Olgacık, ilk kez sevgilisiyle yeni yılı kutlayacaktı: Tüm gün evi temizledi, yemekler yaptı, masayı hazırladı. Tolga ile üç aydır beraber yaşıyorlardı; Tolga ondan 15 yaş büyük, evlenip boşanmış, nafaka ödüyor ve arada bir içmeyi seviyor… Ama Oya için bunlar aşık olunca hiç önemli değildi! Herkesi şaşırtan bu aşkı Tolga’nın ne yakışıklılığına ne de paraya borçluydu, çünkü parası da huyu da yoktu; ama Oya, hayallerine rağmen yılbaşında misafirlerine “yatağımın komşusu” diye tanıtıldığı, herkesin kendisiyle dalga geçtiği, Tolga’nın ise gülüp geçtiği bir gecede bütün yaşadıklarını geride bırakıp eve döndü, anne-babasının tembihlerini hatırladı ve sonunda pembe gözlüklerini çıkarıp yeni bir hayata adım attı.

Yıllar önceydi… O zamanlar Elif, yılbaşı kutlamalarına günler öncesinden hazırlanırdı. Eve çeki düzen verir, mutfağı mis gibi yemeklerle donatır, sofrayı özenle hazırlar; her detayı düşünürdü. Bu onun ilk yılıydı ki, yeni yıla ailesiyle değil, sevdiği adamla girecekti.

Elif, üç aydır Muratın evinde yaşıyordu. Murat, Eliften on beş yaş büyüktü, daha önce evlenmiş, boşanmış ve çocuğu için nafaka ödüyordu, ara sıra da içkiye fazla düşkündü… Ama insan sevince bunlar gözünde küçülüyor. Zaten Muratın Elifi nasıl kendine aşık ettiğini kimse anlayamıyordu: Ne yakışıklı sayılırdı, hatta dürüst olmak gerekirse, biraz çirkinceydi bile. Huysuz ve cimriydi, cebinde neredeyse hiç para olmazdı. Parası olduğunda da sadece kendine harcardı. Ama Elif onun bu garip ve zorlu yanlarına rağmen Muratı delice sevmişti.

Üç aylık beraberliklerinde Elif, Muratın kendisini iyi bir eş adayı olarak göreceğine dair umut taşımıştı. Murat, ara sıra şöyle derdi: Birlikte yaşamalı, bakmalıyız; iyi bir ev hanımı mısın değil misin? Eski eşim gibi çıkarsan ne olacak? Eski eşiyle ilgili hiçbir şey anlatmazdı, Elif de neyle karşı karşıya olduğunu tam bilmezdi. Bu yüzden elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret etti: Murat gece alkol alıp eve sızsa da sesini çıkarmaz, yemeklerini yapar, çamaşırlarını yıkar, evi temizler; hatta alışverişi bile hep kendi parasıyla yapardı. Ya Murat onun maddiyatçı olduğunu sanırsa diye! Yılbaşı sofrasını da kendi birikimiyle kurdu, Murata yeni bir telefon hediye almak için aylarca para biriktirdi.

O yılbaşında Elif hazırlık yaparken Murat da kendine göre hazırlanıyordu; yani arkadaşlarıyla içip, keyfine bakıyordu. Akşam üstü sarhoş olmuş bir şekilde eve geldi ve yılbaşında arkadaşlarını da çağırdığını söyledi. Elifin hiç tanımadığı arkadaşlar… Elif sofrayı donatmıştı, yılbaşına bir saat kalmıştı ve keyfi bozulmuştu, ama içinde tutuyordu; ne de olsa o, Muratın eski eşi gibi değildi.

Yarı saat kadar kala, Muratın sarhoş arkadaşları kadınlı erkekli bir grup olarak kapıyı çaldı, apar topar içeri doluştular. Murat birden neşelendi, hepsini masaya buyur etti, içki faslı başladı. Kimse Elifle ilgilenmiyor; hatta Murat, Elifi misafirlerine bile tanıtmıyordu. Sanki evde o yoktu. Kendilerince şakalar yapıp, sohbet ediyorlar, Elif ise sofrada bir köşede sessizce oturuyordu.

Saat tam on ikiden iki dakika önce Elif, Şampanyaları kadehlere dökelim, yeni yıl anını kaçırtmayalım dediğinde, oradakiler ona sanki davetsiz bir misafirmişçesine tuhaf tuhaf baktılar.

Bu kim? diye alaycı bir sesle sordu bir kadın.

Yatak komşum, diyerek güldü Murat; herkes de ona katılıp kahkahalar attı.

Elifin hazırladığı yemekleri mideye indirirken, Muratın arkadaşları Elifin saflığıyla alay edip Murata, Ne akıllısın, beleş aşçı ve temizlikçi bulmuşsun! diye takıldılar. Murat ise bir an olsun onu savunmadı, aksine onlarla birlikte güldü geçti. Yani Elifin kendi alın teriyle hazırladığı her şeyin üstünde Muratın gamsızlığı ile ağırlık vardı.

Elif sessizce odasına gidip eşyalarını topladı, hiç ses etmeden anne babasının evine döndü. Hayatında böyle kötü bir yılbaşı geçirmemişti. Annesi alışık bir tavırla Ben sana söylemiştim kızım dedi, babası ise sessizce derin bir nefes aldı. Elif ise gözyaşlarını döktükten sonra, gerçeklerin farkına varmaya başladı.

Bir hafta sonra Muratın parası bitince, kapılarını çaldı; sanki hiçbir şey olmamış gibi sordu:

Niye gittin ki, Elif? Alındın mı yoksa? Ama Elifin yüzündeki kararlılığı görünce lafa devam etti: Bak hele, güzel iş ha! Sen ana babanla keyif çatıyorsun, benim dolabımda fareler açlıktan ağlıyor. Sen de eskisi gibi davranmaya başladın!

Bu pervasızlık karşısında Elif şaşırdı, sayıp dökecek çok şey vardı ama konuşamadı. Tek yapabildiği, onu kibarca kapının önüne koymak ve arkasından kapıyı kapatmak oldu.

O yılbaşından sonra Elifin hayatında yepyeni bir dönem başladı…

Rate article
Lifequest
Olgacık, ilk kez sevgilisiyle yeni yılı kutlayacaktı: Tüm gün evi temizledi, yemekler yaptı, masayı hazırladı. Tolga ile üç aydır beraber yaşıyorlardı; Tolga ondan 15 yaş büyük, evlenip boşanmış, nafaka ödüyor ve arada bir içmeyi seviyor… Ama Oya için bunlar aşık olunca hiç önemli değildi! Herkesi şaşırtan bu aşkı Tolga’nın ne yakışıklılığına ne de paraya borçluydu, çünkü parası da huyu da yoktu; ama Oya, hayallerine rağmen yılbaşında misafirlerine “yatağımın komşusu” diye tanıtıldığı, herkesin kendisiyle dalga geçtiği, Tolga’nın ise gülüp geçtiği bir gecede bütün yaşadıklarını geride bırakıp eve döndü, anne-babasının tembihlerini hatırladı ve sonunda pembe gözlüklerini çıkarıp yeni bir hayata adım attı.