— Artık burada Diana yaşayacak, — dedi eşi, tatilden döndüğünde

Burada artık Elif yaşayacak dedi Mert, tatilden yeni dönmüşken.

Bugün farklı bir gündü.

Mert iki hafta boyunca tatildeydi; Antalya sahilinde, her şeyden uzaklaşıp dinlenmek istediğini söylemişti. İşten, şehirden, belki de Aylinden de bir nebze kaçmak… Aylin kızmadı. Yorgun bir adamın dinlenmesi gerekiyordu.

Oysa Aylin evde kalmıştı; işe, alışverişe, daireyi toparlamaya koyulmuş, pencereleri silmiş, dolapları düzenlemiş, balkonu temizlemişti. Hepsi, Mert eve döndüğünde rahat ve sıcak bir ortam bulması için.

Kapı sertçe çaldı.

Mert? Aylin mutfaktan çıkıp önlüğünü sıkarken sordu.

Mert girişte duruyordu; bronzlaşmış, dinlenmiş bir halde. Elinde valiz, bir çanta hatıra eşyası. Gülümseyerek ayakkabılarını çıkardı.

Merhaba diyerek selam verdi.

Nasıl geçti? Aylin yaklaştı, ona sarılmak istedi ama Mert çoktan odaya girmişti.

Harikaydı diye yanıtladı, kapıdan seslenerek. Deniz, güneş. İlginç insanlarla tanıştım.

Aylin ocaktan bir tencereyi kapattı, Merti yemeğe davet etti.

Mert masaya oturdu, sessizce yemek yedi, gözlerini kaldırmadı.

Neden bu kadar sessizsin? Aylin dikkatlice sordu. Bir sorun mu var?

Mert çatalını bıraktı, Ayline baktı ve şu sözleri söyledi:

Aylin, bundan böyle Elif burada kalacak.

Aylin bir an için durdu.

Ne?

Elif. Onu Antalyada tanıdım. Durumu zor, evsiz kalmış. Geçici bir süre bizim evimize davet ettim.

Sen Aylin kelimelere tutunamadı. Başkasını evimize mi getirdin?

O bir yabancı değil dedi Mert sakin bir sesle. Arkadaş olduk. İyi bir insan. Tanıdıkça anlayacaksın.

Anlamam mı gerekiyor?

Aylin, karmaşık bir hal almayalım. Sadece geçici! Bir iki hafta, belki bir ay. İş bulana kadar burada kalacak.

Aylin, yedi yıl birlikte yaşadığı, her zaman yanında olacağına dair söz verdiği adamın, evine hiç tanımadığı bir kadını getireceğini duyunca şok içinde kaldı.

Ne zaman gelecek? Aylin sessizce sordu.

Yarın sabah diye yanıtladı Mert.

Aylin masadan kalktı, tabakları topladı, bulaşıkları yıkadı. Ellerinde titreme vardı. İçinde karanlık, soğuk bir dalga yükseliyordu.

Elif sabah saat onda geldi.

İki büyük valiz ve omuz çantasıyla. Parlak bronz tenli, omuza kadar uzanan parlak saçlı, bembeyaz bir gülümseme. Dar bir kot pantolon ve üzerine oturan tişört; boynunda altın bir kolye.

Aylin kapıda, Mertin Elifin ceketi çıkarmasına, eşyalarını özenle almasına bakıyordu. Mert gülümseyerek:

İçeri gel, rahat et dedi. Aylin, bu Elif, tanışın.

Merhaba! diye Elif elini uzattı, sıkı bir sıkışma ile. Beni misafir ettiğiniz için teşekkür ederim. Uzun sürmez, söz veriyorum!

Aylin sessizce başını salladı.

Odası burada Mert küçük bir odaya kapıyı açtı. Çekyat açılabilir, çarşaflar temiz. Bir şeye ihtiyacın olursa söyle.

Her şey çok güzel! Elif odaya girerken etrafı süzdü. Bir tablo asabilir miyim? Atmosferi güzelleştirir.

Aylin içinde bir sıkışma hissetti.

Tabii ki dedi Mert. Evin gibi davran.

Elif gerçekten evdeymiş gibi davranmaya başladı.

İlk günden itibaren sabahları Aylinden önce uyanıyor, kısa şort ve bluzla mutfağa gidip kahve hazırlıyor, Mertin karşısına oturuyordu. Konuşuyor, gülüyorlardı.

Aylin içeri girdiğinde konuşma yavaşlıyor, Günaydın diyerek kahvesini içiyor, Türk kahvem çok lezzetli diyerek Elife soruyordu.

