Kırk beş yaşındayım ve artık evimde hiç kimseyi misafir etmiyorum.
Bazı insanlar biriyle buluşmaya geldiklerinde, rüya gibi insanların arasında dolaşırken, misafir olduklarını unutuyorlar. Kaba davranıyorlar, akıl veriyorlar, evlerine dönmeye pek yanaşmıyorlar. Bir zamanlar ben çok misafirperver biriydim, fakat birden her şeyin şekli değişti. Kırklı yaşlarımın kapısından geçince, gelenlerin paltoları havada birbirine değdi, ben ise kapımı kapattım. Neden ağırlayayım ki? Misafirlerin bıraktığı o garip yorgunluk sarar bedenimi, sanki ellerim bulaşık sabunuyla eriyecekmiş gibi olur.
Son doğum günümü bir lokantada kutladım. Ne tuhaf, orda her şey hafifti! Masada tabakların sesleri suya düşen taş gibi yayılıyordu. Bundan sonra böyle olacak, dedim kendime. Şimdi sana bunun sebeplerini anlatayım, rüyada gezen adam gibi.
Evi toplamak, sofra kurmak hep pahalıya patlıyor; sıradan bir akşam yemeği için bile ceplerimden Türk lirası pul pul dökülüyor. Hele hele, bayram yaklaşınca masraflar ince ince çoğalıyor. Oysa gelen misafirlerin getirdiği hediyeler, zor zamanda alınmış, sanki yokuştan yuvarlanmış gibi minik ve sade. Sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde gittikçe dalga dalga yayılıp, kanepede oturuyorlar; ben dinlenmek isterken, dağ gibi bulaşıklar arkamdan el sallıyor.
Evimin duvarları arasında kimseyi beklemiyorum artık. Temizliği ve yemeği kafam rahatken, istediğim saatte, hayalet misali yapıyorum. Eskiden bayramdan sonra karanlık bir bulut gibi çökerdi içime yorgunluk. Artık ise, tatillerde sıcak bir banyonun buharlı kollarında kaybolup, erken uykunun yumuşak toprağına başımı bırakıyorum.
Şimdi bolca boş vaktim var, aklımı kullanarak harcıyorum. Arkadaşlarım bir çay içmek için uğrayabilir, fakat kekim ya da böreğim yok diye telaş etmiyorum. Artık düşüncelerimi açıkça söylüyorum. Dinlenmek istersem, hayalimdeki kapıyı gösteriyorum. Belki pek nazik görünmüyor, ama umursamıyorum. Kendi rahatımı birinci sıraya koyuyorum.
En tuhafı da şudur: Başkalarına gitmeye bayılan insanlar, kendi kapılarını bir türlü aralayamaz. Onlara, başkasının koltuğunda yayılmak, kendi mutfağında tencere kaynatmaktan kolay geliyor.
Sen misafir alıyor musun evine? Gerçekten misafirperver miyim, rüyamda bile anlamıyorum.




