Parola: Bir Kadının Hayatını Sıfırlayan Güven Açığı – Mikro Kredi Tuzağı, Dolandırıcılık ve Ailede Hesaplaşma

Yıllar önce olmuş bir hikâyeyi hatırlıyorum şimdi: O gün hava kasvetli, rüzgar hafifçe İstanbul sokaklarını dolaşıyordu. Elif, bakkalın kasasında bir kutu yoğurt ve bir somun ekmek tutuyordu ki, ödeme yapmak için kartını çıkardı. Fakat pos cihazı birden cızırtılı bir ses çıkardı, ekranda İşlem reddedildi ibaresi belirdi. Elif, sanki kartı ikna edebilirmiş gibi tekrar denedi. Kasiyer hanım ise yorgun ve kuşkucu bakışlarla ona bakıyordu.

Başka bir kartınız var mı? diye sordu sessizce.

Elif başını iki yana salladı, cebinden telefonunu çıkardı. Bankadan gelen bir mesaj: Hesabınıza yapılan işlemler durdurulmuştur. Lütfen müşteri hizmetleri ile iletişime geçiniz. Hemen ardından yine bir mesaj, bu defa tanımadığı bir numaradan: Krediniz onaylandı. Sözleşme No: İçinde tarifsiz bir sıcaklık, utanç ve panik aynı anda yükseliyordu. Arkasında bir müşteri ayak değiştiriyordu.

Yanında, her ihtimale karşı taşıdığı bir miktar nakit para vardı, onunla ödedi. Marketten çıkarken poşet elini kesiyormuş gibi acı verdi. Kafasında ise tek bir cümle dönüyordu: Bir hata olmalı, mutlaka bir hata

Yolda giderken bankayı aradı. Önce robotik bir kadın sesi ona tuşlara basmasını söyledi; bekleme müziğinin ardından bir müşteri temsilcisi çıktı karşısına.

Hesabınız şüpheli işlemler nedeniyle bloke edilmiş, dedi müşteri temsilcisi ifadesizce. Kredi geçmişinizde yeni taahhütler görünüyor. Kimliğinizle şubeye başvurmalısınız.

Ne taahhüdü? Ben kredi falan almadım, dedi Elif, sakin kalmaya çalışarak.

Temsilci rahat bir ifadeyle, İki adet mikro kredi başvurusu ve bir GSM hattı başvurusu var, ayrıca üçüncü bir kişinin hesabına para transferi girişimi olmuş. Blokeyi incelemeden kaldıramayız, cevabını verdi.

Aramayı bitirdiğinde Elif bir an öylece kaldı. Bakışları telefonda, gelen üç ayrı kredi mesajı arasında dolaşıyordu. Bir yazıda faizsiz dönem avantajı, diğerinde faiz işletilecektir uyarısı vardı. Mobil bankacılık uygulamasına girmek istedi, sistem izin vermedi: Erişim kısıtlandı. İçindeki kaygı soğuk ve mesafeli, bir doktorun tahlil sonuçlarını açıklarkenki ruhunu andırıyordu.

Eve geldiğinde poşeti masaya bıraktı, paltoyu bile çıkaramadı. Eşi Mehmet, odada bilgisayar başındaydı.

Bir şey mi oldu? diye gözlerini ekrandan ayırdı.

Kart geçmedi. Banka bloke etti. Sonra da dedi, telefonundaki mesajları göstererek. Böyle krediler, başvurular

Mehmetin yüzüne endişe yerleşti.

Sen kesinlikle başvurmadın mı? Hangi başvuruya onay verdin sanki?

Ben mi? Elifin içinde hafif bir kızgınlık yükseldi. Ne kredi ne başvuru, böylesi yerlere uğramışlığım yok.

Mehmet, yaşananları bir musluk arızası gibi ele alan bir tavırla iç çekti.

Yarın gider halledersin.

O gidersin sözü, elektrik faturası ödemekten farksız söylenmişti. Elif mutfağa geçip çaydanlığı ocağa koydu; ellerinin titrediğini fark etti. Telefonu önce cebine koydu, sonra tekrar çıkardı. Ekranda Tahsilat Servisinden cevapsız çağrı yanıp sönerken aramayı geri çevirdi.

O gece neredeyse hiç uyuyamadı. Aklında dönüp duran kelimeler; dolandırıcılık şüphesi, taahhütler, SIM kartı. Sabah bankaya gitmek zorunda kalacak, onlara tüm bunları açıklayacak ve ben yapmadım diye kendini savunacaktı.

