Gelin ve Kayınpeder: Karina’nın Sırrı, Vadi̇m’in Ailesiyle Tanışma Gecesi ve Saklı Geçmişin Gölgesinde Karmaşık Hesaplaşmalar

Eş ve Baba

Asuman sadece, Efenin ailesiyle tanışmak istiyormuş gibi davranıyordu. Aslında onlara ne gerek vardı ki? Sonuçta birlikte yaşayacağı insanlar değillerdi, hem Efenin zengin olduğu söylenen babasından da başka ne alınırdı ki, şüphe ve sorun dışında?

Fakat karar verdiyse, bu rolü de sonuna kadar oynamalıydı.

Asuman, sade ama şık bir şekilde hazırlandı. Görünüşüyle mütevazı ve sevimli biri izlenimi bırakmak istiyordu.

Gelin adayının kayınvalidesi ve kayınpederiyle tanışması, her zaman görünmeyen tuzaklarla dolu olur. Hele ki akıllı bir aileyle tanışma tahayyülü, başlı başına bir sınavdır.

Efe, sanki ona moral vermek gerekiyormuş gibi konuştu:

Endişelenme Asuman, gerçekten sakin ol. Babam biraz asık suratlıdır ama uyumlu biridir. Korkacak bir şey yok. Annem ise evin neşesidir, seni hemen sevecekler. Babam biraz tuhaf gelebilir, ama annem çok samimidir, dedi, ailesinin evinin önünde.

Asuman hafif bir tebessümle saçını omzundan geriye attı. Demek ki baba asık suratlı, anne de tam bir ev insanıymış. İçinden içini çekti.

Ev etkileyici değildi, daha iyilerini de görmüştü.

Kapıda hemen karşılandılar.

Asuman kasılmadı, neden kasılsındı ki? İnsan işte, sonuçta hepsi fani. Efenin anlattığı kadarıyla, annesi Ayten Hanım uzun yıllar ev hanımıydı, çalışmamış, arkadaşlarıyla zaman zaman yurtdışına küçük turlar yapar ama öyle abartılacak bir hayatı yoktu. Babası, Yavuz Bey, hem ciddi hem de sessizdi. Ama adı ona tanıdık gelmişti…

O sırada karşıladılar…

Ve Asumanın içi buz gibi oldu, eve girmeye kalmadan. Bitti bu iş Görümcesi yabancıydı ama kayınpederini bir saniyede tanıdı. Yıllar önce, üç sene evvel, birkaç karşılaşmaları olmuştu; ortak çıkarlar için bir araya gelmişlerdi: otel, bar, restoran… Tabii ki ne Ayten Hanımın, ne de Efenin bundan haberi yoktu.

Vay halimize.

Yavuz Bey de onu hemen tanıdı. Gözlerinde bir anda beliriveren parıltı, hem şaşkınlık, hem tehdit, hem de başka bir hesap kitap andırıyordu. Ancak o da sessizdi.

Efe, hiçbir şeyin farkında olmadan, büyük bir sevinçle onları tanıştırdı:

Anne, baba, tanışın, Asuman. Nişanlım. Aslında daha önce tanıştırmak isterdim ama o biraz utangaç.

Eyvah

Yavuz Bey elini uzattı.

Tokalaşması güçlüydü, neredeyse sert.

Memnun oldum Asuman Hanım, dedi. Sesinde ise tam tarif edemediği bir gölge vardı. Belki de öfkeydi. Veya içten içe bir uyarı.

Asuman neyle karşılaşacağını düşünerek bekledi. Ya Yavuz Bey şimdi her şeyi anlatırsa

Ben de memnun oldum, Yavuz Bey, dedi Asuman, tebessümünü bozmadan. Elini sıktı ve sanki vücut kimyasındaki tüm alarm zilleri çalıyordu. Şimdi ne olacaktı?

Fakat hiçbir şey olmadı.

Yavuz Bey, yüzünde bir gülümsemeye benzer hafif bir ifade, Asumana masada sandalyeyi uzattı.

Herhalde şimdi rencide edecek

Ama hiçbir şey olmadı.

O zaman Asumanın kafasında bir şimşek çaktı: Yavuz Bey anlatmayacak! Çünkü anlatırsa kendini de açığa çıkaracaktı.

