Güneş, tepelerin ardında yavaş yavaş kaybolmaya başlarken Berk, akşam yürüyüşü için hazırlanıyordu. Kafasını dağıtmak için sakin bir orman gezisi planlamıştı; sadece kendisi ve ağaçların hışırtısı Şehir karmaşasından uzakta huzurlu bir kaçamak.
O sırada bir ses duydu.
Ne bir kuş sesi, ne de ormanda alışıldık yaprak hışırtısıydı. Ezilmiş, boğuk bir çığlıksanki doğanın huzurlu sessizliğine hiç yakışmayan bir yardım çağrısıydı.
Berkin kalbi hopladı, sesin peşinden gitmeye başladı, çalıları aralayıp ilerledi. Ses giderek daha belirgin, daha çaresiz hale geliyordu. Nihayet sık fundalıkların arasından geçip sesin kaynağını buldu: orta boy bir köpek, çoban kırması, devrilmiş bir kütüğün altında sıkışmıştı. Arka bacaklarından biri kötü bir şekilde dönmüş, kütüğün altında ezilmişti. Köpeğin tüyleri çamur ve toprak içinde; nefesi hızla tık nefes, gözleri korkulu ama Berke umutla bakıyordu.
Berkin nefesi kesildi, yavaşça bir adım daha attı, sonra bir tane daha Sesi sakin ama telaşlıydı. Hey, tamam. Yardıma geldim. Hallediyoruz.
Köpek hafif bir hırıltı çıkardı, zayıf bir itiraz gibi Ama saldırmak şöyle dursun, sanki korkmaktan başka bir çaresi kalmamıştı.
Berk dizlerini yere koydu, elini ağır ağır uzattı. Tamam, korkma, diye fısıldadı; parmakları köpeğin yıpranmış tüylerine dokundu. Sana zarar verecek değilim. Sadece seni buradan çıkarmam gerek.
Kütük öyle ağırdı ki, toprakta kök salmış gibiydi. Berk, tüm gücünü toplayacağını gayet iyi biliyordu. Montunu çıkarıp kütüğün altına destek yastığı yaptı, sonra botları çamurlara gömülerek bastırmaya başladı. Kütük inledi, köpek acıdan daha çok ses çıkarınca Berkin alnından terler süzüldü. Bir an için, Herhalde buradan çıkamayacağız, diye düşündü.
Ama ne hikmetse, son bir gayretle kütük yuvarlandı!
Köpek kendini zorla kütüğün altından çekip bir parça ilerledi, sonra yorgunluktan olduğu yere yığıldı. Ne hareket etti ne kafasını kaldırabildi. Berk, yanında sessizce oturmaya başladı; köpeğe biraz zaman tanıdı.
En sonunda köpek başını kaldırıp Berkin gözlerine baktı. O korku hâlâ oradaydı, ama ufak bir güven kıvılcımı da belirmişti.
Berk tekrar elini uzattı, bu sefer daha cesurca. Köpek ilk başta havayı kokladı, ürktü ama geri çekilmedi. Tam aksine, başını Berkin göğsüne yasladı; titreyişi hafifledi.
Artık güvendesin, dedi Berk, köpeğin kirli tüylerini usulca okşayarak. Buradasın, bendensin.
Köpeği nazikçe sarıp kucağına aldıdünyadaki en narin şeymiş gibi. Temkinli adımlarla onu arabasına götürdü; köpek Berkin göğsüne yaslanmış, sıcaklığı sessizce ona güven veriyordu. Araca vardıklarında köpeği dikkatlice ön koltuğa yerleştirip klimayı açtı ki hayvancağız kendini rahat hissetsin.
Köpek, yaşadığı maceradan halen tükenmiş bir halde, koltuğa kıvrılıp başını Berkin dizine koydu. Kuyruğu da bir defa cılızca sallandı.
Berkin içi umulmadık bir mutlulukla doldu; sadece bir köpeğin hayatını kurtardığı için değil, o karmaşa içinde birilerine huzur verebilmenin sıradan ama anlamlı sevincini yaşadı.
Yolda ilerlerken köpeğin nefesi düzene girdi; sıcak ve güvenli ortamda gevşedi. Berk, hayatında o akşam sadece bir canı değil; aynı zamanda kendisine bir dost, orman yürüyüşünde beklenmedik bir yol arkadaşı bulduğunu içtenlikle anladı.




