Elif pencereden dışarı bakıyordu; hafif bir yaz yağmuru düşüyordu, gökyüzünde güneş yüzünü gösteriyordu ama yağmur hâlâ süzülüyordu. İşten evine yeni dönmüş, akşam yemeğini hazırlamaya karar vermişti ve gökyüzüne dalmıştı.
Kızım Şirin büyürken, bir erkeğe aşık oldu fakat Denizi sevmiyorum. Yaşı da Şirinden büyük, gözleri eksik gibi gizli bir tip. Bunu Yarene nasıl söyleyeceğim? Şirin gerçekten ilk defa aşık. İlişkiyi bozarsem, bir numara düşman olurum. İpuçları vermeye çalıştım ama ona hiç kulak vermedi. Keşke ne yapmam gerektiğini bilseydim…
Elif, Şirini tek başına yetiştirmişti; hiç evlenmemişti. Üniversitenin üçüncü sınıfındayken Muratla bir ilişki yaşamıştı, ancak Murat üçüncü sınıf sonunda okuldan atıldı. Elif bu durumu bir fırsat gibi gördü; hamile olduğunu anladı ve Murata bildirmeye karar verdi.
Daha başka bir şey düşünmedim diye bağırdı Murat benim çocuğum olduğunu nasıl bilebilirim? Çocuk istemiyorum diyerek uzaklaştı ve ortadan kayboldu.
Elif şok içindeydi; Murata, hayatında başka kimsenin olmadığını söylemek için bile fırsatı bulamamıştı. Üniversitede ona hiç bakmadı, başka kızlarla çabucak takıldı ve nihayet okuldan atıldı.
Şirin, bir şey mi oldu? diye sordu annesi Ayşe, Şirinin odada ağladığını gördüğünde.
Olmadı anne, Murat beni terk ettihamileyim diye cevap verdi kız.
Ne? Kaç kez seni aklını kullanmaya zorladım! Şimdi bir çocuk, üç sınıfta okuyan birinin hayatını mahvedecek. Sana yardım etmeyeceğim, bana güvenme dedi Ayşe, sert ve otoriter bir anne olduğu için Şirini çocuğu bırakmaya zorladı. Hastaneye git, doktorla konuş; artık büyüksün ve yaptıkların sorumluluğunu sen taşıyacaksın.
Ayşenin soğuk bakışı Elifin yüreğini kelimelerden daha derin yaraladı. Yardım bekleyebileceği bir yer kalmamıştı; annesi sorunu böyle çözmek istiyordu.
Ertesi gün Elif hastaneye gitti; kuyruklar neredeyse yoktu. Önünde, karnı şiş bir genç kadın oturuyordu, yanındaki altı yaşındaki kız da onunla birlikteydi. Kapı açıldı ve bir hasta daha çıktı; genç kadın çabuk ayağa kalkıp karnını tutarak:
Kızım, bir dakika bekle lütfen, çabuk dönüyorum.
Kadın muayene odasına girdi, kız Elifin yanına oturdu. Hastane sıkıcı olduğu için kız önce duvardaki posterlere bakıyor, sonra yanındaki kadına yöneliyordu. Göz göze geldiklerinde kız gülümseyerek:
Teyzem, neden bu kadar üzgünsün? Hastalandın mı?
Hayır, sadece diye durdu, çocuğa sorununun nedenini anlatmak istemedi.
Çocukların olduğunu söyle, var mı?
Yok
Acımasın babam, çocuklar mutluluktur derdi annem. Ben onun neşesi olduğumu söylerim diye güldü kız, hafifçe bacaklarını çırparken. Gözleri çilleriyle süslü, açık tenli, neşesi bulaşıcıydı. Göz göze gelince, gülümsemesi Elifin yüreğini ısıttı.
Elif birden düşündü, Burada ne yapıyorum? Murat beni terk etti, annem bana karşı, ama ben buna boyun eğmem
O sırada kızın annesi, Fatma teyze, içeri çıktı; ikisi el ele tutuşup gülümsediler. O anın sıcaklığı Elifi birden harekete geçirdi; hastaneden fırlayıp yürümeye başladı. Ayakları onu, babasının annesi Fatmayabüyük anneye götürdü. Şirinin babası boşanmış, Ayşeyle teması kesmişti ama Elif hâlâ büyük anneyi ziyaret eder, onun sevgi dolu kucağını çok severdi.
