buralara yatırım yapıyor.
Elif içini çekti. Keremi seviyordu; genç enerjisini, yanıp tutuşan gözlerini, güzel konuşmasını ve nazik davranışlarını. Üç yıl önce tanıştıklarında, Elif kırk beş, Kerem otuz yedi yaşındaydı. Elif, atölye zinciri ve küçük bir terzi atölyesinin sahibi, her şeyi tek başına yürütüyordu. İlk eşi genç bir kadına koştu, Elifi ergen bir oğluyla ve bir dağ borçla bıraktı. Çıkıp işini kurdu, oğlunu büyüttü. Kerem ortaya çıktığındanazik, eğlenceli, demir kadın olmak zorunda olmayankalbi eridi.
Kerem bir inşaat firmasının satış müdürüydu, yıldızlar kadar parlak değildi ama Elif buna takmadı. Onun için önemli olan, akşam yemeğini sıcak getirip, sebepsiz çiçekler vermesi ve tatilde ona deniz kenarı gezintileri sunmasıydı.
Fakat son zamanlarda projeleri daha ısrarcı hâle gelmişti. Bir zamanlar statüye uygun lüks bir araba almak isterken, şimdi kripto para yatırımı yapıyordu. Şimdi inşaata gelmişti.
Kerem, biraz daha düşünmem gerekir, tamam mı? Belgeleri kontrol edip bir avukata danışmam lazım.
Hangi avukatla? Senin yaşlı dostun Bora İnanmı? O hâlâ geçmişin izlerini taşıyor! Para bir yastık altına saklamayı önerir. Elif, karar çabuk alınmalı. Yarın son gün, bu fiyatla girebiliriz. Veli rezervasyonumuzu tutuyor.
Kerem Elifin yanına oturdu, dizlerinin üzerine çöktü ve ellerini tuttu. Avuçları sıcak ve yumuşaktı.
Elif, bana güven. Senin için daha iyi bir yaşam isterim. Gün boyu çalışmak yerine dinlenmek, bir ev inşa edip seyahat etmek… Geleceğimiz için.
Elif, keremin kahverengi gözlerine baktı. İnanmak istiyordu. Gerçekten ona değer veriyor mu diye.
Tamam, sessizce söyledi. Yarın sabah bankaya gideceğim, ama transfer hazırlamam için zamana ihtiyacım var.
Sen harikasın! Kerem birden sıçradı, Elifi kucağına alıp odada döndürdü, hafif dirençlerine rağmen. Gör, biz milyoner olacağız! Hemen Veliyi arıyorum, sevineceksin!
Ertesi gün Elif gerçekten bankaya gitti. Para çekmek değil, hesapları kontrol etmek için. İçindeki ses, bir zamanlar güvenilir bir tedarikçiyle imzalamamayı hatırlatan ses, ona Acelem yok diye fısıldadı.
Gün bir kargaşaydı. Önce ana atölyedeki dikiş makinesi bozuldu, sonra vergi dairesi rutin denetimle geldi. Elif bir fare gibi koştu, belgeler imzaladı, terzileri sakinleştirdi. Akşam olduğunda başı sarsıyordu, sanki bir çekiç kafasını çarpıyordu.
Eve erken dönmek istedi, laptopu için ofise gitmek zorunda değildi. Sıcak bir banyo ve dinlenmek istedi.
Evine yaklaştığında, apartman girişinde yabancı bir siyah jeep gördü. Komşuya gelmiş olmalı diye düşündü, arabasını park etti.
Daire sessizdi. Elif anahtarını çevirip kapıyı sessizce açtı. Oturma odasından hafif sesler ve kadehler çınladı.
Garip, Kerem evde misafirlerin olacağını söylememişti diye düşündü. Evdeyim! diye bağırmak istedi, ama bir şey onu durdurdu. Ses tonu misafir gibi değildi; çok rahat, çok yüksek sesliydi.
Elif ayakkabılarını çıkardı, ses çıkarmamaya çalışarak ayaklarıyla koridoru geçişti. Oturma odası kapısı hafif aralıktı.
Vay be, kardeşim! Sonunda ikna ettin mi? kısık, boğuk bir kahkaha duyuldu. Elif, Velinin sesini tanıdı, iş ortakları olan arkadaşı.
Kesin! Keremin sesi kendinden emin, alaycıydı, hiç duymadığı bir ton. Söyledim, doğru yaklaşım. Biraz feci söz, bir kaç iltifat, bir iki kez diz çökmek… Yarın para transferi yapacağız.
Elif duvara yaslandı, kalbi boğazına doğru çarptı, şakaklarına vurdu.
On milyon mu? Veli sordu.
Evet. Hepsini temizleyecek. Aptal bir kadın. Gerçekten bizim elit bir kompleks inşa edeceğimizi düşünüyor.
