Anneciğim, oğlunuz artık yetişkin—ama hâlâ her şeyde söz hakkınız olsun istiyorsunuz! 30 yaşına bastı, hâlâ çocuğunuz gibi her adımını kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Oğlumun kıyafetinden, işinden, hatta evimizin düzenine kadar her şeye karışıyorsunuz. Eşim, sizin isteğiniz dışında bir işte çalışmaya bile cesaret edemiyor. Bize verdiğiniz ev bile kendi adınıza! Artık dayanamıyorum; eşime annesinin oğlundan çok bir birey gibi davranmasını ve kendi kararlarını vermesini istiyorum. Sonunda annemi ziyarete geldiğinde bile eve sokmadınız, o yüzden ben de annemle valizimi toplayıp çıktım. Başkalarının boyunduruğu altında mutlu bir yuva kurulmaz—anneler, bırakın oğullarınız büyüsün!

Anne, oğlunuz artık yetişkin!

Bunu kayınvalideme açıkça söyledim, çünkü bir kez daha oğluna hangi iç çamaşırını giydiğini sordu. Bu arada, kocam geçen hafta otuz yaşına bastı. Kayınvalidem, hayatının her alanını kontrol etmeye çalışıyor ve benim hiçbir değerim olmadığını düşünüyor.

Onun oğlunu yönlendirme ve kontrol etme yeteneği beni şaşırtıyor ama artık bıktım. İş öyle bir noktaya geldi ki, kayınvalidem iş yerinden hoşlanmazsa, kocam hemen işi bırakıyor. O her işsiz kaldığında annesi ona para veriyor. Tabii ki kayınvalidem maddi olarak oldukça iyi durumda ama ben sağlıklı, çalışabilecek bir kocayla başkalarının parasıyla yaşamak istemiyorum.

Bir gün yakında düğüne davetliydik. Kocam uygun fiyatlı bir takım elbise aldı. Kayınvalidem gördüğünde adeta delirdi, çünkü pahalı bir marka değildi. Hemen cebine para sıkıştırıp markalı bir takım almasını istedi.

Geçenlerde bize bir daire hediye etti ama tapu kendi adına. Benim için bir sorun değil ama eve kendi zevkine göre döşüyor. Düşünün, tuvaletin kapağını bile ben seçemiyorum; bu evde kendimi nasıl ev sahibi hissedebilirim?

Bir yandan bize iyilik yaptığını düşünmeliyiz. Ama diğer yandan, sanki üstünlüğünü göstermek için her şeyi kasıtlı yapıyor gibi. Oğlunun iyiliği için her şeyi yapıyor. Kocam ise bundan rahatsız değil, tek kelime karşılık vermiyor.

Birkaç hafta önce, annem ziyarete geldi. O köyde yaşıyor ve burada bizde kalmayı planlamıştı. Kocam annemi görünce şöyle dedi:

Anneme bir çay ikram edelim, sonra taksiyle halama bırakalım.

Sonradan öğrendim ki, kayınvalidem eşime, annemi benim yanımda tutmamamı, bana kötü etkisi olabileceğini söylemiş.
Annemin şehirde başka akrabaları var ama o beni görmek, benimle kalmak için gelmişti.

Ne yaptım biliyor musunuz? Eşyalarımı toplayıp annemle birlikte çıktık, başka yere gittik. Bunu yaptığım için asla pişman değilim; en azından birilerinin baskısına boyun eğmekten vazgeçtim.
Hayatta şunu öğrendim: Eğer bir adam yetişkin olmasına rağmen hala annesinin sözünden çıkamıyorsa, o ilişki kimseyi mutlu etmez. Herkes önce kendi sınırını çizmeli ve değerine sahip çıkmalı. Sevgi, saygı ve özgürlük olmadan ev gerçekten yuva olamaz.

Rate article
Lifequest
Anneciğim, oğlunuz artık yetişkin—ama hâlâ her şeyde söz hakkınız olsun istiyorsunuz! 30 yaşına bastı, hâlâ çocuğunuz gibi her adımını kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Oğlumun kıyafetinden, işinden, hatta evimizin düzenine kadar her şeye karışıyorsunuz. Eşim, sizin isteğiniz dışında bir işte çalışmaya bile cesaret edemiyor. Bize verdiğiniz ev bile kendi adınıza! Artık dayanamıyorum; eşime annesinin oğlundan çok bir birey gibi davranmasını ve kendi kararlarını vermesini istiyorum. Sonunda annemi ziyarete geldiğinde bile eve sokmadınız, o yüzden ben de annemle valizimi toplayıp çıktım. Başkalarının boyunduruğu altında mutlu bir yuva kurulmaz—anneler, bırakın oğullarınız büyüsün!