Hadi mutfağa! diye bağırdı kocası karısına. Ne yaptığının farkında değildi henüz.
Aylin, mavi kravatımı gördün mü? diye seslendi yatak odasından, işe hazırlanan Burak.
Aylin tam da ocak başında yulaf karıştırıyordu. Yedi yıldır evliydiler ve her sabah aynıydı: O, para ve başarı peşinde ofise koşuyor; o ise ocak, tencereler ve çamaşır makinesi arasında mekik dokuyordu.
Dolabın ikinci rafına bak! diye cevap verdi.
Yok bir şey! Aylin, emin misin?
Kadın iç çekti, ellerini kuruladı ve yatak odasına yürüdü. Dünkü ceketinin cebinde metal bir şey hissetti. Bir anahtar. Sıradan bir ev anahtarıydı ama kendilerininkine uymuyordu.
Burak, bu nereden? diye uzattı anahtarı.
Kocasının yüzünde bir anlık şaşkınlık belirdi. Hemen toparlandı ve bağırdı:
Hadi mutfağa! Ceşmelerimi karıştırma! Bu işten, arşiv odasının anahtarı.
Kahvaltı süresince Burak telefonunda bir şeyler yazıyor, gülümsüyor ve hatta birkaç kez sessizce kıkırdıyordu.
Kim yazıyor öyle? diye sordu Aylin tedirgin bir sesle.
İşten arkadaşlar. Projeyi tartışıyoruz, dedi gözünü ekrandan ayırmadan.
Ama Aylin ekranda dosyalar değil, kalp emojileri gördüğünü fark etmişti.
Bugün biraz geç kalacağım. Sunum, sonra iş yemeği. Bekleme beni.
Cumartesi yemeği mi?
İş dünyasının tatili yok, canım.
Yüzünden bir öpücük kondurup gitti, arkasında pahalı bir parfüm kokusu bırakarak.
Aylin masayı topladı, soğumuş kahvesini içti. Yedi yıl önce ekonomi bölümünü dereceyle bitirmiş, bankada çalışıyor, kariyer yapıyordu. Ama evlendikten sonra…
Niye çalışasın ki? diye ısrar etmişti Burak. Ben her şeyi hallederim. Sen evle ilgilen. Yakında çocuklar da olur…
Ama yıllar geçti, çocuk olmadı. Aylin ise süpermarketlerdeki kasiyerlerin yüzünü ezdi, her dizinin konusunu ezbere biliyordu.
O sabah içinde bir şey tersi döndü. Bilinmeyen bir evin anahtarı, telefondaki emojiler, yeni parfüm, “iş” buluşmaları…
Bilgisayarını açtı, arama çubuğuna yazdı: “Horizon İş Merkezi iş ilanları.” Tam da orada, yedinci katta, “İleri” şirketinde çalışıyordu Burak.
Birkaç site gezdikten sonra buldu! “Temiz Ofis” şirketi, “Horizon” İş Merkezi için temizlik personeli arıyordu. Güzergâh mükemmeldi: Çalışanlar çıkarken temizlikçiler geliyordu. Ama bazıları “fazla mesai” yapıyordu…
Numarayı çevirdi:
Merhaba, Horizon’daki temizlikçi ilanı için arıyorum…
Ertesi gün, şef kadını Gülten Hanım’ın karşısına oturmuştu.
Deneyim var mı?
Evde yedi yıllık deneyim, diye içtenlikle itiraf etti.
Niye özellikle Horizon? Daha yakın başka yerler de var.
Program uygun. Ve… boşanıyorum. Akşamları çocukla ilgileniyorum, ek iş lazım.
Gülten Hanım ona şefkatle baktı:
Anladım. Başlayabilirsin. Adın ne olsun?
Sevgi Yılmaz, diye cevapladı duraksamadan.
Üç gün sonra Aylin Demir, “Sevgi Yılmaz” adıyla iş merkezinin yeni temizlikçisiydi. Önlüğünü, malzemelerini aldı ve kısa bir brifing:
Önemli olan görünmez olman. Konuşma yok, fazla hareket yok. Sessiz, hızlı ve temiz çalış. Bölgen yedinci kat. “İleri” şirketi. Özellikle “B.D.” yazan kapıyı unutma.
Yedinci kata beni verebilir misiniz? diye nazikçe sordu. Daha az ofis varmış, öğrenmem kolay olur.
Tamam. Zaten oradaki kız dayanamadı, ağır gelmiş. Yetişirsen çalışırsın.
Aylin, kocasının ofis kapısının önünde elinde paspasla standı. Hava çoktan kararmıştı, saat sekiz olmuştu. Çalışma saati bitmişti ama içinde konuşma sesleri vardı.
Planı işliyordu.
İki haftalık temizlikçilik, Aylin’in gözünü açmıştı. Burak’ın “fazla mesai”leri işle alakasızdı. Onu yedinci kata çeken, aynı şirketteki genç pazarlamacı Elif’ti.
Cebindeki anahtar, bir arşiv değil, Elif’in yeni evinin anahtarıydı.
Burak, artık saklanmaktan büktüm, dedi Elif tam da Aylin koridorda paspas yaparken. Ne zaman resmi olacağız?
Yakında tatlım, diye fısıldadı Burak. Avukat diye ki, acele edersek evin yarı kısmını vermek zorunda kalırız.
Aylin dişlerini sıktı. Aldatmakla kalmamış, onu kuruya bırakmayı planlıyordu.
Ama en kötüsü birkaç gün önce olmuştu. Paspas kazara bir dosya yığınını devirmişti. Toplarken, belgelerdeki notları fark etti. Ekonomi bilgisiyle anladı: Bunlar sıradan raporlar değil, şirketin iç bilgileriydi.
Masada bir iş telefonu vardı. Ekranda “Selin K.” mesajı belirdi.
Etraf boştu. Mesajı açtı.
“Burak, ‘Kuzey’ raporu lazım. Her zamanki gibi, parayı atacağım.”
“Selinci, fiyat değişti. Tam paket 500 bin.”
“Tamam. Ama çok. Sunum salı günü.”
Aylin’in elleri buz kesti. Selin Kaya, rakibin müdür yardımcısıydı. Ve kocası ona bilgi satıyordu…
Yazışmaların ve belgelerin fotoğrafını çekti. Evde tekrar inceledi ve emin oldu: Şirketin kaybı yüz binlerce liraydı.
İş nasıl gidiyor? diye sordu