Ertesi sabah, Elif daha erken çıktı evden. İşyerine telefon edip izin aldı, gerekçe olarak bankayla ilgili acil bir konu dedi yalın bir şekilde. Müdür hanım bakışlarını kaçırdı, hiçbir şey sormadı. O sessizlik, acımadan daha berbattı.

Banka şubesinde kuyruk uzundu; herkes elinde kimlik ve evraklar, kredi ya da havale telaşıyla bekliyordu. Elif kendine sıra gelince, kadın memur pasaport istemek yerine kimliğini alıp bilgisayara yazmaya başladı.

İki mikro kredi sözleşmeniz var, dedi hiç başını kaldırmadan. Birisi yirmi bin, diğeri on beş bin TL. Ayrıca bir GSM operatöründen SIM kart başvurusu var ve üçüncü şahsa para transferi girişimi.

Ben kesinlikle yapmadım, dedi Elif. Sesi tınsız ve renksizdi.

O zaman, işlemleri kabul etmediğinize ve dolandırıcılık şüphesiyle ilgili dilekçe doldurmanız gerekiyor, diye evrak uzattı banka çalışanı. Hesap hareketlerinizle ilgili döküm ve blokaj yazısını da verebiliriz. Ayrıca kredi notunuzu Kredi Kayıt Bürosundan sorgulamanızı tavsiye ederim.

Elif evrakları aldı. Formda küçük puntolarla Lehte karar garantisi yoktur yazıyordu. Dikkatlice doldurdu, imzaları karıştırmamaya özen gösterdi.

Bu nasıl olur? SMS onayı vardı, dedi.

Numaranıza yeni bir SIM kart çıkartılmış olabilir, dedi çalışan. O zaman kodlar yeni karta gider. Operatörünüze başvurmalısınız.

Elif banka çıkışında bir klasör evrak taşıyordu: hesap dökümü, şikayet dilekçesi, blokaj belgesi. Hepsi bir başkasının hayatını kanıtlar gibiydi, taş gibi ağırdı.

GSM bayisine gittiğinde içerisi havasızdı. Genç danışman, yeni bir telefon kabı satacak gibi gülümsüyordu.

Evet, isminize yeni bir SIM kart verilmiş, dedi, Elifin kimlik kontrolünden sonra. İki gün önce, başka bir şubemizden.

Ben almadım, dedi Elif, bütün vücudu kasılmış hissederek. Bana sormadan nasıl verilmiş olabilir?

Danışman omuz silkti.

Nüfus cüzdanı gerekiyor genellikle. Bir fotokopi ya da vekaletname olmuş olabilir, ama belgelenmiştir. İtiraz dilekçesi yazmak ister misiniz? Numarayı hemen bloke ederiz.

Evet, hemen ve hangi bayide olduğunu da istiyorum, dedi Elif.

Bir kağıda adres, saat ve işlem numarasını yazdırdı. İletişim numarası hanesinde kendi, eski numarası vardı ama yanına SIM değişimi yazılmıştı. Belli ki biri numarayı kopyalamıştı.

Elif dışarı çıkınca Kredi Kayıt Bürosu’nu aradı. Oradaki görevli prosedürü tek tek anlattı: e-Devletten başvuru, kimlik doğrulama, rapor beklemesi. O ise GSM bayisinin duvarına yaslanmış, tuşlara basarken her yeni kodun bir güvenlik duvarı değil de, bir zorluk olduğunu hissediyordu.

Öğlene doğru yine biri aradı.

Elif Hanım mı? dedi kuru, resmi bir erkek sesi. Mikro kredi sözleşmenizin ödemesi gecikti. Ne zaman yatıracaksınız?

Ben kredi çekmedim, bu bir dolandırıcılık vakası, dedi Elif.

Herkes böyle söylüyor, dedi adam. Bizde sözleşme ve kimlik var. Ödemezseniz icra gelecek.

Kapatınca kalbi deli gibi çarpıyordu, sanki suçüstü yakalanmış gibi bir utanç ve korku dolup taşıyordu.

Akşama doğru karakola gitti. Koridorda eski kağıtlar, linolyum kokusu. Polis memuru, ellili yaşlarında biriydi; sabırla dinleyip not aldı.

Yani mikro krediler, SIM kart, para transferi teşebbüsü, dedi. Kimliğin yanında mıydı, kaybetmedin değil mi?

Kaybetmedim, dedi Elif. Ama işyerinde sigorta için bir fotokopi vermiştim. Yönetici şirkette de bazen hesap güncellemesi için fotokopi istemişlerdi.

