Selam Eşinden
– Canım, beni işten alır mısın? Zeynep, akşam işten çıkarken kocası Tolgayı arıyor, umudu; yoğun bir günün ardından minibüste kırk dakika sarsılmak istememesi.
– Yoğunum, diye kısaca cevap veriyor Tolga. Oysa arkadan televizyon sesi geliyor, demek ki evdeymiş.
Zeynepin içine öyle bir hüzün oturuyor ki, göz yaşlarını zor tutuyor. Evlilikleri pamuk ipliğine bağlı, oysa daha altı ay önce Tolga onu yere göğe sığdıramıyordu. Ne değişti bu kadar kısa sürede, Zeynepin aklı ermiyor.
Kendine hep bakmış, spor salonuna vakit ayırmış. Mutfakta harikalar yaratıyor, boşuna popüler bir restoranda şeflik yapmıyor. Hiç para istememiş, kavga çıkarmamış, Tolga ne isterse hemen yerine getirmiş
– Kızım, böyle çok yaparsan adam senden sıkılır, diye başını sallıyor annesi, Zeynepin dertlerini dinlerken. Biraz da erkeklerin dediği olmayacak.
– Anne, ben sadece onu seviyorum, diye gülümsüyor çaresizce Zeynep. Hem o da beni seviyor
******************************
Yine de belli ki ondan bıkmış, Zeynep, Tolganın telefonunda internet geçmişine bakarken dudaklarını ısırıyor. Meğer Tolga, bütün boş vakitlerini arkadaşlık sitelerinde farklı kadınlarla mesajlaşarak geçiriyormuş. Niye gelip dürüstçe konuşmadın benimle? Anlar, rahat bırakırdım. Sevmiyorsan niye ikimizi de perişan ettin?
Demek ki boşanmak gerekiyor. Neyse, o güçlüdür, atlatır. Fakat Tolganın küçük bir intikamı hak ettiğini düşünüyor
Aynı akşam Zeynep, Tolganın üye olduğu sitede kendine sahte bir profil açıyor. Fotoğrafı internette bulup biraz da oynuyor üstünde, nasıl olsa Tolga kolay kanacak. Nitekim hemen mesaj atıyor, Tolga da tuzağa düşüyor.
Yoğun bir mesajlaşma başlıyor. Tolga, ne kadar mükemmel biri olduğunu, hiç evlenmediğini, evlilik ve çocuk istediğini ballandıra ballandıra anlatıyor. Zeynep mesajları okurken gülmekten kendini zor tutuyor. Çünkü aslında Tolgaya ayak uydurmanın ne kadar zor olduğunu en iyi o biliyor.
– Görüşelim mi? diyor Zeynep, nefesini tutarak cevap bekliyor.
– Tabii ki! Birkaç saniye sonra mesaj geliyor. Ama şimdi evde kız kardeşim kalıyor, üniversite sınavına hazırlanıyor. O yüzden dışarıda buluşalım, sonra isterseniz otele geçeriz.
– Neymiş? Zeynep okurken şaşkınlıkla fısıldıyor. Kız ilk görüşmede otel teklifini hemen kabul edecek mi? Akıllı bir insan böyle saçma bir şey teklif eder mi? Aslında işime geliyor
– O zaman gel istersen bana. Şehir dışında bir villada tek başıma yaşıyorum. Kimse rahatsız etmez Bir yandan da düşünüyor, bakalım kabul edecek mi?
– Harika fikir! Tolga çok sevinmiş belli ki. Belki de fazla harcama yapmak istemiyor. Adresi zaman ver, aşk kanatlarımla gelirim.
– *** Sokak, No: 25, saat on olur mu?
– Elbette! Bekle beni.
Tolga akşam saatinde apar topar evden çıkıyor, işi çıktığını söylüyor. Aradığı araba anahtarını bulamıyor, Zeynepe dönüyor:
– Anahtarımı gördün mü?
– Şifonyerin üstündeydi, Zeynep gözlerinin içine bakıyor, anahtarlar ise cebinde sımsıkı duruyor. Belki kedimiz aldı?
– Neyse, taksi çağırırım. Beni bekleme, erkenden uyu sen.
Zeynepin ise onu beklemeye niyeti yok. Neden beklesin? O saatleri boş geçirmiyor; eşyalarını topluyor. Allahtan annesinden kalan kendi evi var. Arkasında yalnızca bir kağıt bırakıyor: salonda göz hizasında boşanma dilekçesi.
Tolga sabah gün ağarırken eve sinirden küplere binmiş olarak dönüyor. Hem bir saat boyunca yol çekiyor, hem de orada sitedeki Elif olmadığını anlıyor.
Adres gerçek, ama evde bekleyen internetten seçilmiş güzel kadın yerine kendi bedeninin üç katı büyüklüğünde bir kadın çıkıyor karşısına. Üstelik üzerinde sadece incecik bir sabahlık var; Tolga, gördüklerini unutmak için tüm ömrü boyunca kazandığı parayı vermeye razı.
Ne yapsa ondan kurtulamıyor; taksi çağırıyor, kurtulabilmek için neredeyse yalvarıyor. Uzun bir süre arabanın gelmesini beklerken ceketinin içinde tir tir titriyor. Bir de üstüne, şoför acayip biri çıkıyor, yolunu şaşırıp nereye götürdüyse
Özetle, gecesi resmen zehir oluyor.
Sonunda evine girdiğinde masanın üstünde duran boşanma dilekçesini görüyor, o anda her şey kafasında dank ediyor. O tatlı intikamın sahibi kimmiş diye.
Çünkü yanında, rujla şunlar yazılı:Tolga elinde titreyen kağıtla Onun kokusunun bile silindiği evi dolaşırken, telefonuna yeni bir mesaj düşüyor: “Umarım yeni hayatında daha dürüst olabilirsin. Artık yalnızca kendime vakit ayıracağım. Hoşça kal, Tolga.” Mesajın altına minik bir gülücük kondurmuş Zeynep; bu defa gözlerinden akan yaşlar hüznünden değil, hafifliğindendi.
Zeynep, annesinin evinde yeni bir sabaha uyanırken pencereden gelen kuş seslerini dinliyor, mutfaktan taze demlenmiş çay kokusu yükseliyordu. Gülümseyip aynadaki yansımasına bakıyor, gözlerinde uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir ışık var. Kendisine, Bir daha asla pamuk ipliğine güvenmeyeceğim. Kendi ipimi kendim örerim, diye mırıldanıyor.
Tolga ise boşanma dilekçesini elinde tutarken yaşamının en büyük kaybının farkına varıyordu. O, kaçırdığı kadını bir daha bulamayacak, Zeynep ise geçmişin gölgesinden özgürleşmiş, yeni bir hayata, yeni bir Zeynepe kucak açıyordu.
Ve belki de her son, bir kadının kendine verdiği en güzel selamdı.