Doğur, kızım. Anne zor olsa da sana yardım eder, evimde kalabilirsin. Başaracaksın, her şeyi yaparım. Kötülük yapma, bana teşekkür edeceksin diye gülümseyerek başını okşadı Fatma.
Elif hatıralardan sıyrılıp seslendi:
Büyükannenin doğru söylediği ortaya çıktı. Şirin benim mutluluğum, hayatım, neşem. Onsuz nasıl yaşardım bilemiyorum.
Kapı kilidinin çalınmasıyla Şirin geldi, halıdan bakıp şaşkınlıkla durdu. Şirin gözyaşlarını sildi.
Ne oldu, otur ve anlat dedi anne, mutfağın sandalyesine oturttukça.
Deniz?
Evet diye yanıtladı Şirin, yeni bir çığlıkla ağlamaya başladı.
Elif ne yapacağını bilemedi, bir bardak su uzattı, Şirin içti, anne omzuna dokundu, sıkıca sarıldı. Birden annede gözyaşları geldi. Zaman ne kadar geçti bilinmez, ama Şirin sakinleşti, gözleri şişti.
Şirin, O evli! diyerek ağlamaktan bir an önce sözü duyurdu.
Annem, bu nasıl oldu? diye sordu.
Sen fark etmedin mi? O başkasıyla evli, iki çocuğu var, bir başka şehirde yaşıyor. Burada uzun bir göreve gelmiş, bir daire kiralamış. Ben evde sık sık onun yanına giderdim, başka bir kadın yoktu.
Nasıl öğrendin? O sana söylemedi mi?
Hayır. Karısı geldi, ben farkında değildim, ama o, telefonunu alıp mesajlarımızı okudu, numaramı kaydetti.
Elif içinde bir felaket görmedi, hatta bir nebze rahatladı; Denizin gizli bir tip olduğunu bir kez daha anladı. Şirinin başka bir aşkı, gerçek bir sevgisi olacağına emindi.
Sonra ne oldu? Karısı sana telefon etti mi?
Evet, bir kafede buluştuk. Denize bir şey söylemedi; karısı sakin bir sesle, Oğlumuzu ve kızımızı düşün, lütfen bırak. dedi. Şirin gözleri dolu dolu, Bu, gökyüzündeki yıldırım gibi bir sürpriz! dedi.
Kızım, kendini suçlama. O bir aldatıcı; Tanrıya şükür ki bunu öğrendin. Evli olduğunu bilseydin, belki de ona bakmazdın.
Evet anne, ben ona Artık seni görmeyecek, bir daha iletişime geçmeyeceğim dedim ve numarasını kara listeye aldım diye kararlı bir sesle yanıtladı Şirin.
Doğru bir karar, kızım dedi Ayşe, ama Şirin bir kez daha ağladı; gözyaşları bitmemişti.
Anne, bir şey daha söylemek istiyorum hamile diye yavaşça fısıldadı Şirin.
Ne kadar haftalık? anne sakin bir sesle sordu. Şirin titrek bir sesle, İki ay civarı dedi, gözlerini yere indirdi.
Bu sözler anne yüreğini kımıldattı, bir kez daha eski acıların çukurunu derinleştirdi. Her şey aynı dönerdi Şirin artık bir anneye, bir çocuğa muhtaçtı ve anne ona destek olmalıydı.
Merak etme kızım, her şey iyi olacak. Doğur, ben sana yardım ederim. Bu çocuğun senin, benim torunum, ona birlikte sevgiyle bakacağız dedi Ayşe, gözleri ışıldarken.
Anne, sen en iyisisin, bunu söyleyeceğini biliyordum diye Şirin mutlulukla yanıtladı.
Hiç bir sorun yok, birlikte başaracağız dedi Ayşe.
Yıllar geçti, Elif Şirini bebekli bir halde gördü; bebek bej bir paket içinde mavi bir kurdeleyle gelmişti. Eve vardıklarında odada balonlar, çiçekler, büyükannenin hazırladığı bir beşik, bir bebek arabası ve çın çın oyuncaklar vardı. Elif ve Şirin birbirlerine gülümsediler; mutluluk evlerine dolmuştu. Çünkü mutlu olan hep gülümserdi.