Biraz içi rahatlamıştı fakat havada bir tedirginlik vardı. Ayten Hanım, Efenin çocukluğundan hikâyeler anlatırken, Yavuz Bey dikkatle Asumanı dinliyor, iş hayatı hakkında sorular soruyordu. Oysa daha önceden fazlasıyla bilgi sahibi olduğunu biliyordu Asuman. Hafif alaycı tavrı ona dokunmuyordu. Hatta birkaç espri yaptı, Asuman da şaşırarak güldü. Aslında bu espriler gizli göndermelerle doluydu, ikisinden başkası anlamazdı.

Mesela ona bakarak:

Biliyor musunuz, Asuman Hanım, bir eski… çalışma arkadaşımı hatırlattınız. O da sizin gibi akıllıydı ve insan ilişkilerinde usta sayılırdı. Herkesle

Asuman geri adım atmadı:

Yeteneğin her türlüsü makbuldur, değil mi Yavuz Bey?

Efe ise, olması gerektiği gibi, mutlu damat adayı; bakışlarını Asumana hayranlıkla çeviriyordu. Hiçbir imayı anlamıyor, her şeyi olduğu gibi görüyordu. Gerçekten seviyordu, en acı ve en değerli olanı da buydu.

Bir ara konu seyahatten açıldı. Yavuz Bey, Asumana dönüp:

Ben, mesela, sessiz, inzivaya çekilecek yerlere bayılırım. Şehirden, gürültüden uzak, kafa dinlemelik. İyi bir kitap olursa tadından yenmez. Peki ya siz, Asuman Hanım, nereleri seversiniz?

Köşeye sıkıştırmaya çalıştı.

Ben kalabalık, şenlikli yerleri severim, dedi Asuman, Gerçi bazen fazla kalabalık tehlikeli de olabilir.

O an Ayten Hanımın yüzünde kısa bir değişiklik oldu, ama hemen ardından kayboldu.

Yavuz Bey, Asumanın sessizlik meraklısı olmadığını biliyordu. Nedenini de biliyordu.

Akşam bittiğinde, Efeye sarıldı Yavuz Bey:

Oğlum, onu iyi koru. O farklı biri.

Bu hem iltifat hem de gizli bir sitemdi. Başka kimse anlamadı.

Asuman odada birden havanın buz gibi olduğunu hissetti. “Farklı” dedi, tam da onu…

***

Gece olunca Asuman uyuyamadı.

Bir o yana bir bu yana dönüyor, karşısına çıkan bu sürprizle bundan sonra nasıl yaşayacağını düşünüyordu. Yavuz Bey de muhtemelen uyumamıştı, o da hayatının bu kırılma anını düşünüyordu.

Sessizce kalktı, üzerine evde giydiği bir hırka geçirdi ve odadan çıktı. Merdivenlerden inerken bilerek adımlarını duyulur şekilde attı. Balkona yöneldi, nasıl olsa Yavuz Bey onu görecekti.

Çok beklemedi.

Uyuyamıyor musun? dedi birden yanı başında beliren Yavuz Bey.

Pek gelmedi uyku, dedi Asuman.

Balkonda hafif bir rüzgâr vardı.

Tanıdık parfüm kokusu… Gözleriyle Asumanı süzdü.

Oğlumdan ne istiyorsun, Asuman? Yavuz Beyin önceden oynadığı rol tamamen gitmişti. Senin ne olduğunu biliyorum. Kaç tane benim gibi adam geçti hayatından, senin için önemli olanın para olduğunu da biliyorum. Üstelik bunu saklamaya hiç niyetin yoktu. Hatta bir keresinde, fiyatını bile gizlemeden söyledin. Neden Efe?

O böyle hatıralara dalmak istemiyorsa, Asuman da iyi rol oynamayacaktı. Suratına soğuk bir gülümseme yerleşti.

Ben onu seviyorum, Yavuz Bey, dedi çekinmeden, Neden sevemeyeyim ki?

Bunu yutmadı.

Sen mi? Saçmalama. Ne mal olduğunu biliyorum Asuman. Hepsini açıklarım Efeye. Ne iş yaptığını, aslında kim olduğunu Bakalım o zaman evlenmek isteyecek mi?

Asuman ona bir adım daha yaklaştı, aralarındaki mesafe neredeyse kalmadı. Kafasını hafifçe yana eğdi, sanki ilk defa görüyormuş gibi.

