Ah canım, inan bana, aynı dertten muzdarip o kadar çok insan var ki… Bak şimdi, sana anlatacağım: Benim kocam da sadece kendini düşünüyor. Ne bulursa yiyor, vallahi bizim oğlan için bile bir lokma bırakmıyor.
Emre, muzlar nerede? dedim bir gün ona.
Yedim aşkım, canım çekti, dedi pişkince.
Hiç değilse bir tane bırakaydın da çocuk ikindi vakti yeseydi?
Amanın, hemen mesele oldu. Gidip marketten almasak mı? Abartıyorsun, diye cevap verdi.
E bari git de yenisini al, o zaman.
Aşkım, şimdi top maçı var! Çıkamam evden ya? dedi rahat bir şekilde.
Bizim evde bu hep böyle. Ne zaman yoğurt, kek, elma alsam… Bir köşeye saklamasam, bizim oğlan aç kalacak diye korkuyorum vallahi.
Beş senelik evliyiz, oğlumuz Kerem ise yakında iki yaşına basacak. Ev kredisi var tabii, haliyle bütçe kısıtlı. Emre kendini ailenin bakıcısı zannediyor, çünkü bize yuva sağladığını düşünüyor. E, ne yaptı? Sevgiyle mi aldı? Yok canım, kendi tek odalı evini satıp peşinat verdi işte. Zaten annemle babam da yardım etti. Annem de sürekli diyor zaten, Emre tam bencil. Kızım, dikkat et! diyor. Bir yanım ona hak veriyor.
Geçenlerde doğum günü hazırlıkları yapıyoruz. Ben mutfakta harıl harıl misafirler için yiyecekler hazırlıyorum, o ise habire yanıma gelip ne hazırladıysam götürüyor, mideye indiriyor. Ama en fena ne oldu biliyor musun? Pastayı buldu! Buzdolabında yer kalmayınca balkona koymuştum, meğer gizlice gidip kesip ortasını yemiş. Bir getirdim mutfağa, pasta desen pastalığından çıkmış, ortası yok! O an o utancı, mahcubiyeti anlatamam.
Bu sürekli olan bir şey. Tamam, Emre dışarıda çalışıyor, para da getiriyor, ama bu kadarını da yapma yani! Biraz insaf, biraz düşünce! Her zamanki bahaneleri, Alırız yine, dert etme! Hadi beni düşünmedi, oğlumuzu da mı düşünmez? Paramız yetmiyor, ya ay başına kadar yiyecek kalmazsa? Bir haftada bir ayın erzağını yiyoruz resmen.
Bir de kaynanam var üstümde:
Kızım, bırak yesin adam, sonuçta çalışıyor, para getiriyor eve. Sen de şikayet edip durma, daha fazlasını pişir! diye Emreyi savunuyor.
Ama ne yapsam, ne kadar pişirsem, Emreye yetmez ki! Aldığım her şeyi silip süpürüyor, yetmiyor. Daha fazla almak imkansız, hem krediyi ödemeye çalışıyoruz hem Kereme kıyafet, eve lazım olanları alıyoruz.
Vallahi geçen gün patladım, dedim ki: Bir daha böyle yaparsan, valla boşanırım senden! Evin yarısını alıp kendi yoluma bakarım! Emre küstü, hemen annesine dert yandı. O günden beri kaynanam yüzüme bakmıyor. Ama ben hala kendimi haklı buluyorum. Haklı mıyım, ne dersin?