Fotokopiler elden ele geziyor, dedi memur. Fakat SIM değişimi işi önemli ipucu. Olayı kayda alıyoruz, belgeleri de ekle. Sonrasında gereken resmi kurumlara yazı yollarız.

Bir kağıt ve kalem verdi. Elif yazarken gözyaşlarını zor tutuyordu. Bilinmeyen kişiler yazmak bile acayip geliyordu; bu, bildiğinden fazla bir yabancılıktı.

Eve döndüğünde Mehmet kapıyı açtı.

Ne oldu? dedi kısaca.

Şikayet dilekçesini verdim. SIM kartı iptal ettirdim. Yarın Mernis İşlem Merkezine gideceğim, belgeleri alacağım, Kredi Kayıt Bürosuna da başvuracağım, dedi Elif hızlıca. Hız, kontrolün ondaymış gibi bir duygu veriyordu.

Mehmet yüzünü buruşturdu.

Bak, belki en iyisi bu borçları ödeyip kapamak? Sakin kalmak daha önemli.

Elif ona yabancı biri gibi baktı.

Başkasının borcunu ödeyip, sonra bir yenisini beklemek mi?

Yok, öyle demek istemedim Sadece, polis işleri

O, Elifin hissettiğinden başka bir şeyi anlamıştı: Mehmet korkuyordu, sadece olay sönsün, her şey unutulsun istiyordu. Ama sönmek, Elifin varlığından vazgeçmek olurdu.

Ertesi gün, Elif Merkez Nüfus ve Vatandaşlık İşlerine gitti. Elektronik sıra, klasörler, kuyrukta şikayetlenen insanlar Elif evraklarını göğsüne bastırıp oturdu; sanki alnında borçlu yazılıydı.

Oradaki görevli, e-Devletten hangi başvuruları yapabileceğini, kredi başvurularını nasıl engelleyebileceğini, hangi belgeleri alabileceğini anlattı. Elif her cümleyi not aldı; zihni artık hiçbir şeyi tutamıyordu.

Akşam kredi raporu geldi e-posta ile. Elif açtı; iki mikro kredi, bir de iptal edilen başvuru. Tüm bilgiler adı, T.C. numarası, ikametgah doğruydu. Ve bir yerde gizli kelime kısmı vardı. Orada, yalnızca ailesinin bildiği bir kelime yazılıydı.

Defalarca okudu. O kelimeyi yıllar önce, banka güvenlik sistemi için seçmişti. Gülerek, kolay unutulmayacak bir şey olsun demiş, o günü hatırladı. Yalnızca Mehmet ve oğlu Emir biliyordu, bir de Geçen kış Mehmetin yeğeni Denize iş bulmak için yardım etmişti; Deniz mutfakta çay içerken Elif, formları doldururken, bu parolalardan kimse bir şey anlamıyor zaten diye şaka yapmıştı. Elif o an, kontrol etmek için gizli kelimeyi sesli söylemişti.

Elif dosyasını açtı; Denize maaş kartı işlemleri için verdiği T.C. kimlik fotokopisini aradı. Deniz, Uygulamada kayıt sorun çıkıyor, sadece gösterip çıkacağım deyip almıştı. Üzerine sadece bu işlem için yazdığı bir kopyaydı. Fakat bu detay, kullanmaya engel olmamıştı.

İçini kemiren bir kuşku ile Denizin bir ay önce para istemesini, Mehmetin takılma, adam toparlanıyor deyişini, Denizin kaçamak bakışlarını düşündü.

Mehmet mutfağa geldi.

Neden sessizsin, dedi.

Elif rapor ve nüfus kağıdı kopyasını önüne koydu.

Bak, gizli kelimem burada, dedi. Ve SIM kart da kimliğimle çıkarılmış. Kopya Denizdeydi.

Mehmet hızlıca göz attı.

Yani Deniz mi yaptı diyorsun?

Sadece birinin bunu bilecek kadar yakın olması lazımdı, dedi Elif ağır ağır.

Mehmet sandalyesini ileri itti.

Ya, abartıyor musun? O, genç, sıkıntılı bir dönemde. Hem mümkün değil

Benim de sıkıntılı dönemim; bana tehdit telefonları geliyor, hesabım bloke ediliyor, bir de üstüne, öde geç deniyor, dedi Elif soğukkanlılıkla.

Mehmet sustu. Direnci Elifin söylediklerine değil, ailesinin özüneydi. Sanki bizden biri bunu yapmazdı.

Ertesi sabah Elif, SIM kartın verildiği bayiye gitti. Küçük bir dükkandı. Yöneticisine kimliğini gösterip konuşmak istediğini söyledi.

