Uzun zaman önce, deniz kenarında bir ev inşa ettikten sonra akrabalar ortaya çıktı.
Küçük bir Anadolu kasabasında, Çankırının kıyısında doğmuşum. Şimdi yirmi iki yaşındayım. Babam Mehmet ve annem Ayşe, bir evvel dünyadan göçtüler; bu yüzden memleketimden ayrılmak bana hiç buruk gelmedi. Babamın ve annemin cenaze törenleri çok sadeydi; aileden gelen neredeyse hiç kimse katılmadı; halbuki anne ve babamın çok sayıda kardeşi vardı.
Cenaze bittiğinde akrabalar bir bir acil işlere koştu. Allah onlara sabır versin! Bu yüzden, yas süreci benim için çok ağır olduğundan, gitmeye karar verdim.
Kasabamda işler pek yolunda gitmiyordu. Lise yıllarımda sınıf arkadaşlarım bana sürekli eziyet eder, üniversiteyi bitirince ve işe girdikten sonra ise patronlarım beni hep yorgun bir hizmetçi gibi kullandılar. Biraz düşündüm; şansımı denemek için, anne babamın evini sattım ve deniz kenarında daha iyi bir hayat aramaya yelken açtım. Orada, Karadeniz kıyısında, yüz elli metrekarelik bir arazi satın alıp, bir ev yaptım.
İnşa bittiğinde evimin fotoğraflarını sosyal medyaya koydum. Yapı sırasında akrabalarıma defalarca telefon ettim, fikrini sordum; ama hepsi bilmiyorum dedi, hiçbir tavsiye de vermediler, yardıma da uzanmadılar.
Yaz geldiğinde akrabalar bir bir aramaya başladı. Yazı denizde geçirelim, evinde konaklayalım, dediler. Kabul edebilirdim; peki neden?
Babam ve annemin mezarı yeni konulduğunda, akrabalar henüz gelmemişti; maddi açıdan da bana hiç destek olmadı; geçim sağlamakta zorlanıyoruz derlerdi. Şimdi ise bana tatil için gelmek istiyorlardı, bu da benim için pek ucuz bir lüks değildi.
O yaz anladım ki, ailemi çok seviyorum ve çok özlüyorum. Eski sınıf arkadaşlarım bile bana mesaj atıp, Seni çok merak ediyoruz, ziyarete gel diyorlardı.
Hipokriyalarını artık görmeye dayanamamıştım. Sosyal medyada Bu bir masal, bir hayalim, dedim. Ardından eski evimin fotoğrafını paylaşarak, Evimde kalan tek şey bir kulübe, tüm paramı kaybettim diye yazdım ve Beni ziyaret edip evi onarmama yardım ederseniz sevinirim diye ekledim. Bu paylaşıma akrabalar ve dostlar yine kayboldu; acil işler diyerek ortadan kayboldular ve herkes birer fare gibi fakirleşmişti.
Şimdi düşünüyorum: İnsanlar neden bu kadar ikiyüzlü, dünya neden bu kadar zalim? Şu anda sahilde güneşin altında uzanıyor, bu fotoğrafları sitesine koymayı düşünüyorum. Ama bir daha boşuna çırpınan kırmızı bayrak gibi göz önünde gösterip, kıskançlık yaratmak istemiyorum. Belki gelecek yıl gerçek evimin bir fotoğrafını paylaşır, ailemin neler yaptığını öğrenirim.