Biz sadece hayallerimizde bir kompleks yapacağız Veli kahkaha attı. Peki, o onu almayacak mı? Belgeler, her şey?
Belgeler mi? O işte yok. Onu bir günlük şirket için bir kredi sözleşmesi veririz, imzalatırız. Bana Tanrı gibi güveniyor. Kerem diye bağırıyor, Kerem diyor… Ah, lan.
İçeriden bir sıvı dökülme sesi geldi.
Oyunculuğun için! Veli bağırdı. Senin bu işin zor mu? Kadın biraz bakımlı, ama
Bakımlı Kerem homurdandı. Kollarına bak, ellerine bak. Ne kadar krem sürse de, yine aynı. Ben her akşam yatağa iş gibi giriyorum, gözlerimi kapatıp Sedayı hayal ediyorum. Seda çantalarını topluyor, paralar akınca Baliye gideceğiz. Ben Elife bir sahaya gideceğim, sen de gör diye bir şey söyle.
Sert konuşuyorsun Velinin sesinde hayranlık vardı, kınama değil. Ya tutuklarsa?
Tutuklamaz. O gururlu. Şehrin her yerinde yalancı olarak anılmak istemez. Kredi sözleşmesi gerçek, şirket iflas eder. İş riski, canım. Şansız.
Elif duvardan kayarak yere düştü. Bacakları direniş göstermedi. İçinde bir buz gibi soğuk hissetti; kan yerine buz suyu akıyordu. Aptal kadın, iş gibi, Seda Keremin dün elini öptüğü sözler, zihnine yanmış çivi gibi saplandı. Üç yıldır bir hayal içinde yaşıyordu. Mutluluğu sanmıştı, ama bu sadece bir iş planıydı; uzun vadeli bir yatırım, varlıkların nihai devirimi.
İçinde bir çığlık patlamak istedi; masayı devirmek, yüzüne çarpmak, bu kendinden emin gülümsemeyi yırtmak istiyordu. Ama bir adım bile atmadı. Yılların iş yönetimi, 1990ların mafya meseleleri, 2000lerin bürokratik sorunları ona çelik bir kemik kazandırmıştı. Histeri, düşmanın hediyesi; zayıflığı gösterir, o zayıf değildir.
Derin bir nefes alarak, Elif yavaşça ayağa kalktı, ayakkabılarını eline aldı ve sessizce, girişte olduğu gibi çıktığı gibi dışarı çıktı.
Merdivende asansörü çağırdı, aşağı indi, arabasına oturdu. Ellerinde titreyen direksiyon, ama aklı bulut gibi açık, keskin bir netlikle doluydu.
Bali, Seda, tek günlük şirket diye düşündü, pencereye bakarken iki alıcı onun derisini bölüşüyordu.
Motoru çalıştırıp annesine ya da en yakın arkadaşına gitmek yerine, ofise yöneldi. Oradaki kasada pasaport, şirket evrakları ve mühür duruyordu.
İki saat içinde eve döndü, restorandan dolu paketler, pahalı bir konyak şişesiyle. Kapıyı çarptı, anahtarları düşürdü, çantalarla uğraştı.
Kerem! Eve geldim! kapıdan bağırdı, sesi sevinçle çınladı.
Keremin dağınık kafası ortaya çıktı, bir gülümseme takındı, gözlerinde bir anlık korku belirdi.
Elif! Bugün erken geldin. Toplantımız Veliyle. Senin akıllı kararını kutlamak istiyoruz.
Elif oturma odasına girdi, gülerek.
Merhaba Veli, hoş geldiniz! Şu lezzetli şeyleri aldım, kutlayalım!
Veli, gözlerinde açgöz bir parlaklıkla, ağır adımlarla ilerledi.
Elif Hanım, büyük saygı! Kararınız doğru, büyük paralar kararlı insanları sever.
Evet, tümünü düşündüm Elif konuklara ikram tabağını gösterdi. Altın peşinde koşmayı bırakıyoruz. Büyüyoruz. Kerem bana gözlerini açtı.
Kereme yaklaşıp yanağını öptü. Bir an gerildi, sonra rahatladı.
Sen benim akıllı kızım diye mırıldandı, belini sardı. Senin yanımda olacağını bildiğim için mutluyum.
Tabii ki, canım. Yarın sabah bankaya gidiyoruz. Nakit çekeceğim, transferden daha güvenli. Hepsini Veliye imzalı bir senetle vereceğiz.
Velinin gözleri açgöz bir parıltıyla parladı.
Nakit harika! Bizim uslubumuz bu. Saygı duyuyorum.