Anlat, Yavuz Bey, dedi yavaş bir sesle, Ama unuttuğun bir şey var; anlatırsan, eşin Ayten Hanım da bizim sırrımızı öğrenecek.

Sen…

Şantaj değil bu. Karşılıklılık. Sen ortalığı açığa çıkarırsan, ben de detayıyla anlatırım. Hangi şartlarda tanıştığımızı, ne yaptığımızı herkes biliyor olur. Bana güven. Tamamlarım senin hikâyeni.

Bunlar aynı şey değil.

Öyle mi? Karına da öyle diyeceksin?

Yavuz Bey donup kaldı. Geri adım atmayı kabullendi. Belli ki köşeye sıkışmıştı. Suç ortağısınız nihayetinde.

Ne anlatacaksın peki?

Sadece karına değil. Herkese. Efe de nasibini alır. Anlatırım evde ne kadar örnek bir aile babası olduğunu. Kimlerle neler yaptığını, hangi işte ne kadar geç kalındığını… Bundan sonra kaybedecek bir şeyim kalmaz. Oğlunu benden kurtarmak istiyorsan, buyur, dene.

Zor seçim.

Oğluna engel olmak, kendi yuvasını yıkmak demekti.

Bunu yapmazsın.

Ben mi yapmam? Asumanın kahkahası karanlığı deldi. Sen anlatırsan, ben de anlarım. İkimizin de elinde patlar. Ayten Hanıma sadakatin ne kadar önemli olduğunu iyi bilirsin.

Bir zamanlar sarhoşken, kadınlardan dert yanıp karısından nasıl utandığını anlatmıştı. Ayten Hanım bir gün affetmez, o zaman malların yarısı da gider. Hem Efeden de hayır gelmez.

Asuman blöf yapmıyordu. Bunu Yavuz Bey çok iyi biliyordu.

Peki, dedi Yavuz Bey güçlükle, Hiçbir şey anlatmayacağım. Ve sen de… sen de susacaksın. Hiçbirimiz konuşmayacağız. Yaşanmamış sayacağız.

Bu yüzden Asuman rahattı. Yavuz Beyin kaybedeceği daha çoktu.

Nasıl istersen, Yavuz Bey.

Ertesi sabah Efenin ailesinin evinden ayrıldılar. Yavuz Beyin sevimsiz bakışlarının altında, Asuman kayınvalidesine, kızım demiş olan Ayten Hanıma veda etti. Yavuz Beyin yüzünde yerini bulamayan bir sinir titremesi belirdi.

Efeyi bu tuzaktan kurtaramamanın acısı, kendi çıkarını kaybetme korkusuyla birleşti. Ayten Hanımdan boşanırsa, sadece eşini değil servetinin de önemli kısmını kaybedecekti. Efe de asla onu affetmezdi.

Bir başka sefer, Asuman ve Efenin ailesinde iki hafta konakladılar.

Tatilde tam aileceydiler.

Yavuz Bey, Asumandan uzak durmaya çalışıyordu. Hep işi bahane etti. Fakat bir gün, evde tek başına kalırken, merakı ağır bastı. Belki Asumanın çantasında bulacağı bir şeyi koz olarak kullanabilirdi.

Çantayı karıştırdı; makyaj malzemelerine, küçük defterine, bir de beyaz-mavi bir objeye gözü takıldı. Gebelik testi. Üstelik pozitif

Oğlumun Asumanla evlenmesi felaketti ama bu bu tam bir rezalet! diye mırıldanıp çantadan elini çekerken, Asuman onu yakaladı.

Başkasının eşyasını karıştırmak yakışıyor mu size? dedi alayla. Gerçi moralini pek bozmadığı belliydi.

Yavuz Bey kaçamadı.

Efeden mi hamile kaldın?

Asuman yavaşça çantasını elinden aldı, gözünün içine bakarak:

Galiba sürprizi bozdunuz, Yavuz Bey.

Yavuz Bey çılgına dönmüştü. Artık Asumandan oğlunu koparamazdı. Her şey ortaya çıkarsa, felaket daha da büyürdü. Sadece susmak kalmıştı. Oğlunun hangi tuzağa düştüğünü bilmek ağırdı ama başka çıkar yol yoktu.

