Düğünümü İptal Ettim!

Düğünümü iptal ettim.
Evet, tam olarak öyle. Düğün tarihimizden iki (!) hafta önce hâlâ son detayları tartışıyor, planlar yapıyor, hayaller kuruyorduk. Sanki her şey bir çiçek bahçesine ekilmiş gibi; salonumuz rezerveli, orkestramız programı tekrarlı çalışıyor, fotoğrafçımız günün her dakikasını not almış, beyaz, zarif gelinlik dolabın derinliklerinde askıda duruyorduilk bakışta üzerime oturacak o hayalindeki elbise. Hatta bir daire bulmuştuk; ışıkla dolu, küçük ama sıcak bir ev, düğün sonrası yeni hayatımıza atılacak ilk adım.

Neden her şeyi bozmuştum?
Çünkü damat adayım birden bire elimi tutmak istedi.

Yanlış anlamayın, biz dindar insanlarız. Mahremiyete titiz, her kuralı uygulayan, birbirimize hiç dokunmayan bir çift olduk. Buluşmalarımız saygı çerçevesinde, geleneklere uygun, her zaman düzgün bir ses tonuyla gerçekleşirdi. Gerçekten, önümde onur, yumuşaklık ve karşılıklı destek üzerine kurulu bir aile kurabilecek bir adam gördüğümü düşünmüştüm.

Fakat bir gün, hazırlıkların getirdiği biriken stresin gölgesinde, bir zincirin kırılıp kopması gibi sesini yükseltti. İlk an sadece bir çığlıktıkısık, yüksek, alışılmış sakin tonundan çok farklı. Ardından bir anda çarpıcı bir tokat geldi; gözlerim karardı, gözyaşları bir sis bulutu gibi doldurdu.

Evet, doğru duydunuz.
İstanbul Üniversitesinden mezun, örnek alınacak denilen, ciddi bir akademisyen, saygın bir entelektüel, herkesin konuştuğu kişi iki hafta kala gelinine tokat atmıştı. Yüksek ideallerin gölgesinde saklanan gerçek, bir anda ortaya çıktı. Belki de bu maskenin ardında hep o karanlık yüz vardı, sadece öfkenin bir anlığına ışık tuttu. Ne yazık ki o, koruyup kucaklayacak bir adam değildi.

Bir dereceye kadar memnun olmam doğru mu? Korkunç gibi sanki duyulsa daevet, kendimi kurtarmış oldum. Evlenmeden önce canavarın siluetini görmek, bütün hayatım boyunca onun gölgesinde yürümekten daha iyiydi; her nefesinin, her hareketinin beni korkutacağı bir ömürden kaçındım.

Şimdi ailemin, bu iptal sonrası içinde bulunduğu girdabı anlatmak yetmez. Bir fırtına gibi suçlamalar, sorular ve komşuların, tanıdıkların sürekli tartışması döner durur. Tek söyleyebileceğim: Bu ağırlık yüreğime çöküyor.
Yıktım, parçalanmış bir haldeyim.
Terapiye, belki bir ilaçtan ihtiyacım var; beni sonsuza dek uyutur, bu bitmek bilmeyen acıyı dindiren bir şey.

Destek yerine, artık ailemin utanma nedeni olduğum hissiyle karşılaşıyorum. Sanki bir şeyleri mahveden, dayanması gereken kişi benim; sanki suç benim, anlayamadınız mı?

Ruhum binlerce ufak parçaya bölünmüş; bir sis bulutunun içinde yaşıyor gibi, çevremde olanlar bana yabancı. En derin, en öz benimde bir yara var; bazen kendimi yok olmak, havada eriyip gitmek, bu acımasız dünyadan kaybolmak istiyorum.

Yine de bu itirafı kaleme almanın bir sebebi var; içinde bir mesaj taşıyor.
Eğer düğün öncesi bir an, seçtiğin adamın kriz anında kendini kontrol edemediğini hissedersen
Eğer öfke patlamalarına eğilimli olduğunu görürsen,
Eğer elini sana kaldırma ihtimalinin bir kıvılcım bile olduğunu düşünürsen
Dur ve her şeyi iptal et.
Bir an bile olsa dur.
Stop de.

Harcanan para ne kadar önemli?
Kızgın komşular, hayal kırıklığına uğramış akrabalar, şaşkın dostlar ne kadar önemsin?
Hiçbir şey, ilk günden itibaren bir kadının bıçak gibi vurulmaya başlamasından, belki de tüm yaşamı boyunca bu çarpışmanın içinde kalmasından daha mantıklı değil.

Benim hakkımda ne söylenir?
Acıma beklemiyorum.
Sadece bir dua etmen yeterli; ruhumun yeniden bütünleşmesi için, bir gün tekrar tam bir ben olmam için.
Gelecekte gerçek bir aile kurabilmek; tüm kadınların hayalini kurduğu, sevginin yumuşak olduğu, korkunun değil, destek olmanın elini uzattığı bir aile.

Belki bir gün tekrar aşka inanırım.

Rate article
Lifequest
Düğünümü İptal Ettim!