Aylin işine gitti, akşam döndüğünde Elif oturmuş, ayaklarını kanepeden çıkarmış televizyon izliyordu.

Aylin, bu ceketimi yıkayabilir misin? diye seslendi Elif.

Aylin:

Çamaşır makinesi orada, kendin yıkarsın dedi sakin bir sesle.

Elif göz kırptı, gülümsemesi hafifçe soğudu.

Tamam, tamam, özür dilerim.

Daha da fazlası geldi. Elif mutfağa adım attıkça ürünlerini bütün raflara yaydı, tencerelerle doldu, ocak da aynı. Mert, dene bu makarnayı! İtalyan gibi yaptım! diye bağırdı. Aylin kapıdan izlerken Mert yemek yer, Elif ona kaşık uzattı.

Elif, sen de yiyebilir misin? diye sordu Aylin.

Hayır, teşekkür ederim dedi, odasına çekildi.

Haftalar geçti, komşu teyze Halime, merdiven altında Aylini yakaladı:

Bakın, bu yeni misafir kim? Genç, güzel bir kadın. Mert tatilden birini mi getirdi?

Aylin boğazını yutkunarak:

Geçici bir süre kalacak. Arkadaş.

Arkadaş dedin diye Halime kaşlarını çattı. Bazen arkadaşlar farklı renk olur.

Aylin evde sürekli Mertin Elifle daha çok vakit geçirdiğini fark etti; film izliyor, gece yarısına kadar mutfakta sohbet ediyor, Sen ne zaman gelirsin? diye soruyordu. Aylin:

Mert, belki artık zamanı gelmiştir. Üç hafta geçti, geçici demiştin.

Biraz daha sabır, Elif iş bulacak, ev alacak, biz onu sokakta bırakamayız! diye itiraz etti Mert.

Beni bıraksi

n mı? Aylin bağırdı. Bu benim evim! Onun izni olmadan burada kalamaz!

Mert şaşkın:

Ne demek istiyorsun? Sen neyle ilgili konuşuyorsun?

Senin evin! Ben izin vermedim!

Çok kıskançsın diye itiraf etti Mert. Elif sadece bir arkadaş.

Aylin, Mertin sorunu göremediğini ya da görmek istemediğini anladı.

Bir akşam Aylin evine erken geldi, kapıyı sessizce açtı, mutfağa girdi. Mert ve Elif pencerede, birbirine çok yakın, düşük sesle konuşuyordu. Elif gülüyordu. Mert Elifin omzuna elini koydu.

Aylin duraksadı.

Ne oluyor? diye sordu.

Mert elini çekti, Sabah erken geldin, dedi. Elif sessizce yere baktı.

Aylin odasına koştu, bir gece daha dayanamadı.

Gecenin koynunda uyuyamadı, tavanı izleyerek Mertin banyoda su akıtmasını, ardından yattığı odada yanına gelmesini, ama ona sarılmadan sadece yanına dönüp uyumasını dinledi.

Ertesi sabah kararını verdi.

Mert, kahvemizi içtiğin sırada konuşalım dedi mutfakta. Üçümüz bir arada oturalım.

Mert gözlerini kaldırdı:

Ne hakkında?

Her şey hakkında. Akşam. Ve Elife de söyle.

Mert:

Tamam, Aylin.

Akşam üçü masada oturdu. Aylin masayı kurdu.

Teşekkür ederim, Elif dedi Elif, çekingen bir gülümsemeyle. Buraya davet edildiğim için.

Ben de beklemediğim şeyler yaşadım dedi Aylin. Şimdi dürüstçe konuşalım.

Merte, sonra Elife baktı.

Tek bir soru soracağım, dürüst cevap bekliyorum.

Ne soracaksın? Mert merakla.

Sus. Aylinin sesi sakin ama kararlıydı. Elif, burada nasıl bir konumdasın? Kiracı mı, aile üyesi mi yoksa başka bir şey mi?

Sessizlik çöktü. Elif bembeyazlaştı, Mert bir bardak tutup donakaldı.

Ben Elif başını kaldırdı.

Açıkça cevap ver ısrar etti Aylin. Çünkü yalan söylemekten bıktım. Sizin fısıltılarınızı duymak, senin ona kahvaltı hazırlaman, benim eşyalarımı, mutfağımı kullanman, sanki evin sahibisin gibi davranman beni yırtıyor.

Aylin, sakin ol diyerek Mert araya girmeye çalıştı.

Hayır! Aylin masaya yumruk attı, bardaklar çınladı. Bir ay boyunca buna tahammül ettim!

