Aylin, gerçekten bir hazinesin! Arabalarla da, yemekle de ne iş yapıyorsun bir bak, inanılmaz bir şey. Kız kardeşim, kocanla çok şanslısın, söyleyeyim sana.
Vildan sandalyesinin arkasına yaslanıp bembeyaz bir gülümseme sergiledi. Aylin, kocasına bir bakış attı ve göğsünün altından bir şey kıpırdadı. Hemen kendini toparladı: Sadece yeni biriyim, bu şehirde hâlâ uyum sağlamaya çalışıyorum, dedi.
Vildan bir ay önce hayatlarına girmişti. Yeni dostumuz İstanbulda biraz kaybolmuş, şaşkın bir kız gibi görünüyordu. Nasıl yardım etmeyeyim ki?
Övme ona, Aylin kocasına göz kırparak seslendi. Kadir sadece evlilik yedinci yılında çorba yapmayı öğrendi.
O zaman çorban nasıl! Vildan öne atladı, Kadirin dirseğine dokunarak. Böyle bir aşçıyla evlenirdim.
Kadir gururla omuzlarını silkeledi. Aylin, kulaklarının biraz kızardığını fark etti; bu, iltifatın yerinde olduğunu gösteriyordu.
Elimden geleni yaptım.
Vildanın ilk ziyareti akşama kadar sürdü. Dairedeki yenileme işini, çocukların fotoğraflarını, Kadirin plak koleksiyonunu hayranlıkla izledi. Her konudan bir şeyler sordu: Kadir, bunu nereden buldun?, Kadir, damak zevkin ne kadar iyi!, Kadir, anlat bakalım….
Aylin çayı ikram ederken onu izliyordu. Vildan çok yakından oturmuş, Kadirin esprilerine yüksek sesle kahkaha atıyordu. Konuşurken eliyle Kadirin kolunu tutuyordu.
Anne, bu teyze kimmiş?
On iki yaşındaki oğlu Emir mutfağa girdi, Aylin bulaşıkları yıkarken.
Yeni bir arkadaşım, yeni tanıştık.
Biraz garip, babama sürekli bakıyordu.
Aylin tabağını tutup donakaldı; çocuk bile fark etmişti.
Sanırsın, dedi oğlu.
Kendine de aynı şeyi haftalarca tekrarladı. Sanırsın dediyse de, Vildan sadece açık ve sosyaldir.
Vildan sürekli ortaya çıkıyordu. Bazen tarif için koşuyordu, bazen beklenmedik bir sergi bileti getiriyordu, bazen sadece yürüyüşe çıkıyordu. Her seferinde Kadir evdeydi, Vildan onun yanında çiçek açıyordu.
Sen çok özelsin Kadir, herkes gibi değilsin, derken mutfakta oturuyordu. Aylin, onu nereden tanıdın? Böyle bir adama gün içinde rastlamak zor.
Metroda tanıştık, düz bir şekilde yanıtladı Aylin. On beş yıl önce, yürüyen merdivenlerde.
Romantik!
Vildan ellerini çırparken Kadir gülümsedi, Aylin de gülümsemeye zorladı kendini.
Bir ziyaretten sonra Kadir, kapıda gülüşmelerini duyarak koridordan geçiyordu.
Neden bu kadar uzun sürdün? diye sordu Aylin, Kadir döndüğünde.
O bir fıkra anlatıyordu, çok komikti.
Hımm.
Konuya takılmadı, kıskanç bir kadın gibi görünmekten kaçındı
İki hafta sonra her şey değişti. Kadirin telefonu tepside ekranı açık kalmıştı, duş alıyordu. Aylin bakmadı, sadece yanından geçerken ekran yanıp yanıyordu.
Özledim seni. Ne kadar yakışıklı ve sohbeti güzel birisin. mesajı Vildandan.
Aylin kenara oturdu, elleri telefonun üzerine gitti. Şifreyi biliyordu; aralarında sır yoktu.
Mesajlaşma haftalardır sürüyordu. Vildan yalnızlıktan, yeni bir şehirde zorlandığından, Kadir gibi anlayışlı birini bulduğundan şikayet ediyordu. Kadir de ona güzel sözler, mutluluk dilekleri ve bol bol emoji gönderiyordu.
Aylin telefonu geri koydu. Banyodan gelen su sesi ve hafif mırıldanma hâlâ neşeliydi.
Kadir.
Kadir havluyla çıkıp Ayline baktı, donakaldı.
Ne oldu?
Vildanla mesajlarını gördüm.
Kısa bir sessizlik
Ah, o… bir şey değil, Aylin.
Bir şey değil mi?
Sadece sosyalleşiyor, yeni şehre yeni gelen bir kız. Sen onu bize getirdin zaten.
Aylin, kocasının yüzünde bir suçluluk izi aramaya çalıştı; Kadir şaşkın görünüyordu.