***

Dokuz ay geçti Sonra bir altı ay daha.

Efe ve Asuman, kızları Elifi büyütüyorlardı.

Yavuz Bey, torunlarını kendi kanı saymıyordu. Asumandan da sürekli kaçmaya çalışıyordu. Ne Efeye, ne Ayten Hanıma bir şey anlatabiliyordu.

Yine bir gün, Ayten Hanım Efelere misafirliğe gitmeye hazırlanırken:

Yavuz, birlikte gelmeyecek misin?

Yok, başım ağrıyor bugün.

Yine mi? Bu aralar sık oldu bu hâlin.

Sadece yorgunum, sen git.

Her defasında başka bir bahaneyle gitmiyordu. Kapılar ardına ardına kapanıyordu. Yanında birkaç ilaç içip inandırıcı olmak istemişti. Asumanı görmek istemiyordu. Ama anlatmaya da cesaret edemiyordu.

Akşam sıkıcıydı, düşünceler sürekli kafasını kemiriyordu.

Biraz uzandı. Biraz kitap karıştırdı.

Ama gecenin ilerlemesine rağmen Ayten dönmüyordu. Saat on bir olmuştu. Telefon da açılmıyordu. Sonunda Efeyi aradı.

Oğlum, iyi misiniz? Ayten geldi mi? Hâlâ yok evde.

Baba, şu an arayacağın en son kişisin.

Ve kapattı

Yavuz Bey evden çıkmaya hazırlanırken kapı önünde bir araba durdu. Asumanın arabası! Gördüğünde neredeyse yüreği ağzına geldi.

Ne oldu? Söyle hemen! diye Asumanı sarstı. Ne oldu, anlat!

Asuman tamamen sakin görünüyordu. Bir kadeh şarap doldurdu, yudumladı. Rahatça koltuğa yerleşti.

Bitti Yavuz Bey.

Bitti dediğin ne?

Her şey. Efe, dört yıl önce çekilmiş bir fotoğrafımızı, bir kafede buldu. “Evim” diye bir mekânda, şu bizim eski akşamlardan. Sürpriz yapmak isterken sitelerini açmış Fotoğrafçı her şeyi oraya koymuş. Şimdi Efe delirmiş halde. Ayten Hanım boşanacağını söyledi. Ben de artık oğlunuzdan boşanıyorum, istediğiniz gibi oldu.

Yavuz Bey Asumana baktı. Gözünün önünden o günler, o fotoğraflar geçti. O kafenin duvarları arasında bir gün olmayacak şeylerle karşılaşacağını hissetmişti zaten.

Bitkin bir halde, yere oturdu.

Sana niye geldin peki?

Bu karmaşadan uzaklaşmak için, dedi Asuman bir tebessümle. Evde ortalık karışık. Elif bakıcıyla kaldı. İster misiniz biraz şarap daha?

Kendi şarabını uzatıp onunla paylaştı.

Verandada oturup bir süre sessizce içtiler. Sadece ağustos böceklerinin sesi Aralarındaki tek ortaklık bu sessizlikti.

Her şey senin yüzünden, dedi Yavuz Bey.

Asuman başını kaldırmadan onayladı.

Öyle.

Çekilmezsin.

Bilirim.

Ama Efeyi hiç üzülmüş görmüyorsun.

Üzülürüm, ama kendime daha çok üzülürüm.

Sadece kendini seviyorsun.

Yalan yok.

Birden Asumanın çenesini tuttu, yüzünü çevirdi.

Biliyorsun ki, ben asla seni sevmedim, diye fısıldadı.

O konuda hiç şüphem olmadı.

***

Sabah, Ayten Hanım eve gelip de, erkeğini affetmek için son bir hamle yaparken, Asuman’ı ve Yavuz Beyi birlikte buldu. Uyuyorlardı hâlâ.

Kim var orada? uykulu gözlerle sordu Asuman.

Ben, dedi Ayten Hanım, hayatının enkazında

Asuman ise sadece sakince gülümsedi. Yavuz Bey ise, karısının peşinden gitmeye hiç yeltenmedi.

Rate article
Lifequest
Gelin ve Kayınpeder: Karina’nın Sırrı, Vadi̇m’in Ailesiyle Tanışma Gecesi ve Saklı Geçmişin Gölgesinde Karmaşık Hesaplaşmalar