Elif gözlerini yere itti.

İstememiştim.

Ne istemedin? Aylin öne eğildi. Burada yaşamak mı? Yerimi mi işgal etmek?

Yerinizi işgal etmiyorum.

İşgal ediyorsun!

Elif gözlerini Ayline dikip, şöyle dedi:

Gerçek söyleyeyim mi? Mert ile bir ilişkim var. Antalyada başladı. Seni sadece bir arkadaş olarak aldım çünkü ona aşığım.

Sözler odada asılı kaldı. Aylin içi parçalanıyormuş gibi hissetti.

Bu doğru mu? başını Merte çevirdi.

Mert uzun bir an sustu, masaya bakıyordu.

Evet sonunda fısıldadı. Evet, Aylin. Gerçek bu.

Aylin geriye yaslandı, elleri titriyor, kalbi göğsünden çıkacakmış gibi çarpıyordu.

Yani bütün bu ay bana yalan söyledin? Sadece bir arkadaş dedin, her şeyi fazla kurguluyorsun dedim?

Sana acı vermek istemedim.

İstemedin mi? bağırdı, acı ve öfkeyle. Beni aldatıp, sevgilini evimize getirdin! Ve acımak istemedim mi diyorsun?

Aylin, özür dilerim.

Sus! Aylin ayağa kalktı. Sadece sus.

Elif de ayağa kalktı:

Aylin, zor olduğunu anlıyorum.

Sen hiçbir şey anlamazsın! bağırdı Aylin. Sen benim evime geldin, benim evimde uyudun, benim çatal bıçaklarımı kullandın! Sürekli kurban rolünü oynadın, ama

Söyleyeceklerini söyleyemedi, dönüp yatak odasına gitti.

Mert ona doğru yürüdü:

Aylin, sakin konuşalım.

Konuşalım mı? Aylin dolap açtı, eşyalarını çıkarmaya başladı. Şimdi konuşuruz. Eşyalarını al, onunkini de al. Çıkın ikiniz de, şimdi.

Aylin, yapamazsın.

Yapabilirim! diye bir tişörtü yere attı. Bu benim dairem! Ben satın aldım! Kim burada yaşayacaksa ben karar veririm!

Ama

Ama yok! Aylin nefret, acı ve küçümseme dolu bir bakışla devam etti. Beni aldatıp, bir başkasını evime aldın! Şimdi git!

Mert çaresiz, elleri boş.

Aylin

Gitti! dedi, çantasını alıp kapıyı çarptı. Buradan çık!

Elif kapıda durdu, sessizce izledi. Yarım saat içinde Mert ve Elif çantalarıyla, asılmamış o tabloyu da alıp gittiler.

İlk hafta Aylin neredeyse evden çıkmadı. Yatakta yatıyor, tavanı izliyor, ağlıyordu. Sonra ağlamayı bıraktı; sadece boşluk içinde nefes alıyordu. Nefes almak bile zor geliyordu.

Mert mesaj attı, aradı; Aylin yanıt vermedi. Elif de özür dileyip bağışlanma istedi, ama Aylin numarasını engelledi.

Bir sabah kendine baktı; solgun, göz altı morlukları, dağınık saçları. Yeter dedi kendi kendine.

Kendine bir duş yaptı, kıyafet değiştirdi, kahve demledi, pencereleri açıp temiz havayı içeri aldı ve yeni bir hayata adım attı.

Bir ay içinde boşanma belgeleri geldi. Aylin imzaladı; daire onun adıyla tapuda kayıtlıydı, Mertin hiçbir hakkı yoktu. Mert bir kez daha buluşmak istedi, ama Aylin reddetti.

Konuşacak bir şeyimiz kalmadı yazdı. Sen seçimini yaptın, şimdi onunla yaşamaya devam et.

Daha sonraları öğrendi ki Mert ve Elif birlikte bir daireye taşınmış, ama mutluluğu bulamamışlar; altı ay sonra ayrılmışlar, Elif başka bir şehre gitmiş, Mert yalnız kalmış.

Aylin ise kendini keşfetmişti. Seyahat etti, uzun süredir kendine ait bir hayatın ne demek olduğunu hissetti. Tek başına kalmak korkutucu ama aynı zamanda özgürleştiriciydi.

Hayat ona bir şey öğretti: Başkalarının kararları, senin değerini belirlemez; kendine sahip çıkmak, en büyük özgürlüktür.

Rate article
Lifequest
— Artık burada Diana yaşayacak, — dedi eşi, tatilden döndüğünde