Üçüncü şahsa veri verilemiyor, dedi çalışan kadın. İtiraz ise polis kanalıyla olur.

Çoktan başvurdum, dedi Elif. Sadece hangi kimlikle başvuru yapılmış, onu öğrenmek istiyorum.

Kadın göz ucuyla baktı, sonra alçak sesle, Sistemde, orijinal kimlik gösterilmiş, fotoğraf uyumluymuş. İmzayı atmışlar.

Elifin parmakları uyuştu. Ya bir sahte T.C. kimlik belgesiyle ya da kendi bilgileriyle, benzer bir yüz sahibi kişi başvurmuştu. Deniz geldi aklına; ince, zayıf yüzü, bakışlarını kaçırışı. Dükkan çalışanı da, yoğunluktan kimsenin ayrıntı sormadığını anlatıyordu.

Birden, avukat olan çocukluk arkadaşı Selmayı arama isteği geldi.

Bir fikrini almak istiyorum, dedi. Ve muhtemelen bir isim de vermek zorunda kalacağım.

Selma lafı uzatmadı.

Bu akşam gel, elindeki tüm evrakları getir. Sakın dolandırıcılara para ödeme.

Selmanın ofisinde kahve ve yeni basılmış kağıt kokuyordu. Elif tüm belgelerini serdi.

Çok iyi yapmışsın, tüm süreç kayıt altında, dedi Selma. Polis başvurun var zaten. Bankalara ve GSM operatörlerine de resmi itiraz gönder. Ayrıca e-Devletten kredi yasağı koy. Tam çözüm değil ama risk azalır.

Ya bu yakın akrabaysa? dedi Elif.

O zaman daha da önemli, dedi Selma kararlı. Saklarsan devam eder. Bu para meselesi değil, sınır meselesi.

Elif içinden sınırların ailede, bizden olan herkese her şeyin verilebildiği kültürde tuhaf durduğunu düşündü.

Cumartesi günü Deniz kendiliğinden geldi. Mehmet çağırmış, görüşeceklerini söylemişti. Kapıda, heyecanla içeri girdi, Elif koridorda karşısında dikildi.

Merhaba Elif abla, dedi, şakacı olmaya çalışarak. Mehmet abi, aradınız ya, bir konu vardı sanırım?

Evet, bende, dedi Elif. Benim adıma mikro kredi çekilmiş, SIM kart değişmiş, başvuruda gizli kelime yazılmış.

Denizin yüzündeki gülümseme dondu.

Yahu, şimdi bu işler her yerde oluyor

Oluyor, dedi Elif. Ama kimlik kopyam sendeydi.

Mehmet araya girdi, sesi güçsüzdü.

Elif, üstüne gitme istersen

Sadece soruyorum, dedi Elif sakince.

Deniz gözlerini kaçırdı, başını önüne eğdi.

Mecbur kaldım, dedi hızlıca. Sen hemen fark etmezsin sandım. Eski borcu kapatacaktım, geri ödeyecektim. Çok faiz bindirdiler. Artık başa çıkamıyorum.

Benim üzerime yapmışsın, dedi Elif, kendi sesini dışarıdan dinler gibi sakin. Tehdit mesajları aldığımı, hesabımın bloke edildiğini biliyor muydun?

Yetişirim sandım Kimse para vermiyor, ama sen hep sen hep yardım edersin ya.

Bu sözler, itirafından daha ağırdı. Sen yardım edersin demek, sanki hakkıymış gibi geliyordu ona.

Mehmet ileri atıldı.

Deniz, ne yaptığının farkında mısın, dedi gergin. Bu işin ucu cezaevine varır.

Mehmet abi, hallederim, borcu ödeyeceğim, tekrar iş bulacağım, lütfen

Elif dosyasından polis tutanağını çıkardı.

Bu iş başladı artık, dedi. Dilekçemi geri çekmiyorum.

Denizin rengi attı.

Aile değil miyiz? diye fısıldadı.

Aile bunu yapmaz, dedi Elif. Artık korkması değil, kendi ayağının yere bastığını hissetmesi güç veriyordu.

Mehmet baktı; bakışında yeni, acı bir şey vardı. Yeğenini korumak istemişti, ama Elifin hakkı feda edilemezdi.

Çık, dedi Mehmet Denize, Git şimdi.

Deniz bir an daha bekledi, belki bir mucize gerçekleşir sandı, sonra çekip gitti. Kapı kapanınca evde ağır bir sessizlik kaldı.

Mehmet sandalyeye çöküp elleriyle yüzünü kapadı.

