Yaklaşık bir senedir oğlum Zeyneple birlikte yaşıyordu, fakat biz ailesini hiç tanımıyorduk. Bu durum bana tuhaf geliyordu, o yüzden işin peşine düşmeye karar verdim.
Her zaman oğluma, öncelikle kadınlara saygı göstermesi gerektiğini öğrettim anneannesine, annesine, eşine, kızına Bence bir erkeğin sahip olabileceği en güzel özellik, kadına saygı duymasıdır. Eşimle birlikte oğlumu iyi bir eğitimle, güzel bir karakterle yetiştirdik ve ona hayatta ayağı yere basan biri olması için elimizden ne geliyorsa yaptık. İstemedik ki ona başka bir şekilde destek olalım; yine de ona iki odalı bir ev satın aldık. Bir işte çalışıyordu fakat kendi evini almak için yeterli birikimi yoktu.
Evi ona hemen vermedik, hatta evin ona ait olduğundan bile bahsetmedik. Neden mi? Çünkü oğlum bir süredir bir kız arkadaşıyla yaşıyordu. Oğlum yaklaşık bir yıldır Zeyneple yaşıyordu ama ailesini hiç tanımamıştık, bu durum bana garip geliyordu.
Sonradan öğrendim ki Zeynepin annesi, eski bir arkadaşımın komşusuymuş. Onun anlattıkları ise içime hiç sinmedi. Zeynepin annesi, eşi biraz daha az kazanır olunca hiçbir tereddüt etmeden onu evden kovmuş. Asıl tuhaflık ise bundan sonra başlamış Kadın, evli ama varlıklı bir adamla görüşmeye başlamış. Aynı şekilde, Zeynepin anneannesi de zamanında evli bir adamla ilişkisi olmuş. Hatta Zeynep ve kızını, adamın yazlığına götürüp çiftlik işlerinde yardım ettirmiş.
Oğlumun müstakbel kayınvalidesiyle şimdiye kadar yaşadığı tatsızlıkların temelinde de tüm bu geçmiş yatıyor. Fakat beni asıl rahatsız eden şey, anne ve anneannenin Zeynepi babasına karşı kışkırtmaları oldu.
Kızın babasına oldukça düşkün olduğu belli ama bu iki kadın yüzünden aralarındaki ilişki bozulmak üzere. Bu da yetmezmiş gibi, Zeynep üniversiteyi bırakmaya karar vermiş. Ona göre, bir ailede erkeğin çalışıp evi geçindirmesi gerekiyor. Elbette bir erkek ailesine bakmalı, oğluma da bunu aşıladım ama Allah korusun, hayatta bir aksilik olursa ne olacak? Böyle bir durumda eşine nasıl destek olacak bilmiyorum. Bu arada, kurda kuzu yetiştirmişim derler ya, işte tam da bu yüzden evi üzerime aldım. Evet, evlilik öncesi alınan mallar boşanma halinde sayılmıyor ama Zeynep öyle akıllı ki, bizim beyefendiyi çoraplarıyla bile evden yolcu edebilirBir sabah oğlum kahvaltıya geldiğinde yüzünde alışık olmadığım bir ifade vardı. Çekinerek oturdu masaya, sütünü karıştırırken başını kaldırmadan konuşmaya başladı:
Anne, Zeynep bugün sizinle tanışmak istiyor, dedi.
O an tuhaf bir heyecan ve hafif bir tedirginlik kapladı içimi. Kimi zaman insan, düşüncelerinin yanlış çıkmasını ister ya, işte öyle bekledim. Belki de ön yargılarımla Zeynepe haksızlık ediyordum. O akşam kapı çaldı, Zeynep içeri girdi; mahcup ve biraz çekingen, gözlerinde ise tertemiz bir parıltı vardı.
Birlikte oturduk, sohbet ettik. Zeynep anlatmaya başladı; annesinin yaşadıklarını, anneannesinin hatalarını, annesinden ne kadar farklı olmak istediğini Bir ailede sevgi olmadan hayat çok zor, dedi, ama kendim için başka bir yol bulmak istiyorum. Yanlışlardan ders aldım. O yüzden tekrar üniversiteye başlayacağım. Gözleri kararlıydı.
O gün anladım ki bazen gençlerin, geçmişten gelen gölgelerden sıyrılıp kendi ışıklarını bulmaları için sadece bir şans ve doğru bir el yeterli oluyordu. Belki endişelerim hiç bitmeyecekti, ama Zeynepin masadaki huzurlu tebessümü bana umut verdi. Oğluma baktım; yanında durabilecek, zor anında elini bırakmayacak bir yol arkadaşına sahipti.
İçimden sessizce dua ettim; onların kurduğu küçük ev, farklı ailelerden gelmiş olsalar da, yepyeni bir sevgiyle dolsun diye. Bazen hayat, kuzu yetiştirdiğimizi sandığımızda bir kartal olup göğe uçmamıza izin verirmiş meğer. O an, eski korkularımı sevgiye teslim ettim. Ve biliyordum, onların hikâyesi aslında şimdi başlıyordu.