Kıskanıyor musun? Ciddi misin? On iki yıldır beraberdeyiz, iki çocuğumuz var, yine de arkadaşına bu kadar takıntı mı duyuyorsun?
O flört ediyor seninle.
Herkese böyle davranıyor. Abartıyorsun.
Aylin itiraz etmek istedi; normal bir arkadaş akşamları eşine mesaj atmaz, yakışıklı demez, özlemini dile getirmez. Ama Kadir bir tişört giyip yatak odasından çıktı.
Vildan ise geri adım atmıyordu, tam tersine daha sık gelmeye başladı. Çocuklarla oturup Aylin işteyken yemek yapıyor, Aylin geç kaldığında akşam yemeği hazırlıyordu. Sekiz yaşındaki kızları Mira, yeni teyze Vildanın lezzetli krep yaptığını ve çizgi film izlemeye izin verdiğini anlatıyordu.
Yardım etmek istedim, diyordu Vildan masum bir bakışla. Sen tek başına zorlanıyorsun.
Benim bir eşim var.
Tabii ki, Kadir çok iyi bir baba. Birbirinizden şanslı çıkmışsınız.
Bu sözlerde bir şey eksikti, sanki iki anlamlıydı. Aylin tam olarak ne olduğunu bulamıyordu ama içinde bir burukluk kalıyordu.
Kadir artık telefonuna yapışmıştı; tuvalete, yastığın altına, her bildirimde eline uzanıyordu. Akşam yemeklerinde artık çok az konuşuyordu; gözleri ekranda, dudakları ara ara bir gülümseme yayıyordu.
Baba, bana dinliyor musun?
Emir üç kez tekrarladı soruyu, Kadir telefonundan gözlerini ayırmadan.
Ne? Evet, canım. Ne var?
Yüzme yarışları hakkında konuşuyordum. Gelir misin?
Kesinlikle. Ne zaman?
Cumartesi. Üç kere söyledim sana.
Kadir suçlu bir şekilde oğlunun başını sıvazladı, tekrar ekrana daldı. Aylin sessizce tabakları toplarken, Emir gözlerinde hayal kırıklığıyla babasına bakıyordu. Mira patates kızartmasıyla uğraşıp neden sessiz olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Flört giderek daha açık hâle geliyordu. Vildan artık sadece iltifatla saklanmıyordu; Kadirin yakasını düzeltiyor, omzundaki hayali tozu siliyor, kahkaha attığında elini tutuyor, gözlerine uzun süre bakıyordu, dudaklarını hafifçe ısırıyordu.
Aylin bu gösteriyi mutfağın köşesinde izliyordu; Vildan sanki Aylin yokmuş gibi davranıyordu. Ya da Aylin sadece geçici bir rahatsızlık, göz ardı edilebilecek bir engelmiş gibi.
Kadir, bilgisayarda o fotoğraf programını gösterir misin? Şimdi, söz verdiğin gibi.
Hemen mi?
Ne bekliyorsun?
Böylece Kadirin odasına geçtiler, kapıyı kapattılar
O gün Aylin kocasına sürpriz yapmaya karar verdi. En sevdiği yemeklerden birini hazırladı: dolmalı biber, karidesli salata, hepsini bir kutuya koyup iş yerine götürdü.
Ofiste sessizlik hakimdi; öğle tatili, çoğu çalışan kafeye gitti. Resepsiyondaki sekreter kadın Ayline bir baş selam verdi; Kadir Bey burada, bir şey…” dedi, ama Aylin devam etmedi, koridora doğru yürüdü.
Kapı hafif aralık kalmıştı. Aylin iterek dışarı adım attı ve durdu.
Kadir masanın kenarında oturuyordu, Vildan onun iki bacağı arasına oturmuş, boynunu elleriyle sarıyordu. Öpüşüyorlardı; derin, tutkulu, uzun zamandır birbirini tanıyan iki insan gibi.
Aylinin elindeki yemek kutusu kayıp yere düştü, çarparak kırıldı. İkisi de bir an için geri çekildi; Vildan öfkeli, Kadir ise solgun bir ifadeyle bakıyordu.
Aylin düşündüğünden farklı.
Farklı mı?
Kendi sesinin kuru, kırılgan gülüşünü duydu.
Aylin
Açık ara, bana söyle. Nasıl bir tesadüf, senin göğsüne düşmüş gibi.
Vildan bluzunu düzeltti, çantasını aldı.
Sanırım gideceğim.
Dur.
Aylin onu engelledi, Vildan meydan okur bakışlarla Ayline baktı; pişmanlık yok, suçlama yok.
O senin evli olduğunu biliyordu. Benim evime gelmiş, masamda oturmuş, çocuklarıma oyun oynamış.
Yetişkinler kendi davranışlarından sorumludur.
Vildan omuz silkti, topuk sesleriyle odadan çıktı, kapıdan dönüp:
Boş zamanın olduğunda ara, Kadir.