Ben… böyle olacağını hiç düşünmemiştim

Ben de, dedi Elif. Ama artık, güvenin tek başına koruyucu olmadığını biliyorum.

Mehmet başını kaldırdı.

Bundan sonra?

Bundan sonra her şeyi sonuna kadar götüreceğim, evde de. Evrakların kopyası yok. Parolaların söylenmesi yok. Bir dakikalığına telefon isteyen bile olsa, ona güven yok.

Mehmet başını iki yana salladı, teslimiyetin acısıyla sustu.

Sonraki haftalar, hiç bitmeyen bir mücadele gibiydi. Elif, kredi veren kurumlara iadeli-taahhütlü ihtar çekti, polis tutanağını ekledi, tüm sözleşmelerin kendisine iletilmesini istedi. Bankada yeni hesap açtı, maaşını oraya aktardı. e-Devletten kredi yasağı oluşturup tüm geçmiş kontrolleri takip etmeye başladı. GSM operatöründe yeni numara tanımlattı, eski numarasını sonsuza kadar kapattı, yeni SIM çıkarımlarında sadece şahsen, çift kontrolle işlem yapılmasını talep etti.

Her hamlede iz bırakıldı: kargo takipleri, bilgisayarda taranan evraklar, sadece kendi bildiği bir şifreyle saklanan yeni parolalar. Yorgunluğu arttı; fakat kontrolün yavaş yavaş kendisine dönmesini hissediyordu.

Tahsilatçılar aradı yine; artık cevabı belliydi:

Bütün taleplerinizi yazılı istiyorum, dosyada suç duyurusu var, Kayıt Nosu şu, görüşme kayda alınıyor.

Kimisi hemen kapattı, kimisi ısrar etti, ama Elif eski tavizkârlığını geride bırakmıştı. Tüm görüşmeleri dosyalayıp avukatı Selmaya iletti.

Bir akşam, bir mikro kredi şirketinden Sözleşmeye itirazınız nedeniyle işlemler durduruldu yazan bir yazı geldi. Zafer değil belki, ama ilk kez haklılığının kabulüydü.

Mehmet sessizleşti. Elif, klasörü artık ortak dolaptan alıp çekmeceye koyduğunda itiraz etmedi. Yeni telefon şifresini hiç sormadı. Zaman zaman, Denizden bahsetmek ister gibi olduysa da Elif konuyu kesti.

Dava sürdükçe açmayacağım bu mevzuyu, dedi. Onu konuşmak yok.

Ne bir zafer, ne eski mutluluk Sanki yangın atlatılmış, ev yerinde ama kurum kokusu silinmemiş gibiydi.

Bir ay sonra, Elif bankadan şikayet konusu işlemler silinmiştir belgesini aldı. Bankacı, Bloke çözüldü, fakat yeni kimlik çıkarmanızı ve kredi notunu kontrol etmenizi öneririm, dedi.

Elif dışarı çıkınca derin bir nefes aldı ve kendine yeni bir bloknot ve kalem aldı. Park girişindeki bankta oturup ilk sayfaya şunları yazdı:

Evrak kopyası vermek yok. Parola, şifre asla sesli söylenmeyecek. Telefona sadece ben dokunurum. Borç sadece sözleşmeyle, sadece hayır diyebileceğime verilir.

Bloknotu çantaya koydu, fermuarı çekti. İçinde hâlâ bir gerginlik vardı, ama bu sefer çalıştıran, koruyan bir gerginlikti. Güveni kaybetmemişti, sadece şartlı ve akıllı bir güvene dönüşmüştü.

Evde çay demledi, yeni parolaların yazılı olduğu zarfu küçük bir güvenlik poşetine koyup kilitli çekmeceye bıraktı. Mehmet yanına gelip iki boş kupa bıraktı.

Artık anladım, dedi sonunda. Haklıydın. Eski günlere dönmek istedim ama olmuyor.

Elif onun gözlerinin içine baktı.

Eski günler bitti. Ama yenisi olabilir. Birbirimizi sözle değil, davranışla koruyacağız.

Mehmet başını salladı. Elif çekmecenin kilidini kapatırken çıkan küçük tıkırtı, yaşadığı hayal kırıklığına rağmen yeni bir güvenin, kontrolün sesi olmuştu. Artık geçmişteki gibi olmayacaktı; yeni, ama kendi koyduğu kuralları olan güvenli bir hayata adım atmıştı.

Rate article
Lifequest
Parola: Bir Kadının Hayatını Sıfırlayan Güven Açığı – Mikro Kredi Tuzağı, Dolandırıcılık ve Ailede Hesaplaşma