Oğlum ve gelinim, emekli olduğumda bana bir daire hediye ettiler
O gün oğlumla gelinim ellerinde anahtarlarla geldiler, sonra beni koluma girip notere götürdüler. Heyecandan bir kelime bile edemedim, sadece fısıldayabildim:
Neden bana bu kadar kıymetli hediyeler veriyorsunuz? Buna ihtiyacım yok ki!
Emeklilik primi anneciğim, buraya kiracı alırsın! dedi oğlum gülerek.
Daha doğru düzgün emekli sandığının yolunu bilmiyordum! İşten yeni çıkarılmıştım, kafam karmakarışık. Onlar her şeyi önceden planlamış bile. Gerek yok, almam dedimse de, beni susturdular: Tartışmak yok!.
Gelinimle aramız her zaman güllük gülistanlık değildi; bazen süt liman, bazen birdenbire gök gürler, bardaktan boşanırcasına kavga ederdik. Bir zamanlar ben de bulutları toplayan bendim, o da boş bırakmazdı. Uzun süre birbirimize alışmaya çalıştık, öğrenmemiz gerekti: Tartışmamak da mümkünmüş! Neyse ki son yıllarda, Allaha şükür, evimizde huzur var.
Bunu duyan eltilerimden biri hemen telefonu çevirdi, hem tebrik etti hem kendini övdü: Aferin benim kızıma, bak annesine güzel hediye vermiş, demek iyi yetiştirmişim!. Sonra da ekledi, Ben olsa bu hediyeyi almazdım, doğrudan torunuma verirdim.
Geceyi, Tek maaş ile geçinebilir miyim ki? diye oradan oraya dönerken geçirdim. Sabah torunumu çağırdım, usulca yokladım: Evini baştan sana mı yapsak torunum?. Daha on altı yaşına yeni basmıştı, üniversiteye gidecek, yarın bir gün kız arkadaşını ailesinin yanında ağırlamak istemez belki diye düşündüm.
Babaanne, dert etme! Ben kendi paramı kendim kazanmak istiyorum! diyerek kestirip attı.
Ne yaptıysam kimse evi almak istemedi; gelinime teklif ettim, torunuma sordum, hatta oğluma bile söyledim.
Aklıma büyük ablamın başına gelenler geldi: Elti evini elden çıkarmıştı da, sonra kendini toplu konutta tek odada bulmuştu. O odaya can simidine sarılır gibi sarıldı, bırakmadı.
Bir de halamın miras işleri… Adamcağız on beş yıl önce gitti, varisleri hâlâ birbirine düşmedi mi! Miras denen şey aileyi parçalar, test ettim onayladım.
Bir gün televizyonda izledim: Annesiyle babası vaktiyle evi oğullarına bırakmış, çocuk da bir güzel evden kovup satmış; ana babayı ortada bırakıp gitmiş… Aman Allah korusun!
Ağladım… Neden bilmiyorum; belki çocuklarımla gururdan, belki minnetten. SGKya gittim, bir baktım emekli maaşım 2.000 TL, oğlum evi üç bine kiralamış. O an çocuklarımın hediyesinin aslında tam anlamıyla bir sultanlar hediyesi olduğunu anladım!