Akşam sis gibi geçti. Elif şarap doldurup, erkeklerin aydın bir gelecek diye kadeh kaldırmasını izledi. Keremin sahte gülümsemesini, soğuk hesaplarını fark etti. Aşk kördür; ihanet ise en iyi göz doktorudur.
Veli ayrıldı, hafif yürürken bir şarkı mırıldandı. Kerem Elifi kollarına alıp sordu:
Uyumak ister misin? Yarın önemli bir gün.
Evet, sevgilim. Duş al, ben masayı toplarım.
Yatakta, yanındaki adamı, onu mahvetmek ve terk etmek isteyen kişiyi izlerken gözlerini kapatmadı. Onun düzenli nefesini dinledi, kalbini ondan ayırdı. O anda, kocasının gülüşünü bir kez daha duyunca, sadece güveninin bittiğini anladı. Artık güveniyle vedalaşıyordu.
Sabah, ona bir öpücükle uyandırdı.
Kalk, milyoner! Para bizi bekliyor.
Kerem enerjik bir şekilde giyindi, en iyi takımını giydi, kokusunu sıkıştırdı.
Hazırım! Elif, pasaportu aldın mı?
Tabii ki. Her şeyi aldım.
Bankaya gittiler. Kerem yol boyunca planlar kurdu, hangi evin inşa edileceğini anlattı. Elif başını salladı, camdan dışarı baktı.
Bankada onları bir VIP odasına yönlendirdi. Elifin tanıdığı bir yetkili, paketler halinde para getirdi: on milyon TL, beş kalın paket.
Kerem paraya bakıp büyülenmiş gibi gözleri parladı, elleri masaya uzandı.
Şimdi onaylıyor muyuz? yetkili sordu.
Evet Elif sesini yükseltti. Onaylayın lütfen.
Harçlığı imzaladı, para çantaya kondu.
Hadi Velinin ofisine gidelim! Kerem dışarı çıkınca aceleyle bağırdı. Noter bekliyor.
Bekle Kerem Elif arabasının yanına durdu. Sana bir sürprizim var.
Sürpriz? Ne? Kerem sabırsızca ayaklarını salladı. Zaman yok!
Hemen. Otur.
Bagaj kapağını açıp büyük bir spor çanta çıkardı, asfaltın üzerine koydu.
Ne bu? Kerem şaşkın bakışla çantaya baktı. Nereye gidiyoruz? Bali mi? Şimdi mi?
Elif kısaca, korkunç bir gülümsemeyle cevap verdi.
Sen nereye gidiyorsun? Sedaya mı? Yoksa anneme mi?
Kerem soluklaştı, yüzü soluklaştı.
Elif, ne? Seda? Ne demek istiyorsun?
O kız, senin paralarımı Baliye götürmek için planladığın. Dün erken geldiğimde duydum her şeyi. Elif sesini kesintili bir hiddetle sürdürdü. Eski aptal diyor, bir günlük şirketi kuruyor, beni aldatıyor.
Kerem bir kelime söylemek istedi ama ses çıkmadı; sahildeki bir balık gibi suskun kaldı.
Her şeyi duydum. Eski aptal Şirketi bir günlüğe çevir Seninle aldatacağım diye
Bu bir şaka değildi! Veli ve ben sadece… çıldık! Kerem elini tutmaya çalıştı, ancak Elif geri çekildi.
Dokunma bana. Bir daha asla dokunma. Bu çantada senin eşyaların var. İçinde alıp giydiğin iç çamaşırları, çoraplar, ucuz taktik elbiseler Arabayı alıyorum; şirket adına tescil edildi. Kartlarını blokladım, yarım saat önce.
Olmaz! bağırdı Kerem. Biz evliyiz! Paranın yarısı benim!
Bu para mı? Elif çantadaki nakit parayı çırptı. Hayır, sevgili. Bu şirketin parası. İşletme ihtiyaçları için çektim. Senin hiç bir hakkın yok. Mülk hakkında Sen Veliye O gururlu, susacak dedi, ama ben gururlu değil, akıllıyım. Ses kaydını avukatımıza verdim. İçeride bir kamera, ses sensörü var. Evdeki hizmetçi için takmıştım, ama senin sahte oyunun yakalanması için kullandım.
Kerem geri çekildi, oyunun bittiğini anladı. Sevgi maskesi düşmüş, korkak bir dolandırıcı ortaya çıkmıştı.
Elif, affet! Kafam karıştı! Veli bana yön verdi! Seni seviyorum! Beni kovma! Gidilecek bir yer yok!
Veliye git. Belki sana yer verir. Ama para olmadan ihtiyacın olmayacak.
Elif arabaya oturdu, kapılarıElif, arabasını sürerken pencereden dışarı bakıp, Kendi ayaklarımın üstünde duran bir hayat, en değerli servetimizdir. diyerek içindeki özgürlüğü kutladı.