Aylin kocasına baktı. On iki yıl On iki çılgın yıl birlikte bir aile kurduk. Uykusuz geceler, bebekler kucağında, terfilerimiz, üç yıl süren ev yenilemeleri, deniz tatilleri, Mirasın ilk yüzüşü, yeni yıl ağacı, doğum günleri, çocuk hastalıkları Hepsi bir anda geride kaldı.
Kadir, hatamı biliyorum. Düzeltmek isterim.
Düzeltmek mi?
Sadece… kafam karıştı. Ama seni, çocukları seviyorum.
Eve döndüğünde eşyaların toplanacak. Alıp gitmek istersen Vildanla kal.
Aylin yön değiştirdi, gözyaşları yoktu; içi buz gibi donmuştu.
Eve döndü, çantayı dolapta buldu; gömlekler, çoraplar, iç çamaşırları, kravatlar, tıraş makinesi, diş fırçası, deodorant On iki yıl bir çantada toplandı.
Çocuklar okuldan döndüklerinde, babanın eşyaları kapıda duruyordu.
Anne, baba nerede? Mira odasına girdi.
Baba ayrı bir yerde yaşayacak.
Emir suskun kaldı, annesine baktı, boş baba dolabına bir bakıp dışarı çıktı
Akşam Aylin annesine telefon etti.
Anne…
Sesinde titreme, gözlerinden sıcak, öfkeli bir hüzün süzüldü.
Canım, ben geliyorum. Bekle.
Annesi bir saat içinde geldi, sarıldı, çay demledi, mutfakta oturttu.
Anlat.
Aylin her şeyi söyledi; Vildan, mesajlar, o gün Anne sadece dinledi, araya girmedi.
Doğru yaptın, dedi anne, Aylin susunca. Doğru mu?
Evet, kesin. Aldatmayı affetmezsin. Hata, zayıflık, aptallığı bağışlayabilirsin. Ama bunu bağışlamazsın.
Aylin annesine omzuna yaslandı.
Boşanma altı ay sürdü; evraklar, mahkeme, mal paylaşımı. Kadir geri dönmeye çalıştı, geldi, aradı, mesaj attı.
Aylin kapıyı açmadı.
Çocuklar onunla kaldı. Emir babasına zorla iki haftada bir giderken, Mira dans ve resimle meşgul oluyordu.
İki yıl su gibi akıp gitti. Aylin işe geri döndü, kurslara kaydoldu, altı kilo verdi; stresle artık yemek yemiyordu. Hayat yavaşça düzene girdi.
Dmitri adlı bir adam tesadüfen karşına çıktı. Savaş çocuğu toplantısında Emirin sınıfında birinin yeğeni olduğunu öğrendi. Koridorda sohbet ettiler, okul kafesinde buluştular, sonra Dmitri arayıp nasılsın dedi.
Bana çok yakışırsın, üçüncü buluşmada söyledi. Güzel sözler söylemeyi pek beceremem ama bu doğru.
Aylin güldü; Dmitri Kadirin tam tersiydi; kararlı, güvenilir, az sözle çok iş yapar. Çocuklar ona hemen alışmadı; Emir temkinli baktı, Mira annesini kıskandı. Dmitri acele etmedi, baskı yapmadı; sadece yanlarında oldu, ödevlerde yardımcı oldu, Emire bisiklet tamir etmeyi öğretti, Mirayı dans yarışmasına götürdü.
Bir yıl sonra sessiz bir nikahla evlendiler; sadece yakınlar, gerçek sevincini paylaşanlar vardı.
Kızım, duydun mu?
Ellen annesi sabah telefonla aradı. Dmitri mutfakta krep yapıyordu, çocuklar koşturuyordu.
Ne oldu?
Dün Tuna Morozovayı gördüm, hatırlıyor musun? diye başladı annesi.
Tabii ki.
Kadir Vildandan ayrılmış. Altı ay sonra boşanmış.
Aylin odasına çekildi, kapıyı kapattı.
Ayrılmış mı?
Evet, daha genç birini bulmuş.
Vay canına.
Söylemiştim, insanlar değişmez. Köpek gibi kalır. Yılan da olduğu gibi kalır. Ne ekersen
Aylin telefonu kapatıp yatağa oturdu. Beklediği şey öfkeli bir sevinç değildi, sadece hafif bir rahatlama ve Artık benim sorunum değil düşüncesiydi.
Aylin, krepler hazır!
Dmitri mutfaktan tabakla girdi.
Geliyorum.
Aylin kalktı, Dmitrinin elinden tutarak.
Bir şey oldu mu?
Hayır, her şey yolunda.
Kadir geçmişte kaldı. Vildan yalnızlığını ve kırık umutlarını aldı. Şimdi mutfakta kreplerin kokusu, Mira son muzu tartışıyor, Dmitriye bakıp gülümsemek vardı.
Hayat devam ediyor ve bu yeni hayat çok güzel.




